Temel Demirer ağ günlüğü

Yazmayı Yazmak Yapan[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Edebiyatın hâline ilişkin tartışmaların ilk adımında anımsaması gereken Nurdan Gürbilek’in, “Güçlü edebiyatın ardında hemen her zaman bir kriz vardır,” saptamasıdır.
Yazmak da, eleştirmek de bu gerçeği bir an dahi “es” geçmeden yol alırken; Bedrettin Cömert’in, “Ne yeteneksiz toplumculuk, ne de dünya görüşsüz sanat olabilir,” notunu da kulağına küpe etmelidir…

Eski(Meyen) Sesler, Tınılar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Evveliyle Ruhi Su’dan, sonrasıyla Sezen Aksu’ya birçok sesi dinlemekle kalmayıp; tınılarını da terennüm ettim.
“Müziksiz hayat hatadır,” diyen Friedrich Wilhelm Nietzsche’ın, “Müzik, belirli bir kültürün toprağında yeşermesini bilen tüm sanatlardan kaynaklanır, toprağın derinliklerinde olduğundan da geç boy atar ve bitkilerin sonuncusu olarak çıkar gün ışığına,” notunu da kulağıma küpe ettim.

Unutul(A)mazlar ya da Hatırlayın Onları[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz.
Ölü balıklar geçiyor kırışık bir denizin sofrasında
ve ellerinde fenerleriyle benim arkadaşlarım.
Durmadan düşünüyorum
ne kadar çok öldük yaşamak için.”[1]
 
Çok şeyin “unutuşa” teslim edildiği bir vurdumduymazlık bataklığıdır, “olağan” dedikleri düzen(sizlik)!

Firari Yaşam(ın)ın Yazmak Eylemi[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir sorudur, bunun yanıtını
sadece siz bulabilirsiniz.”[1]
 
Yazmak bir yolculuktur; iz bırakmaktır; giderek çoğalıp, toplumsallaşan tek kişilik bir etkinliktir. Bir ihtiyaç olmanın da ötesinde, yaşamanın bir başka boyutudur.
İşbu nedenle kalıcıdır yazılar; yadsınamazlar; yüze tutulan aynadırlar. Yazılanlar nerelerden nerelere gelindiğinin kaydıdır; kişisel tarihçedir yazmak.
“Yara”yla ve “yaratmak”la bitişik eylemdir o; yaranın izdüşümüdür; kalemden damlayan kan, yaraya basılmış tuzdur.

15’ler Dair: Geçm(em)iş Bugünü(müzü)n Önsözüdür![1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Belki ikisi de gelecek zamanda mevcut
Gelecek zaman da geçmiş zamanın içinde.
Şayet zamanın tümü ezeli ve
ebedi olarak şimdiyse
Zamanın tümü kurtarılamaz.”[2]
 
Biz; “kazıdık onbeşlerin ismini, kanlı kızıl bir mermere!/ bir çelik aynadır gözlerimiz, onbeşlerin resmini görmek isteyenlere!” diye anılan Mustafa Suphi’nin yoldaşlarıyız.[3]

İnkâra Ortak Olma(k)![*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

tersine fırçalamayı’, kendisine görev sayar.”[1]
 
Fotoğrafın açıklamasına, “Armenian looking at the human remains of the terrible massacres at Der el Zor in 1915 1916” İngilizce kaydı düşülmüş.
Bunun Türkçesi “1915-1916’da Der Zor’da gerçekleştirilen feci katliamdan arta kalan insan kalıntılarına bakan Ermeni”dir, ama; en doğrusu buna Ermeni Soykırımı demek…
Fotoğrafa dikkatle ve “Der Zor çöllerinde yaralı çoktur/ Gelme Doktor gelme çarası yoktur/ Bir Allah’tan gayrı heç kimsem yoktur/ (Milletin) uğruna giden Ermeni…

Karanlıktaki Aydınlığa Dair (Aforizmalar)[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

benim bir gizli bildiğim var.”[1]
 
Heybelerinin bir gözünde umutsuzluk, öteki gözünde korku yükü taşıyanlar yol alamaz. Olsa olsa, yerinde sayan bir kaygıyla hiçleşirler.
“Kuşku duymak uzun yaşamış olanın ayrıcalığı”[2] olsa da; “Ateşin içinden ne denli iyi yürüdüğündür mesele,” -Charles Bukowski’nin altını çizdiği üzere- hiçleşmemek için…
* * * * *
Hiçleşme sarmalının dört yanı kuşattığı durum(umuz)da; dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı.

Sayfalar

RSS - Temel Demirer ağ günlüğü beslemesine abone olun.