Makaleler

33’ler Suruç'tur; Biz 33’leriz!

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Bazı anlar vardır, söyleyecek söz bulamazsın; öyle bir şey işte...
20 Temmuz 2015 Suruç Katliamı ardından sözün bitirildiği, tüketildiği zamanlardayız; acıyı, öfkeyi nasıl ifade edebilirim?
Kolay mı? Suruç’ta sonra aldığım her nefes içimde isyan ediyorken; bıçağın kemiğe dayanmaktan öte, kemiği delip geçtiği bir hâl bu.
“Yaşamak şakaya gelmez” demişti şair. Öyle yaptılar. Büyük bir ciddiyetle, sosyalistçe yaşadılar. İşleri güçleri aşk, hayat ve devrim için yaşamak oldu.
* * * * *

Kadınlar Gerçekten Sınıflar-Üstü mü?[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Bense böyle bir şeyin olmadığını, ‘üçüncü sınıf patateslere’ benzediğimizi,
hayatın böyle olduğunu söylerdim. Kimse bize işçi olduğumuzu,
bir takım haklara sahip olduğumuzu öğretmiyor.”
(Peru’da bir işportacı kadın)
 
Geriye bakınca, kopuş noktasını tam olarak saptayabilmek kolay değil. Önce, elimizde “sınıf pusulası” vardı. Hemen herşeyi açıklayacak bir çıkış noktası olarak kullandığımız…

Türk(iye) Patentli Panoptikon Hâli[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

okullara, kışlalara, hastanelere
ve bütün bunların da hapishanelere
benzemesi şaşırtıcı değil mi?[2]
 
‘Panoptikon’: “Görmek”tir; “mutlak bir hâkimiyet biçimi”dir.
‘Panoptikon’da, gizli kapaklı bir şey yok; her şey gözetim altındadır.
Ve Jeremy Benthman’ın hapishane modelinin adıdır ‘Panoptikon’.

Çözülme, Parçalanma ve Kutuplaşma Güzergâhında[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.[1]
 
III. Büyük Bunalım’ın yerküresinde, Sykes-Picot’un miadını doldurduğu Ortadoğu’da, nihayet coğrafyamızda devasa bir dissolution (çözülme) fragmantasyon (parçalanma) ve polarizasyon (kutuplaşma) yaşanıyor.
Bunu hâlâ görmeyen, bilmeyen, kavramayan varsa ne yazık.

Sayfalar

Makaleler beslemesine abone olun.