Hüzün Gölü/ Kadriye Selçuk

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi
Yazar Kadriye Selçuk’un daha önceki yayımlanmış romanlarını okumadım; Eğreti hayatlar, Dikenli Yol ve Derin Aşkların Gölgesi Siyah olur. Yazarın ismini de duymuş değildim.

Facedeki paylaşımlarıma yaptığı beğenileri sonucu tanıştık. Son romanı Hüzün Gölü’nü imzalayıp gönderdi bana. Sağ olsun, var olsun…

Ekim 2016. Panama Yayınları’ndan çıkmış, 408 sayfalı bir roman. Yazar Kadriye Selçuk Bergama doğumlu. Baba tarafı Bulgar göçmeni, anne tarafı ise Kozakdağlı Alevi Yörüklerindendir.

Bir madenci kızıdır. Soma’da ortaokula başlar. Okula giderken, girdiği sokakta, tezgâhta kitap satan bir kitapçının tezgâhı uğrak yeri olur artık. Kitap alacak parası olmayınca da eline aldığı kitaptan üç-beş sayfa okur ve bu şekilde birçok kitabı okuyup bitirir. Kitapçı olayın farkındadır ama ses etmez. Yazar bu kitapçıyı hiç unutmaz. “O kitapçı beni görmezden gelerek okuma aşkımı destekledi,” der.

Yazar Kadriye Selçuk romanda yoksul kadınları ve onların çaresiz kızlarını, âlemci, sübyancı adamları, şehvet düşkünü kadınları anlatır.

Romanın kahramanı Ulviye’dir; Saniye ve Necmettin’in üç çocuğunun en büyüğüdür. Hasibe ve Seyhan küçüktürler. Ulviye’nin deyimiyle, “Saniye, delikanlı, sözünde duran, yaşamla sürekli savaşan bir anne ve ırgatlık yaparak kazandığı parayı kocasına kaptıracak kadar da önünü göremeyen biri.” Saniye zoraki yaptırılan bir evlilik sonucu Zühre adında bir kızı vardır. Kendisi küçük olduğu için bakamaz. Bu yüzden Zühre’yi üvey kardeşi Fatima’ya ve öz amcası Altuğ Bey’e evlatlık verir. Ama hiç kopmaz kızından. Kızı annesine ve diğer kardeşlerine karşı katıdır hep. Onlardan öç almaktadır adeta. Ulviye yıllar sonra Zühre’nin ablası olduğunu öğrenir. Çok şaşırmasına karşın, ablasını sahiplenir ve çok sevinir. Zühre’nin ilk aşkı Ayhan’a mektup götürüp getirir. Ama Ayhan verem olduğu için ona varmaz, başka biriyle evlenir. Ayhan ve annesi mahalleden taşınırlar. Zühre kocasıyla anlaşamaz, anası Saniye’ye sığınmak zorunda kalır.

 Saniye, Necmettin’i gördüğü ilk anda vurulur. Macır’dır Necmettin. Ailesi karşı çıkar evliliğine Saniye’nin. O dışlanacağını bile bile  Necmettin ile evlenir. Necmettin marangozdur, işinin ehlidir. Ama çalışmayı sevmez. Evine bakmaz, şık giyinip dolaşır ve Rasim’in Hamamı’nı kendine adres seçmiştir. Evinde çocukları aç-perişan bir halde ve yakacak kömürü bile yokken yapar bunu hem de. Altuğ amcasının yağını Ulviye’ye çaldırtacak kadar da düşüktür. Oysa Altuğ amca sayesinde çocuklarının midelerine yemek, evlerine kömür giriyordu. Bunca üçkâğıtçılığına rağmen karısına ve çocuklarına karşı sevecendir yine de Necmettin.

Servet halası, kuzeni Nermin ve Zihni Amcaları romanın diğer kahramanlarıdır. Servet, cinselliğini fazlasıyla konuşturur, tanımadığı esnaf, memur yoktur. Bu kart zamparalardan biri de Zihni Amca’dır. Zihni Amca Nermin’e sulanacak kadar da karaktersizdir.

Romanın anlatış tarzı yalın ve akıcı. Bir öykü tadında adeta. Nedense bana Kemalettin Tuğcu’yu anımsattı.

Ulviye bugünü ve geçmişi yaşayarak anlatırken okuyucuya da o anı yaşatır adeta. Çocukluğunu, yaşadıkları acılar denizini, ailesi ve akrabaları hakkında bilinmeyenleri realist bir biçimde resmeder. İliklerine kadar yaşadığı yoksulluğu, salçalı ekmek ve ıslatılan kuru ekmek ile yıllarca karınlarını doyuran üç kardeşin ve bir annenin öyküsünü anlatan Ulviye, bu bataklıkta açan bir zambak olmayı başarır ayrıca.

 Kısacası ben Hüzün Gölü’nü sevdim. Yazar Kadriye Selçuk'u kutluyor ve okuyucusu bol olsun diyorum.

 

Bunları Okudunuz mu?

09/04/2013 - 18:17
09/02/2013 - 23:09
09/02/2013 - 22:22
09/02/2013 - 13:07
09/02/2013 - 11:48