Anılar

Şirinyer Askeri Cezaevi ve Mogok

Suat Gerçek kullanıcısının resmi

 

Şubede her şey daha mı kolaydı yoksa asıl sorunlar burada mı başlayacaktı? Orada gözlerimiz kapalıydı sımsıkı. Burada açık. Peki, değişen neydi ki? Orada ‘haydarlar’ vardı ama burada gözümüzün açık olmasına aldırmayan askerler. Onlar bizi tanıyordu biz onları. Acaba kurşuna dizmeyi mi düşünüyorlardı bizi? Bu denli aşikâr, saklamaya gerek duymadan yüzlerini, bize yaptıklarını ''çok doğal'' görmelerine sebep neydi? Yok, yok, kesin kurşuna dizilecektik!

Su Akıyor Göz Bakıyor! “hore hore” Ne Demek?

İsmail Güner kullanıcısının resmi

İçime kederle karışık hüzünlü bir sevinç gelip yerleşti. Köyüme doğru bir gezintiye çıkardı.
Nurhak Dağı yamacında toprak dam evlerden oluşmuş köyümün adı Kistik’ti. Köyün en ucundaki evde oturan kalabalık bir nüfusa sahip Êlî Kuşe ve Xecê çok yoksul bir yaşam sürüyorlardı…
Bunca yoksulluklarına rağmen kış aylarında, karlı ve tipili havalarda avcıların tilki avlamak için evlerinin ahırını kullanmalarına seslerini çıkarmazlardı.

Asılı kalan hayatlar

Nazım Sılacı kullanıcısının resmi

Önemli biri yakalanmış. Başka bir ilin DEV-YOL sorumlusu! Misafir ağır. Molada oluşumuz bu nedenle. "Adın ne?", "Vakkas!"... "Soyadın ne?", "Demir!"... "Biz de seni arıyorduk Vakkas Demir!"... Ve çığlıklar! Çığlıklar! Çığlıklar! İnsan sesinin hiçbir yerde ve hiçbir şekilde duyamayacağınız halleri. Tüyler ürpertici ve geçmek bilmeyen anlar... O çığlıkları duymamak için kulaklarımın sağır olmasını ne çok istediğimi, ama ne çok istediğimi nasıl anlatabilirim ki şimdi! Bize yapılanların, ona yapılanların yanında devede kulak kaldığını söylemek doğru mu olur, bilmiyorum açıkçası.

Sayfalar

Anılar beslemesine abone olun.