Son Yazılar

Özgürleşme Zihinde Başlar

Derya Coşkun kullanıcısının resmi

En yakınlarımızla bize ait bir yaşam alanımız olması için bir eve ihtiyaç duyarken ailemizdeki, sosyal çevremizdeki insanlar bizden “daha iyi” evlerde oturuyor diye borçlanıp tüm paramızı daha iyi tasarlanmış beton yığınlarına gömüyoruz. Kendimizi, işini kaybetmekten daha çok korkarak daha çok çalışmak zorunda olan insanlara dönüştürüyoruz. Hayatımızı kazanabilmek için çalışmaya ihtiyaç duyarken para kaynakları için çalışan gönüllü kölelere dönüşüyoruz. Tabi ki sadece kendimiz için çalışmıyoruz çocuklarımıza da iyi bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Kum/ Melek Ertan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

   

Nefesim yetebilecek mi acaba? Gözlerim neden açık? Boğulmadan önceki son bilinç anı böyle mi? Kendi kayboluşumdan hemen önce kıyıda dolaşan insanların yutuluşunu da gördüm. Nasıl bu kadar hızlı gelişti her şey? Oysa alt komşularda annemleydim. Ortalık alacakaranlıktı fakat bizim keyfimiz yerindeydi. Biraz dedikodu yapmış, gülmüştük. Annem artık yürüyebiliyordu ve ben buna çok şaşırmıştım. Demek ki artık zamanıydı,  yatalaklık mahkûmiyetinden kurtulmasının. 

Aydın/ Entelektüel Meselesine dair[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

iktidara hakikâti söylemektir.”[2]
 
Aydın/ entelektüel konusunda epeyce yazdım.[3] Yazdıklarımın tümü, elbette taraflıydı.
Yeri geldi belirteyim, sınıflı bir toplumda “tarafsızlık” yaygaralarını kaale almayan birisi olarak:
Marguerite Duras’nın, “Politik değilseniz, entelektüel de olmazsınız!”
Albert Camus’nün, “Entelektüel, aklı kendisini gözleyen kişidir”![4]
Harvey Cox’un, “Aydının görevi her zaman ‘Başka türlü düşünmek’tir. Bu asla bir sapkınlık değildir. Toplum için kesinlikle gerekli bir özelliktir”!

AKP’nin Eğitim Sistemiyle İmtihanı[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

elim tabancamın kabzasına gidiyor.”[1]
 
Söze şu saptamayla başlamalı: İktidarını sağlama alıp “demokrasi, liberalizm, AB’ye uyum” gibi retorikleri bagajından boşalttığından beri, AKP’nin eğitim politikası iç içe geçmiş iki eksen etrafında biçimleniyor: İslâmîleş(tir)me ve piyasalaştırma…

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -V

H.Gürer kullanıcısının resmi

Yer kürenin tüm kıtalarında, dev medya tekelleri aracılığıyla, insanlığa yönelik ideolojik saldırılarla bilinçler üzerinde daha güçlü bir hegemonya kurulmak isteniyor. Uluslararası sermaye kendisini yeniden örgütleyip üretirken, ideolojik hegemonyasını sağlama aracı olarak kullandığı medya bu reorganizasyon da önemli rol oynuyor.  Topluma egemen güçler, medya ile kitleleri manipüle edip onların rızasını yeniden-yeniden üreterek, manipüle ettiği ‘bilginin’ kontrolünü sağlayarak, kitlelerin iradesi üzerinde baskın bir hegemonya oluşturuyor.

“Sosyal Medya” paylaşımları ve ‘kişilik’ -IV

H.Gürer kullanıcısının resmi

Giysilerimizin vücut şeklimizi biçimlendirip şekillendirmesindeki etkisi gibi, kullandığımız teknoloji de algımızdan, düşünüş ve yaşam tarzımıza, uzuvlarımızı kullanmaya kadar bizi biçimlendirip şekillendirmektedir. İşte bu vb. birçok nedenden ötürü teknoloji CEO’larının bu teknolojiyi kendileri ve çocuklarının kullanmadığını biliyor muydunuz? Hatta kendilerinin de akıllı olmayan telefonlar kullanarak bunun nedenini soranlara “akıllı telefon kullanacak kadar boşa harcayacak zamanım yok” dedikleri de bir sır değil.
 

Madımak'tan Adalet Yürüyüşü'ne

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

2 Temmuz 1993, Türk-İslam sentezinin şeriat ayağını oluşturan güçler, kendilerine tanınan olanakları kullanarak devleti teslim aldılar. MİT'in tertibi, devletin bilgisi, hükümetin ve Genelkurmay’ın onayı ile pırıl pırıl 33 canımız dünyanın gözü önünde yakıldı.

Şeriat, kitle tabanını oluşturmuş, sonuca gidecek siyasal önderliğini arıyordu. Aynı yıl İstanbul Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Aziz Nesin'e bir TV kanalında şeriatçı olduklarını ilan ediyordu.

Sevdiklerimdendir üçü birden[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Renklileri
Delileri severim,
Bir de delilikleri.”[1]
 
Akif Kurtuluş’un, “Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya; bana aynı gün ölmüş gibi geliyor hep. Bunu yeni düşünmeye başladım,” saptamasını müthiş önemserim…
Çünkü…
* * * * *
Ülkü Tamer, bir şiirinde O’ndan şöyle söz etmişti: “Tanrı/ Bin birinci gece şairi yarattı,/ Bin ikinci gece Cemal’i,/ Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,/ Başa döndü sonra,/ Kadını yeniden yarattı”…

Sayfalar