Söyleşiler

Düş Kızım Tomris ve Ben

Serkan Engin kullanıcısının resmi

 
İleride her ne meslek sahibi olmak isterse o mesleği kendi seçer; ister terzi ister genetik mühendisi, ister heykeltıraş ister fabrika işçisi, ister marangoz ister bankacı.
 
Kendi hayatını nasıl yaşayacağını kendi seçer Tomris, ben değil, düş annesi değil, akrabalar, mahalleli, konu komşu, komşunun çocuklarının seçtikleri meslekler falan değil.
 

Dr. Yekta Uzunoğlu’yla yapılan röportaj/ Xanım Mılan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

Lobiler, ısmarlama siyasi, ekonomik savaş ve sonuçlar…

10 yıl önce yapılan davete Nisan 2017’de “evet” diyebildik. Ailece İsviçre’den Çek Cumhuriyeti’ne doğru ilerlemeye başladık. Hepimiz de tanımadığımız bir ülkeyi tanıma, sanat, tarih, insan emeğinin güzelliklerini sergileyen, yaşam sevinci veren Prag ve diğer şehirleri tanıma istemi doruktaydı. Sabaha doğru mutluluk rüzgârlarına kaynaklık eden Prag’a vardık.

İshak Budak ile ropörtaj

İshak Budak kullanıcısının resmi

 
1992 doğumluyum.  Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde doğdum. Aslen Zaza’yım. Mezun olduğum yıl üniversitemden 3 ödül aldım. İnsan emek verince ve emeğinin karşılığını alınca hoş oluyor. Türkiye’nin farklı internet sitelerinde köse yazarlığı yapıyorum (Webunya, sosyetealemi.com, sendika org, edebiyatbahcesi.net). Bitlis Eren Üniversitesi Tarih bolumu mezunuyum. Ayni yıl Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde pedagojik formasyon alarak Tarih Öğretmenliği unvanı da aldım.
 

Berfin JELE ile Söyleşi

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

Berfin Jêle`nin Zazaca şiir yazma hikâyesi 1991 yılında Türkiye’yi terk etmesiyle başlar. 1980 darbesinde tutuklanan Jêle bir süre hapis kalır. Dönemin pek çok devrimci kadını gibi o da geride iki çocuğunu bırakarak ülkesini terk eder. Asılnda onun Zazaca serüveni çocuklarını ana dilinde arama özlemiyle başlar. Jêle daha sonra çocuklarına kavuşsa da, ana diline kavuşmamanın hasretini şiirlerinde sürdürür. Berfin Jêle’nin hali hazırda okurla buluşmuş iki şiir kitabı var.

Anadili Günü/ Zazaca Çocuk Edebiyatı/ Elif Dumanlı

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Haydar Karataş’ın ninesinin anlattığı masalara “Gece Kelebeği”nde karşılaşmıştım.
Gece Kelebeği, Dersim Katliamı’nın kapısını bize bir kadının yaşadıklarının tanıklığından aralarken, o masallar ise bize Dersim’in mekânsızlığının ve ebedîliğinin kapısını aralıyordu. Gömüt içindeki ayırt edilmeyen gömüt gibiydiler; dokunduğunda ruhunu sarıp sarmalayacak, dokunmadığında ise hiç yokmuşçasına kalacak.

Necmettin Yalçınkaya ile Röportaj

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

 
Necmettin Yalçınkaya: Birincisi 1978 kuşağından olmam. İkincisi 12 Eylül Askeri Darbesinden nasibimi almış olmam ve cezaevleriyle tanışmam.  Bu olumsuz koşullarda, olumlu bir yan çıkaranlardan biriyim yalnızca . Cezaevindeki her günü 24 saate bölüp, her saatine ayrı bir aktivite yükledim. Şiir saati, öykü yazma saati, roman okuma saati, volta saati gibi...

Sayfalar

Söyleşiler beslemesine abone olun.