Büyük Hüzün/ Mustafa Gökçek

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi
Yazar Mustafa Gökçek 1953 Gaziantep doğumlu. İzmir’de yaşamaktadır.

Çok yönlüdür; yazar, şair, oyun yazarı, tiyatro eğitmeni ve yönetmeni.

Bir derginin ve o günlerde yayımlanan bir gazetenin edebiyat sayfasında 1972 yılında bir öyküsü yayımlanır ve ondan sonra edebi çalışmalarına hız vermeye başlar. Daha sonra ise birkaç şiiri ve deneme türü makalesi yayımlanır.  1980 yılında yazdığı Denemeler 1-2 ile edebiyat dünyasına giren Mustafa Gökçek bu arada boş durmayıp, roman ve öykülerini yazmaya devam etmiş. Romanları: Kazancı, Kambur’un Katığı, Kuduran Dünya, Çırak, Otobüs, Murtaza, Dışarda Mevsim Baharmış, Son Çırpınışlar-Gençlik romanı, Özgür Bir Çağrı-1.cilt. Öyküleri; gerçekler 11 öykü, Ufuktaki Güneş 10 öykü, Gölgem Suya Düştü, İyi Niyet (Haldun Taner Öykü Ödülü), Pusula (Fransa’da yayımlandı.) Onlarca tiyatro oyunu, Sinopsis, Film senaryoları, şiir kitapları, Kitap inceleme, yorumlama, eleştirileri- dergi ve gazete yazıları-

Ayrıca Yazar Mustafa Gökçek’in Azerbaycan ve Bulgaristan’da bazı şiir ve kitapları yayımlanmıştır.

Mustafa Gökçek Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN (Uluslararası Yazarlar Birliği), TÜRKGEB (Türkiye Genç Edebiyatçılar Birliği Kurucusu), İZMES (İzmir Edebiyat-Sanat Grubu Kurucusu) ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesi olup, şu anda da “Haber Hürriyeti” gazete ve www.haberhürrüyeti.com adlı internet gazetesinde yazılarına devam etmektedir.

Bunca özelliklerine karşı, Mustafa Gökçek, son derece beyefendi, alçakgönüllü, dost canlısı, sevecen ve mütevazi ve yardımseverdir.

Sevgili Mustafa Gökçek Hocam kalkıp ta İzmir’den Büyük Hüzün adlı romanını İsviçre'ye gönderir de ben okumaz mıyım! Etrafımızda öyle HÜZÜN denizlerine düşüp boğulan o kadar İsmail var ki, hangi birini anlatmaya kalsam?

Ulak Yayınlarından 2016 yılında çıkan Büyük Hüzün romanı 400 sayfadır.

Mustafa Gökçek'in kahramanı İsmail, ilerici, dünyayı değiştirmeye aday birisi. Akşam lisesinde okumaktadır. Bir gün eve döndüğünde annesiyle üvey babasının aralarında tartıştıklarına şahit olur. Üvey babasının hakaretlerine fazla dayanamaz, mutfakta kaptığı bıçakla onu korkutmak isterken, yaralanmasına daha sonra ise ölmesine sebep olur. Ve cezaevleri, sürgünler İsmail'i bekler. O, yılmaz, direngen biridir. Her türlü haksızlığın karşısına yüreğini yumruk yapar, dikilir. Cezaevlerinde sağlam dostluklar kurar. Etrafındaki insanları değiştirir, dönüştürür. Kişiliğinden, düşüncelerinden asla ödün vermez. Uşak Cezaevi'nde atölyede tahta kaşık yapar. İşiyle meşgulken, cezaevinde dönen dolapların da farkındadır aynı zamanda... Müdür, birkaç gardiyan ve kumarbaz mahkûmların kumpasına gelir. Ölen bir mahkûmun günahı da İsmail'in sırtına bindirilir. Tek celsede kalem kırılır ve idama mahkûm edilir...

Mutafa Gökçek'in deyimiyle, "Dünya kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir..."

 

Bunları Okudunuz mu?

09/04/2013 - 18:17
09/02/2013 - 23:09
09/02/2013 - 22:22
09/02/2013 - 13:07
09/02/2013 - 11:48