Kitap Tanıtımı

BURCU BURCU İZMİR

Oya Uslu kullanıcısının resmi

Şadırvanların üzerindeki kümbetlere de kuşlar konuyordu. Sebillerden su verilince onlar da içerlerdi insanlarla birlikte. Hele pembe ve yeşil sütunlar harikaydı. Mermerlerin Marsilya’dan getirtildiğini duymuştu. Saatini de Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediye ettiği söylentileri vardı. Kule tamamlanınca onu üst kısma koyacaklardı mutlaka.
Meydanda onun gibi meraklı insanlar vardı. İki adamın konuşmasına kulak misafiri oldu.
“Gördün mü; o kadar yağmur yağdı, güneş kızdırdı, yine de çökmedi kule.” dedi biri.
Diğeri omuz silkti.

Mendil Sen Kokuyordu/ Ali Gümüş

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Sırada bekleyen yine çok değerli yazar ve şair arkadaşlarımın eserlerini okumaya ve onlardan bir şeyler öğrenmeye özen gösteriyorum ayrıca. 
Hani neredeyse Türkiye ile ilişkisi olan herkesin İzmir’i işittiğine ruhum gibi eminim. İşte sevgili yazar arkadaşım Necmettin, Mendil Sen Kokuyordu kitabının ilk öyküsü ile sizi İzmir’in kordon boyundaki güzelliklerle tanıştırıyor. Melisa, bu isim kordona çok yakışmış gibi geldi bana, bir de Melisa’nın ortadan kaybolmasından sonra onu büyük bir sabırla bekleyen bir sevdalı genç olan Fırat.

Dilimin Ucunda Çınlıyor

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Dilimin Ucunda Çınlıyor, "biriktirme" hastası bir baba ve "atma" hastası bir annenin kızı olarak Barbie ve onun sevgilisi Ken'den nefret ederek büyümüş bir kadının yaşamını anlatıyor. Üniversitede tercih kurbanı olarak mühendislik okumaya başlayan, bir yandan da fotoğrafçılık kulübüne üye olup okulda tüm zamanını bu kulüpte geçiren genç bir kadın... Eski dergi ve gazetelerden reklam sayfaları topluyor ve bunları biriktiriyor, düğün, sünnet nişan derken rock gruplarının fotoğrafçılığına başlıyor. İlk kez âşık oluyor ama görünen o ki yanlış adama...

Bensen O? Bizsiz Onlar

Celalettin Baylan kullanıcısının resmi

 Üzerinde bin ton ağırlığında bir beton yığını var da hareket edemiyor. Karabasan gelir de sesini çıkaramazsın, elini kaldıramazsın ya aynen öyle. Gözlerini açmaya dermanı yok. Aslında gözleri açık, göremiyor, farkında değil. Şimdi yavaş yavaş bir şeyler değişmeye başladı. Vücudunda dolaşan kan sanki azgın ırmaklar gibi şimdi, her tarafına hücum ediyor. Önce kalbinin güm güm attığını hissetti kulakları uğuldayarak. Sonra o uğultu boğuk bir sese dönüştü. "Nuol, Nuel…" gibi sesler duydu, sonra bir ışık belirdi. Işığını engelleyen bir silüet gördü. Görüntü yavaş yavaş netleşti.

Mudurnulu Fatma Nine'nin Günlüğü

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Mudurnulu Fatma Nine’nin Günlüğü ile başlıyor kitap. Fatma Nine içindekileri günlüğüne döküyor hep. Onunla dertleşiyor Mudurnu şivesiyle. “Biliyon mu sevgili günlüğüm, senden başka içimi dökecek kimsem yok. Bu devirde ne çoluk çocukdan fayda va, ne gomşulardan. Herkes kendi derdine düşmüş. Ağlasan gözyaşını gören olmuyo, ünlesen sesini duyan. Antensiz televizyon gibi olduk. Gomşulara  sesleniyom, duymuyola. Çünkü pencerele çift cam, gapıla çelik. Sesim, gerisin geri bana dönüyo.” Diyor.

Sayfalar

Kitap Tanıtımı beslemesine abone olun.