Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü

Aklın Efendisi ve Kürtler/ Mehmet Ali Çabuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Bizi bu denli etkileyen Zerdüştlüğü, karınca kararınca incelemek ve sunmak gereği vardır. Kaldı ki Zerdüştlük sadece bizi etkilemedi. Hindistan, Pakistan, Eski Yunan Felsefesi ve felsefecilerini Tevrat'ın şekillenişini. Mısır Uygarlığını ve dolayısı ile Dünya uygarlık seyrini etkilemiştir…
Zerdüşt Dininin zerdeştleri (peygamberleri) Kürt’tür
Zerdüştlük inancında Tanrı kabul edilen 'AHURA MAZDA' , 'AKLIN EFENDİSİ' olarak sembolize edilir.
Zerdüşt’ün sistemamize ettiği bu dine MAZDEİZM denir.

İsimsiz/ Gönül Çatalcalı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kelebek etkisi hangi okyanuslarda hangi dalgalara neden olur?

Hayaller çalınabilir mi? Sevginin tarifi nasıl yapılır?

Aynanın iki yüzünü aynı anda görmek olası mıdır?

Bir ölüm kaç kişiye dokunur da geçer?

Şimdi,
Dikensiz gül bahçesi bekleyenlere bülbülün çilesini anlat. Sabaha dek yürekten özsuya karışan kanı… Azar azar, her an biraz daha tükenerek, nağme nağme yok oluşu, sızılı… Kim ki yürekten sevmez, ona dememeli / bu meseli.

Kim ki anlamak istemez, o ne güldür ne diken…

İki Dedem vardı/ Mehmet Ali Çabuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kitabın sayfaları; dağlar arasında yaşam sürdüren bir halkın, yerleşik bulunduğu alanlardaki yaşamlarının, bir zulüm süreçle nasıl altüst olduğunu anlatır.
İki Dedem Vardı, ticaret ilişkileri, dostlukları, evlilikleri, kirveliklerle bir birine komşu halkların; Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin 1915’in kara günlerine nasıl geldiklerini ta içerden anlatmaktadır.
İki Dedem Vardı, sadece katledilmiş insanları anlatmakla sınırlı değildir. Katillerin 1915 sonrası günlerini gözümüzde canlandırırken, bir coğrafyanın nasıl çoraklaştırıldığını aklımıza, vicdanımıza yazmaktadır.

Biliyorsun değil mi?/ Nurhan ergün

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 bu yüreğin

seni sevdiğini hissettiğin anda soluklanmalısın

 sevdamızı yüreğinde dinlendirmelisin

 geçmişimize gömdüğümüz anılar

 sahipsizliğini haykırmadan

 sana

 bana

 tutkumuzu canlandıracak bir an düşlemelisin

 yan yana geldiğimizde gözlerime bak

 bırak önce duygularımız cilveleşsin

 gözlerin

 gamzeli yanaklarımdan senin için süzülen

 göz yaşlarımdan nemlenmeli

 göz yaşlarımızı silmelisin

 nefesin

 yokluğunda üşüyen yüreğimi ısıtırcasına

 sımsıcak olmalı

kırık kalemler/ hasan gündoğmuş

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Sadece kalemleri vardı ellerinde Halkın Sesi'ni duyurmak için. Zap Suyuna köprü yapanların kuşağından geliyorlardı, Onurlu ve ilkeliydiler. Kalemlerini kırdılar ama satmadılar.
Patron Naci bey bir gün. Tahsin beye rahatsızlığını açar. “Bazı çevreler rahatsız, biliyorsun, Sinan almış başını gidiyor; ona vuruyor, buna vuruyor, ama vurulanlar da bana vurmaya başlıyor. Ne olacak bu gidişin sonu? Bazı geceler uykum kaçıyor.“
Tahsin yutkunur.

Üç Yoldaş/ Musa Kaplan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 Beyceli’de Ertan Sarıhan’ın akrabalarıyla, Yeldeğen de Hüseyin Cevahir’in beş kız kardeşiyle yapılan hasbihali de bulacaksınız.
Devrimci mücadelenin en fırtınalı dönemine damga vuran bu üç ismin izsürümünü yapan Musa Kaplan, sürecin en yakın tanıklarıyla konuştu ve yazdı…
“Ertan o zamanlar azot fabrikasında çalışıyordu. Sendikal çalışmalar içinde yer aldığı için işten çıkarılmıştı. Benim çalıştığım yerden babasını aradı. Babasına telefonda; ’baba nişanlıma söyleyin beni beklemesin, ben devrimle evlendim’ dedi.”
Harun Sarıhan (Ertan Sarıhan‘ın Kuzeni)

Yaralı Yonca

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

… Savaş da barış da iki taraflı bir eylem olduğu için, her iki tarafın da bir şekilde mutlaka kendisini göstermesi, tanıtması, anlatması, konuşması lazım ki, savaş bitsin, barış gelsin… Balıkçı ile Karadağ, görsel malzemeyle de süsledikleri bu çalışmada, işte savaşın ve barışın diğer tarafı olan gerillayı, yöneticisi ile örgütü ile sıradan mensubu ile gündeme getiriyor. Hem de kendi doğal mekânlarında. Üstelik kuru siyasi muhabbet yok, canlı, insani, renkli portreler ve anlatım var.

Çocukluğum/ Zeynep Anne

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Sokakta oturmuş beni dikizleyen şaşkın gözlere inat demir kapıyı aralayıp içeriye geçiyorum.

Etraf sonbaharın tüm izlerini taşıyor. Babamın günlerce uğraş verip diktiği tüm meyve fidanları kocaman ağaç olmuş. Evin boyası hala aynı, duvara kazınmış ismimi görüyorum, sonra kömürlüğün içindeki kırmızı patlak plastik top, hemen yanında kapkara olmuş bir defter içinde benim yazım. Ne çok zaman oldu oysaki ama hala duruyor her bir tarafta izlerim. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorum. Heyecanlı bir aşk filmi izlercesine kaptırıyorum kendimi geçmişimin filmine.

Sayfalar

RSS - Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü beslemesine abone olun.