Sibel Özbudun ağ günlüğü

AKP’nin Eğitim Sistem mi Dediniz?[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

öğrenmek isteyenlerin önünde engeldir.”[2]

 

Geçen gün padişahın biri - rüyasında görmüş olmalı- “TEOG kaldırıla” buyurdu… Eğitimden sorumlu vezir, o saat çalışmaları başlattığını açıkladı. Hiç kimse nasıl olacağını bilmiyordu, ama 2018 yılında temel öğretimden orta öğretime, başka bir sistemle geçilecekti… İstim arkadan geliyordu nasıl olsa… Üstelik de TEOG’u kendilerinin getirmiş olmasının hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktu. “Reis” öyle münasip görmüştü, o kadar…

Bir iktidar aracı olarak korku[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar…”[1]
 
Aslında, hep vardı… Tarihi, olasıdır ki insanlık tarihinden eskilere dayanır. Hatta kendini koruma/savunma refleksine temel olduğundan, en azından memeli hayvanlar (ama belki de omurgalılar, kıkırdaklılar… hava ve deniz hayvanları) için türü sürdürmeye yarayan yararlı bir içgüdü olduğu da söylenebilir. Kara ve deniz hayvanlarının çoğu ve de kanatlılar kendi türleri için tehdit oluşturan başka hayvanlardan korkarak kaçarlar…

AKP’nin Eğitim Sistemiyle İmtihanı[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

elim tabancamın kabzasına gidiyor.”[1]
 
Söze şu saptamayla başlamalı: İktidarını sağlama alıp “demokrasi, liberalizm, AB’ye uyum” gibi retorikleri bagajından boşalttığından beri, AKP’nin eğitim politikası iç içe geçmiş iki eksen etrafında biçimleniyor: İslâmîleş(tir)me ve piyasalaştırma…

Oğlum(uz) Ölümsüzdür[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

“ve biz pimi çekilmiş yürekle/ dalmıştık karanlığın ortasına/ dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat/ ve düşerken/ özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda,”[2] haykırışını anımsatıyor bize hep…
Dal gibi, civan mert bir delikanlıydı; bakmaya kıyamadığım(ız), gözümüzden esirgediğim(iz) oğlum(uz)du
Ve bir gün, bize “Öldü” dediler.
Elimizin ayağımızın canı çekildi; donduk kaldık, kaskatı.

Ulaş, Ulaş’tır…[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

yaşamakla bağdaşmaz bazen.”[1]
“Aşkolsun sana çocuk, aşkolsun!” tümcesini bize bir kez daha terennüm ettiren Ulaş Bayraktaroğlu’nun düştüğü haberini alınca, yüreğim(iz)e saplanan acının tarifi kabil değil.
Yakıp kavurdu yüreğimi(zi) bir kez daha bu acı; Behçet Aysan’ın ‘Bir Eflatun Ölüm’ündeki, “aynı gökyüzü aynı keder,” dizelerini anımsatarak…
* * * * *
Murathan Mungan’ın, “Bazı insanlar meşe ağacı gibidirler; eğilip bükülmezler, sadece kırılırlar,” betimlemesindekilerdendi O...

Sayfalar

RSS - Sibel Özbudun ağ günlüğü beslemesine abone olun.