ÖYKÜLER

Sigara

Ali Vafi kullanıcısının resmi

Çünkü onları az bir ücretle çalıştırıyordu işverenler. İş yerinden de kolay kolay izin vermezlerdi. Telefon edecek fırsatları bile olmazdı, bunu çok iyi biliyordum. Bazı İranlılar da geceleri sabahlara kadar İnternette, bilgisayar başında vakit geçirirler, ancak öğlen kalkarlardı yataktan. Bu düşünceler içinde telefonu açtım. Telefondaki ses benimle tatlı tatlı konuşmaya başladı. İlk anda tanıyamadım ama sonra Samet'in ismini söyleyince tanıdım onu. Samet benim eski bir dostumdur. Telefondaki kişiyi ise bir kez Ankara'da Ali Bıyık'ın pansiyonunda görmüştüm.

Burun Ameliyatı

Ali Vafi kullanıcısının resmi

Bir sabah kalkıp İranlı arkadaşların çalıştığı bir mağazaya gittim. Orada beş İranlı çalışıyordu biliyordum.  Önce Darüş'le karşılaştım. O yüzünün yarısını sargı beziyle kapatmıştı.  Gözlerinin altı morarmış, çökmüştü.
'Bu adam ya birisiyle kavga etmiş, ya da bir yere çarpmış.' Dedim kendi kendime.
-Darüş Bey hayrola birisiyle kavga falan mı ettiniz? Geçmiş olsun.
-Yok, dedi kavga etmedim, burun ameliyatı geçirdim.
-Gözlerinin altı çökmüş, morarmış.
-Burnumu çok küçük yaptılar.
-Hayırlı olsun yeni burnun.
-Sağol Ali Ağbi.

Toprak Kokusu

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Elektrik direğinin dibindeki ev neredeyse hiç değişmemişti ve zamana karşı direniyordu; evi ve içindekileri hayal etmeye çalıştım. İlk sahibini anımsadım. Sait Dede otoriterdi ama aynı zamanda çocuklara karşı sevecendi. Şeker ve limonata dağıttığı günlere gittim. Bir köşede durmuş, etrafına bakıyordu. Beni görünce gülümsedi.“Gel evladım” dedi. “Limonatamdan tat. Kendi ellerimle yaptım. ‘’ dedi. İlgilenmediğimi fark edince: ‘’Erkeksin bak, içmezsen bir yerlerin şişer. Demedi deme sonra” diye caydırdı beni.

EYLÜL YAPRAKLARI

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

......
İkimiz de sustuk. Dışarısı daha da ilginçti. Hava bulutlu. Pencereme ilk damla düştü; sekti, camda küçük bir iz bıraktı. Gözüme bir hayvanın silüeti ilişti; it mi, kurt mu çıkaramadım. Gökyüzü kanarcasına çizildi. Onu cehennemi bir gürültü izledi. Sarsılır gibi olduk. Hışırtıyla inen yağmur dışarıyı görünmez kıldı. Sonra aniden kesiliverdi.

GİZEMLİ GÜNEYDOĞU!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Her gittiğiniz yerde iki veya üç yıl, bazen bir, bazen de beş yıl kalabiliyorsunuz. Bölgeye göre değişiyordu kalacakları bu süreler.
O sene Naci ve Ayşegül’ün tayinleri Güneydoğu’ya çıktı. Daha önce hep büyük şehirlerde çalışmışlardı. Özgürlük ve modern hayattan uzak, dışa kapalı küçük bir şehre nasıl ayak uyduracak, nasıl yaşayacaklardı bilemiyorlardı.  Bambaşka, gizemli bir dünyaydı Güneydoğu onlar için.

Sayfalar

ÖYKÜLER beslemesine abone olun.