Son Yazılar

Əliağa Kürçaylının lirik poemaları

Elnur Resuloglu kullanıcısının resmi

Bir çoxumuza yaxşı məlumdur ki, XII əsrdə yaşayıb-yaratmış Əfzələddin Xaqaninin (1126-1199) yarı xatirə, yarı səfərnamə səciyyəsi daşıyan, şairin Şirvanşahlar sarayında gördüyü zülm və ədalətsizliklərə qarşı dərin etirazını bildirdiyi, müasirlərindən, qohumlarından, dostlarından, uşaqlıq və təhsil illərindən söhbət açdığı, nəcib insani sifətləri təbliğ etdiyi və böyük Nizami Gəncəvinin (1141-1209) “Xəmsə” toplusuna daxil olan “Sirlər xəzinəsi”nə (1174-1175) bənzədilən “Töhfətül-İraqeyn” (“İki İraqın töhfəsi”) əsəri Azərbaycan ədəbiyyatı tarixində ilk poemadır.

Kül

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Nereye dönsem ölüm ayrılık

Acının ayrılığının da bir tanrısı olmalı

Yoksa ne menem şeydir bu Her yürekte ağu kalsın

                                 ***

Bir kimsesizlikti bizi birbirimize bağlayan. Şefkata muhtaç, acısı uzun, kabuk tutmayan yaralarımız vardı yüreğimizde. Birbirimizin kimsesiz hüzünlerine tutunmuştuk. Sahipsiz zamanların kayboluşluklarıydı. Sanki küssek, yetim çocukları gibi sahipsiz kalacaktı gözyaşlarımız.

Dönülmez Akşamın Ufkundayız / Arzu Bahar

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ben de bıkmadan, her akşam “Dönülmez Akşamın Ufkundayız”ı söylüyorum. Kov ulan! Bu şarkıyı söylüyorum diye kov beni sıkıyorsa. İncir çekirdeğini doldurmaz sebeplerle kapının önüne koyuldum bir sürü yerden, bu sefer hiç değilse “Prensip meselesi yüzünden kovuldum” derim. Prensip meselesi! Vay! Fiyakalı oldu ha! Dur, kovarsa böyle söyleyeyim sağda solda. “Son şarkıyı beğenmediği için kovdu beni şerefsiz. Prensip meselesi kardeşim, son şarkı ‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız’ olacak işte. Ben Müzeyyen Senar’ın anısına söylüyorum bir kere o şarkıyı. Saygı şeysinden yani. Nasıl da söyler ama!

Şiire Koçaklama[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

uyandırmak için yazılır.”[1]
 
Evet, Eduardo Carranza’nın, “Şiir kanını kaynatmıyorsa, aniden sırlara pencereler açmıyorsa, dünyayı keşfetmene yardım etmiyorsa, umutsuz yüreğinin yalnızlıkta ve aşkta, şenlikte ve sevgisizlikte eşlikçisi değilse ne işe yarar?” saptamasındaki gibi düşündüğüm için şiire “koçaklama” betimlemesini layık görüyorum.[2]
* * * * *
“Şiir nedir” mi? Sıkça karşılaştığımız bir soru(n)dur bu…

Bir Milat: Referandum ve Sonrası

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

1.1) BASKI(LAR) VE SALDIRI(LAR)
 
1.2) YOLSUZ(LUK)LAR
 
1.3) YSK PİYONU
 
1.4) KÜRT FAKTÖRÜ
 
1.5) 16 NİSAN ABARTILARI, ZIRVALARI
 
 
2) REFERANDUM SONRASI
 
2.1) OYSA!
 
2.2) CHP’NİN TAVIR(SIZLIĞ)I
 
 
3) POST-REFERANDUM GÜZERGÂHI
 
3.1) REJİMİN SİYASAL VEÇHESİ
 
3.2) BUGÜN(ÜMÜZ)

“Halkın Soytarısı” Darıo Fo “Tiyatronun büyücüsü’ydü[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

proletaryanın köpeği olurum.”[1]
 
 “Tüm bu ipleri elinde tutanlar oyun içinde oyun oynuyorlar. Medya, televizyonlar ve diğerleri aracılığıyla, bütün güçleriyle halkın kendilerinin sebep olduğu şartların içinde yaşamayı kabulünü sağlamaya çalışıyorlar.”

Nietzsche Haus

İsmail Güner kullanıcısının resmi

10 Temmuz'da abonemin süresi bitince yenilemek için en yakın istasyona gittim. Hem işe gitmek için hem de hafta sonları geziye çıkarım düşüncesiyle yarı fiyatına BÜGA aldım. Hafta içi her gün tren ve otobüsle işe gidip geldim. Arada kontrol memurları geldiğinde cüzdanımın naylon kaplamasına koyduğum abonemi çıkarıp gösteriyorum, onlar da bakıp gidiyorlardı.
Bu sabah iş yerine şefim geldi. Aramızda sohbete başladık. Konu ulaşımdan açıldı. Cüzdanımın arasına koyduğum abonemi çıkarıp gösterdim ona. Baktı:
      "İmzalamamışsın!” dedi, “İmza atman lazım!"

Özgürlüğe Muhtaç ve Mahkûmuz![*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
“Bi tenê helmgiri, azadgiriye nişan nade/ Yalnızca nefes almak, özgür olduğunu göstermez,” diyen Johann Wolfgang von Goethe sonuna kadar haklıdır; hele içinden geçtiğimiz kesitte!
George Orwell’in, “İki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir. Eğer buna izin verilirse, gerisi kendiliğinden gelir,”[2] diye betimlediği özgürlük, geçtiğimiz zorlu kesitte, “Hiçbir zaman dayanaklı değildir, her zaman tehdit altındadır. Mutlak belirlilik her zaman özgürlük yoksunluğudur,” notunu düşen Theodor Wiesengrund Adorno hepimizi uyarır.

Sayfalar