Siyaset ve Kültürel Gerçeklerden Toplumsal Kaçış

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi
Hayatın her alanında olduğu gibi siyaset ve kültürde insan yaşamı içerisinde hiçbir zaman yok olmayacak temel olgu ve araçlardır. Kültür siyaseti var ettiği gibi siyasette sürekli yeni kültürleri icat etmektedir. Diyalektik olarak her şeyin bir başlangıcı, gelişim ve sonu olduğu gibi, kültür ve siyasetlerinde bir sonun varlığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Ancak zamanı çoktan geçmiş din temelli kültür ve siyaseti bir türlü bırakmak istemeyen Türkiye ve Bölge siyasetçileri yüzünden, toplumun sürekli uçurumun kenarında yaşaması tam bir kültürsüzlük ve öngörüsüzlük örneğidir.

Kendisini geliştirmeyip 1500 yıllık kültürle hâlâ yaşayan devlet ve siyaset adamları, bu geriliği eğitim vb. araçlarla topluma empoze etmeleriyle, bölgesel sorunlarının büyümesinin en büyük sorumlularıdırlar.

Mevcut uygulamalarla kültürsüz bırakılan halkın %85'nin alışıla gelmiş kültür ve siyaset etrafında toplanıp hareket etmesi, asla doğru yolda olunduğunu göstermemektedir.

Bilindiği gibi Türkiye ve Orta Doğu'da bulunan ülkelerin hemen hemen hepsi Müslümandır. Bunların gerek kültürel açıdan gerekse siyasetlerinin temelini İslam belirlemektedir. İslam'a dayanan bu ülkelerin hiçbirisi ne kültürel açıdan ne de teknolojik ve bilimsel olarak gelişemedikleri halde, bunu sorgulayacak bilgi ve bilinçten yoksun olmaları, toplumun gerçeklerden kaçmasına sebep olmaktadır.

Çünkü din ve devletin, bilimle dinin, sosyal yaşam ile ibadetin, siyasetle dinin, ideolojiyle demokratlığın birbirinden ayrılmadığı bu ülkelerde, siyaset, kültür, din ve insan ilişkileri sürekli dejenerasyona uğrayarak yaşatılır.

Bunun sonucunda değil midir, çağın koşullarına uygun ve kendi halkına fayda sağlayacak kültüre, bilimsel buluşa ve yeniliklere imza atmış değillerdir. Tüm bu geri kalmışlığın sebebi, 1500 yıl önce var edilen İslam kültürü değilse nedir?

M.Ö.50 yıllarında Yahudilik, Miladın başlangıcında Hırisitiyanlık ve Miladi 610 yılında İslamiyet var olmuştur. Doğal olarak hepsi dine dayalı kendi siyaset, ekonomi ve sosyal yaşam kültürünü icat etmişlerdir.

İslam'ın dışındaki dinlerin hepsi zamanı geldiğinde birçok değişim ve yeniliği gerçekleştirmeleri neticesinde, dinler gerçek amaçları olan maneviyata geri dönmüştür. Böylece siyaset, bilim, kültür, ekonomi ve sosyal yapılar birbirini destekleyerek yeni kültürel değerler kazanmış oldu.

Ancak İslam ilk ortaya çıkışından bugüne kadar en ufak bir değişim ve yeniliği kabul edilmeyip, 1500 yıl önceki dini siyaset, kültür, ekonomi ve sosyal yapıyla yaşamakta ısrar etmesi, daha derin kaos ve çatışmaların yaşanacağına işaret etmektedir.

Buna rağmen kültür ve siyasette evrimselleşmeyi kabul etmeyen gerici kafatasçılar, bölgede meydana gelen her olayı emperyalist ve siyonistlerin oyunu olarak değerlendirip işin içerisinden çıkacaklarına inanmaları, kültürsülük değilse öngörüsüzlüktür.

Halbuki bölge toplumlarının kültürel temelini oluşturan İslam siyasetinin ömrü 1980 yıllarında çoktan dolmuştu. Tüm dünya bunun farkında olup bazı çağrıları yaptıkları halde, bölge ülkeleri hep kulak tıkamışlardır. Emperyalistlerde bunu fırsat bilip, gelişecek olayları kendi çıkarlarına uygun şekle çevirmişlerdir.

Diğer taraftan Müslüman ülkeler her türlü savunma silahı başta olmak üzere teknik, elektronik vb. araçları emperyalist ülkelerden almaları, emperyalistlerin işini daha da kolaylaştırmıştır. Ve böylece bölgede zorunlu olarak yaşanan ve yaşanması muhtemel olayların şansa bırakılacağını düşünmek cahilliğinde ötesinde bir durumdur.

Ondan sonra da efendim Amerika'nın, İngilizlerin, Rusya vb. ülkelerin ne işi var bölgede demek, çağı çoktan geçmiş siyaset ve kültürel zavallılıktır. İfade edilenlere en çarpıcı örnekse, dünya devletlerinin çoğu “Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş” öz deyişinde olduğu gibi, sözde bölgenin laik devleti Türkiye, daha yeni yerli araba yapmayı düşünmesi ne kadar inandırıcıdır? Umarız bu girişim 1960 yıllarında Türk Malı Anadol Arabasının akıbeti gibi olmaz.

Dünya ülkelerinin büyük bir çoğunluğunun yakalamış olduğu teknolojik aşamayla, Türkiye'nin yarışacağını düşünmek şovenizmle kendi kendini teselliden başka bir işe yaramamaktadır. Beklentimiz o ki, biz yanılır Türkiye halkının umudu boşa çıkmaz.

Tüm bunlar Bölge toplumlarında zamanı çoktan geçmiş siyaset ve kültürle nasıl bir bilinmezliğin içerisinde kalındığını göstermeye yetmektedir. Bunun adı siyaset ve kültürel gerçeklerden toplumsal kaçıştan başka bir şey değildir.

 

 

Kategori: