Anılar

Menemenli Roman hemşerilerim

Nadi Öztüfekçi kullanıcısının resmi

....İşte o her biri 110-130 kilo gelen üzüm çuvallarını arabalardan indiren, kantarda tartılması için kalasla omuzlayıp kaldıran, onların altına tek başına yatıp sırtlayarak tüccarın mağazasında istifleyenler de çoğu kez Romanlar olurdu. Çok zorlu bir işti. Nice yağız roman delikanlısını o ağır çuvalların altında disk kaymasıyla sonuçlanan kazalar geçirmişti. Ömürleri boyunca bel ağrısı çekip sakata düştüklerini biliyorum.  Hele yerel tüccarda biriken üzüm çuvallarının İzmir’deki büyük tüccarlara gönderilmek üzere kamyona yüklenmesi vardı ki resmen bir tehlike ve dehşet gösterisiydi.  Yaklaşık 30-40 cm genişliğindeki kalasların üzerinde ortalama 120 kiloluk üzüm çuvalları sırtlarda taşınarak kamyonlara yüklenirdi. Kamyondaki yük yükseldikçe tehlike büyürdü.

.....

Şapka/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Kasap bunlar,” diyordu. “Ameliyat yapacakmış, sanki sakatat kesiyor!”

Ertesi gün Akhisar’a gittik. O zamanlar Akhisar’da Cevdet Bey adında yaşlıca bir pratisyen hekim vardı. Beni muayene etti, sonra babamı rahatlatan, yüzünü güldüren şeyler söyledi.

Böbreğimin alınmasına gerek yoktu. İlaçla tedavim mümkündü. Çok sıkı, tuzsuz bir perhiz yapmam, bir de her gün penisilin iğnesi yapılması gerekiyordu. Perhiz sorun değildi, ama köyde ebe, hemşire, sağlık memuru yoktu. İğneleri askerlikte sıhhiye eri olan biri yapıyordu.

Gülü seven yapraklarını, sevmeyen ise dikenlerini görürmüş!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Genellikle öğlen yemeğinden sonra arkadaşlarımızla orada toplanır, bazen iş bazen siyaset bazen de güncel hayatımızla ilgili sohbetler ederiz.

Birkaç gün önceydi. Yine espriler, kahkahalar havada uçuşuyordu. Bu arada Ayşe de geldi. Kuaföre gitmiş. Halinden belli. Saçları şekilli, kat kat kesilmiş. Yakışmış. Boyanmış ve fön çekilmiş. Hafif makyajlı. Çok hoş ve enerjik görünüyor. Gülümseyerek gelip yanımıza oturdu. "Güle güle kullan… Çok güzel olmuşsun" diye iltifatlar yağdırıyoruz.

GÜZEL SENELERDİ

Kamil Küpeli kullanıcısının resmi

 Ya gökyüzü inerdi yere ya da çok kar yağınca yeryüzü yaklaşırdı göğe, ya da ben çocuktum öyle sanırdım.

Hiç durmadan lapa lapa yağan karla kaplanınca her yer agaçlar gelinlik giymiş kız gibi olurdu... Bizim ev ne hikmetse poyrazın en çok estiği tepeye kuruludur... Hiç durmayan şiddetli rüzgarda pencereler zırıl zırıl öterdi, hem de günün yirmidört saati.

Seninle Soluklanmak İstedim

Abdullah Oral kullanıcısının resmi

Düşerken alnını okşuyor son rüzgâr.
El ilanları yırtık ayrılıklar kuşatmış bu şehri
Zulmün içinden direniş çığlıkları yükseliyor.
Yüreğinin kıyılarına tutunmak istedim.
 
Esen yel kavgayı fısıldar kulağına sevdalının
Koyulaşır damarından toprağa sızan kanlar.
Sevgimi yoğurdum umudumla aşk ile
Direncimle çoğalmak için yokluğunda.

Gözlerinin sularında savrulmak  istedim
 
Kendine yabancı bir tebessüm asılır yanaklarımda

Toprak Dam Evden Dünyaya Bakmak

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Kartal Dağı’nın yel değirmeni, yaylalardaki mantar lezzeti, Nurhakların karlı zirveleri, Tahtalı Ovası’nda buğday karacası, kayısı tadı, sarmalık tütün kokusu, Elma Deresi mevkiinde kenger ışkını, oradan geceleri yüksek yerlerden Elbistan Ovası’nın renkli kent merkezini seyre durmak, çocukluğumun unutulmaz anıları bir film şeridi gibi gözlerimin önünde gelip geçer yaban ellerde…

Sayfalar

Anılar beslemesine abone olun.