Anılar

Ön Ren kaynağı

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Erkenden kalkıp sırt çantamı hazırlamış, yağmur ihtimaline karşı şemsiyemi de yanıma almıştım. Telefonumun şarjı biter diye şarj aletini de almayı unutmuyorum bu arada. “Zamanında varabilir miyim?” endişeyle yola koyuluyorum.
      Tren hareket etti. İsviçre'nin güzel bir yanı da en çetin yerlerine bile yol yapılmış, her tarafa ulaşım sağlanıyor.

İsviçre Alplerinden doğan Ren Nehri

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Biletçi:
       "İsterseniz size her yaz sezonu yarı fiyatına BÜGA hazırlayıp vereyim, "dedi.
      "Yo, yo, istemiyorum” dedim ona. “Ben Igis'den Chur kent merkezine; işe gidip gelmek için aylık abone istiyorum." 
      Biletçi yüzüme bakıp, "Bununla kantonun her tarafına bir ay boyunca seyahat edebilirsiniz ama.” diyor.

Dutlar kızarmadan evvel...

H.Gürer kullanıcısının resmi

Bedenine sığmayan rahatsız edici sıkıntıdan eser kalmamıştı. Uykusuz ve yorgundu ama huzurluydu. 

 Ektiği bu bereketli bostandan mahallede faydalanmayan yoktu. Dalında henüz tam kararmamış kara dut’tan alıp tadına baktı. Böğürtlen tadındaydı, ekşi ama suluydu. Kara dut’u sevmeyen yoktu. En çok da oğlu Sinan, “en güzel meyvedir dut, dalındayken yemezsen intihar ederler” der, kelebek larvası misali dut ağacında yaşam bulurcasına etrafında dolaşır, sonra parmaklarını ve dudaklarını yalayarak doyumsuzca yerdi. 

 

Kürecik'den Dersim'e

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Kapıyı aralayıp, kar aydınlığına çıktık. Gün boyu yağan kar, geceleyin tipiye dönüşmüş, patikaları kapatmıştı.
"Keseden gidelim," dedi İbo.
"Batarız, kapanmış patikayı izleyelim," diyecektim vazgeçtim. Pantolonlarımızın paçalarını yün çoraplarımızın içine soktuk. İbo önde, ben arkada, toz kara vurduk kendimizi. Zamanı ve mekanı körleştiren bir kar aydınlığı içinde, bata çıka vardık ana yola. Aç tilki izlerini, baca dumanlarını ve köpek havhavlarını geride bırakarak Kürecik nahiyesinin kahvesine vardık

Necmettin Büyükkaya'nın Anısına 10.Bölüm

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Halkımızla birlikte onları yüreğimizde yaşatmaya devam edeceğiz. Onlara Allah’tan rahmet dilemekten başka ne yazık ki elimizden bir şey gelmiyor” diyor.
Melle Bahtiyar önce amcamı sandalyeye buyur ediyor, sonra da amcamın yanında boş duran bir sandalyeye oturuyor. Melle Bahtiyar’ı görmeye gelen yakın akrabalar çadırın etrafında öbek öbek toplanıyorlar. Melle Bahtiyar gözlerini köyün karşı yakasında duran manzaraya dikerek:

Necmettin Büyükkaya'nın Anısına 9.Bölüm

Kadir Büyükkaya kullanıcısının resmi

Melle Bahtiyar’ı önden yürüterek Necmettin abinin gençlik yıllarına tanıklık eden bu küçük odanın kapısından içeriye giriyoruz. Eşikten adım atar atmaz eskiden kalma binlerce hüzünlü anı üstüme çullanıyor. Tabanı basık bu odanın ortasında durarak Melle Bahtiyar’a,  “Kek Bahtiyar Necmettin abinin gençlik yılları bu odanın içinde geçti. Ana-baba, bacı-kardeş bütün aile bu odanın içinde oturarak sofraya bağdaş kurdular. Necmettin abinin avukat olacağı günün umudu ve hayali bu duvarlar arasında yoğruldu. Bütün dua ve temenniler bu odadan Allah’a ulaştırıldı.

Sayfalar

Anılar beslemesine abone olun.