ÖYKÜLER

Yokluğa Göç Edenler

Yıldız Karagöz kullanıcısının resmi

 

Köylerine Antalya’dan getirtilip, yerleştirilen Yörüklerden rahatsızdı herkes. Ne yapsalar ne etseler seslerine kulak veren kimsecikler yoktu. “Vatan bir milletin evidir.” diyor Ahmet Mithat; sınırları kırmızı kalemle çizenler, içindekileri de tek renge, tek düşünceye, tek kelimeye hapsetmişlerdi. Bunu ret edenler yokluğa göç ediyordu.

Hayat Işığımdı

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

Duvarın diğer tarafından bastonuna dayanarak acılar içinde gelişini görür gibi olurdum ve bilirdim bu gece de dün ve ondan önceki gecelerde olduğu gibi ağrılardan uyumamıştır.
    O kapının arkasındaki sürgüyü yavaşça aralar, aralı yerden dışarıya seslenirdi yaşlılığın verdiği endişe ile. 
"Kim o ?"
"Teyze benim."
Aralı kapı kapanır, tekrardan ardına kadar açılırdı.
Onu o bu sabah da sağ salim karşımda görünce seviniyor ve yüzümde kocaman bir gülümsemeyle:
"GÜNAYDIN," derdim içimde ona olan bütün sevgimle.

Kızımın Yüzü Çilliymiş

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

‘’Sakin ol, sakin ol!’’ diye kendi kendine fısıldayarak neredeyse boş olan bekleme salonunun kapıya uzak olan bir sandalyesine oturdu.
     Öğleden sonra dört sularıydı. Bekleme salonunun boş denecek kadar tenha olmasının nedeni buydu. Gelenler, öğleden önce havanın görece daha serin olduğu saatlerde gelip gitmiş olmalıydı. Akın, gözlerini kapıdan ayırmadan ve içinden ‘’Sakin olmalıyım, sakin olmalıyım’’ diye kendi kendine telkinde bulunurken elleriyle de dizlerinin titremesini yavaşlatmaya çalışıyordu.

Meczup

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bizim mahallede Maraşlı olduğunu bildiğimiz kendi halinde, yalnız yaşayan, sessiz sakin, kimseye bir zararı olmayan, şöyle orta yaşın üstünde, bizim dedenin deyişiyle "bedeni burda ama aklı Binboğalar'da ki kırklara karışmış," nerden baksan altmışlarında görünen bir ağbimiz var. Çoğu zaman bizim evin önündeki parkın köşesine gelir, saatlerce oturur. Akan trafiği, gelip geçen insaları seyreder. Ruh haline göre takılır. Bazan bakarsın bir bira içer. Bazan bir şarap, bazan çay.

Eski Kulağı Kesik/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Cemil’in yıllarca. Yoruldu, tükendi, sonunda pes etti, her şeyi olduğu gibi bıraktı kaçtı.
Sabahları kahvelere, akşamları meyhanelere takılıyordu. Nereye gitse kendi gibi hayat yorgunlarına, kaçkınlara rast geliyordu. Aynı mekânları tercih ettiklerinden olsa gerek, sanki mıknatıs gibi çekiyorlardı birbirlerini. Herkes kaçış hikâyesini anlatıyordu içki masalarında. Hem de defalarca. Geçmişini hatırlatan her şeyden kaçıyordu Cemil. Bu yüzden onun hikâyesini kimse bilmiyordu. Ama herkes kendince bir hikâye uyduruyordu onun için.
***

Sayfalar

ÖYKÜLER beslemesine abone olun.