Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü

“a,e” Ünlüleriyle Biten Fiillerin Yazımı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

* “-yor” ekinin kendinden önceki düz-geniş “a,e” ünlüleri üzerinde daraltıcı bir etkisi vardır.

ağlamak : Sonu düz-geniş “a” ünlüsü ile biten bir eylem

ağla – yor   →  “ağlıyor ”    ( aı )

gizlemek : Sonu düz-geniş “e” ünlüsü ile biten bir eylem

-yor : Şimdiki zaman eki

gizle – yor   →  “gizliyor ”    ( ei )

horlamak : Sonu düz-geniş “a” ünlüsü ile biten bir eylem

-yor : Şimdiki zaman eki

“-gil” ve “-ler” Eklerinin Yazımı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Bu akşam sınıfça, Aysungilde toplanacağız.
                          …Aysun’gilde… (yanlış)
                          …Aysungil’de… (yanlış)

Dün geceki sarsıntıda Muratgilin evi de zarar görmüş.
                               …Murat’gilin… (yanlış)
                               …Muratgil’in… (yanlış)

“Eski(meyen)/ Yeni Türkiye’de Barış(mı?)![*]

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

her zaman nereye bakıldığı değil,
nereden bakıldığıdır.”[1]
 
“Kuzey Kürdistan’da Kürd şehirleri Türk ordusu tarafından yakılıp yıkılıyor, siviller katlediliyor. Çatışmalı bu durumun sonucu sizce ne olabilir? Nasıl durdurulabilir? Bütün yaşanılan bu olayların ışığında, sizce Kürd siyasetinin mevcut stratejisi ne olmalı? Yaşanılanlar bir strateji değişikliği ihtiyacını ortaya çıkarıyor mu?” sorularına verilecek ilk yanıt; “barış” deyince “Gotin sar bû/ Söz soğudu” olabilir.

Azığım size kalsın/ Bektaş Tosun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ezmelisinden olsun azık
Maydonoz ve soğan da doğra içine
 
Dürüm yap yufka ekmekle,
Paylaşacağım dostlarım olacak
Dayanışma mitinginde
Polis copu acı verir
Acıktırır insanı
 
Alıcı kuşlar gibi döner
Başımızda polisler
Toması yıkamazsa
Sıkar yağlı kurşunu
Hesaba katma sağ döneceğimi
 
Azık bir umuttur
Düşersek kavgada
Dostlarım paylaşır
Ben olmasam da...
 
 

Kaç Çocuğuz?/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Yalçınkaya’nın yarattığı “Ana karakteri” ona çok büyük anlatım kolaylığı sağlamıştır. Böylece devrimci sol hareketin hastalıklarına ait görüşlerini çok daha rahat ve anlaşılır bir şekilde anlatabilmiştir.  Bu tarz anlatım ona tepki çekmeden, hatta gülümseterek en hassas konularda bile rahat eleştiri olanağı sunmuştur. Necmettin’in ve bizim şimdi gördüğümüz, bilince çıkardığımız hatalarımızı analık sezgileriyle o zaman görmüş ve söylemiştir Ana.
 

Zeybeklik ve Zeybekler tarihi/ Ali Haydar Avcı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Dağ başından dumanın, yiğit başından gümanın eksik olmayacağını söylerler..... Kimilerine göre zeybekler, Anadolu’nun eski halklarının kalıntısı... Kimilerine göre dokuz yüzlü yıllardan itibaren Asya ve Kafkaslar’dan akın akın Anadolu’ya gelen Oğuz Türkmenlerinin Gaziyan koludur. Adlarına 'Gaziyan-ı Rum' da denir. Kimilerine göre Anadolu’da yüzlerce yıl önce kurulan güvenlik örgütü, kimilerine göre de Ege denizinin korsanları, Osmanlıya göre 'demleri heder, vücutları gayr-i münkerdir..."

Osmanlı Gizli Tarihinde PİR SULTAN ABDAL/ Ali Haydar Avcı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

"Pir Sultan Abdal gerçeğini doğru anlamak için süreçle -buna dönemin koşulları da denilebilir- doğru ilişkilendirmek gerek. Bu yaklaşım, olayların nesnel kavranışı açısından sağlam bir temele oturtulması, olayın çok yönlü ve derinlemesine çözümlenmesi anlamına gelir. Bunun için dönemin toplumsal yapısını -toplum-düzen ilişkilerini- doğru okuma/kavrama, doğru yorumlama ve anlamlandırma büyük önem taşımaktadır.

On Çocuktuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 Nefes nefese kalmıştı. Elini tükürüğüyle ıslatıp saçına şekil verdi…
“Hacı” dedi, “Arkadaşlar okulun önünde bizi bekliyor. Kızılçullu’ya yüzmeye gidiyoruz… Ayrıca nerede bir bardacık ağacı, bağ bahçe görürsek dalarız artık.”
Üzerime kısa pantolonumu geçirip, içi peynir dolu, yarım ekmekle sokağa attım kendimi. Arkamızdan annemin sesi duyuldu:
“Karanlığa kalmayın e mi?”

12 Eylül'de de çok güldük Netekim! Anamdan İnciler/ Ali Gümüş

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Tuhaf gelmişti çünkü ‘12 Eylülde gülmek için hiçbir neden yok’ diye düşünmüştüm. Üstelik 12 Eylül solun üzerinden bir silindir gibi geçmiş, önüne gelen herkesi ezmişti. Solu sol yapan devrimcilerin birçoğu idam edilmiş birçoğu sakat bırakılmış, birçoğu da sürgünlerde yaşamak zorunda bırakılmıştı.
Ama kitabı okumaya başladığımda bu konuda yanıldığımı anladım. Çünkü hayat devam ediyordu ve geride kalanlar kendi ölçüleri içerisinde hayatı devam ettirme çabasını ve mücadelesini vermeye devam ettiriyorlardı.

Sayfalar

RSS - Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü beslemesine abone olun.