şiir

Kırık Çırak (Türkçe, Kürtçe, Lazca, Rumca, Hemşin Ermenicesi, İngilizce, Japonca)

Serkan Engin kullanıcısının resmi

 
Kırık Çırak
 
kalbimi çekiç yaptım da düzeltemedim
hayatımın eğri büğrü kaportasını
ezikliğini bana kusuyor ustam
üstüpü gibi harcıyor çocukluğumu
 
kaynak tutmuyor heveslerim
dünden yarına kırılmışım
’senin failin devlettir’ diyorlar
’üreme bonkörü ailen bir de’
 
- sahi devlet’e nasıl gidilir abi?
 
dövüyorlar düşlerimin misket mavisini
küfre ve tütüne bulandı masumiyetim
bir işbaşı bile almadılar
abimin küçüklüğüdür giydiğim
 

Recep'in Türkü (/Şiir)leri[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

alev denizini geçmeye benzer.[1]
 
Turgut Uyar’ın, çok önceleri dillendirdiği saptama hâlâ güncel gerçek(liğimiz).
Ne demişti şair? Anımsayıp/ anımsatalım: “Şiir çıkmazdadır. Bütün şiir yazanlara, edebiyat yazanlara hatırlatmak gerekir: Şiir çıkmazdadır. Çünkü insan çıkmazdadır, sorunlar çıkmazdadır, toplum değişiyor, insan değişiyor, insanın yeri değişiyor, insanın ilişkileri ve sorunları değişiyor…
1930’un eksik idealizmi 1940 realizmi ve 1950’nin hastalıklı romantizmi ile bugünün insanın betimlemek mümkün değil.

Şiir Üstüne-12

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Ey şair, içinden çıkamayacağın hayallere dalma!
Denemenin sevdiğim yanı asık suratlı yazıya prim vermemesi. Sözcükleri eğip bük, istifle ne oluyor demezler. Ha, uydur uydur söyle şeklinde de düşünülmesin deneme. Yüzeyinden bakınca da göz korkutmalı. Gölün derinliği ördeğe, deryanınki şaire.
Hani bizim büyük sanatçılarla ilgili bir şey anlatılır ki doğru olduğunu onaylarım.

Şiir Üstüne-8

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Gel zaman git zaman yol ayrımında nefeslenir. Birkaç avcının geldiğini görür, sorar: Ey avcılar, deniz nerde? Nerden bilsinler avcılar? Bizim avlandığımız yere köprüden sonraki ilk sapaktan gidilir ama denize ulaşır mı bilmeyiz, diye de eklerler. İmdadına bir çiftçi yetişir, -yetiştiğini sanır- ona sorar: Ey çiftçi, deniz nerde? Çiftçi ıkınır sıkınır, cahilliğini hoşgörmesini ister. Kızın gözü dağa tırmanan üçüncü yolda… Ya dağın bir yerlerinde kalıverirse… Çaresiz o üçüncü yolu seçer, dağın zirvesinde bir de ne görsün?

Şiir Üstüne-7

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Alıntılara bayılırım, ukalalığı ya da cahilliği örtmeye bire bir: “Bir gün genç bir yazar, Anatole France’a yazdıklarını göstererek: ‘Yazmaya devam edeyim mi, etmeyeyim mi?’ diye sorar. O da: ‘Yazmamak elindeyse, yazma.’ der. Çünkü hiçbir gerçek yazar için yazmama olasılığı yoktur.”
İyi de her yazmak zorunda kalan gerçek yazar değildir ki… Mesela ben ruhumun güneş görmeyen yerlerini kurutuyorum. Şimdi şöyle bir korkuya da kapılıyorum: Eyvah, benim sanat dünyasında yerim neresi, burnu kafdağında olan birisi miyim?

Şiir Üstüne-6

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

sen beni özlemezsin, çatlarsın
beni sen özlemezsin, çatlarsın
sen özlemezsin beni, çatlarsın
diye diye yol alıyorum, her değişiklikte başka iklimde buluyorum kendimi. Tek dizeye saklandığım zamanlarım çoktur benim, tek sözcüğe indirgeyene dek de yazacağım, iyi de nereye kadar… harflere kadar mı? Neden olmasın, her şey "keyferengi" olduktan sonra.

Şiir Üstüne-2

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Çocuklarını masallarla, hikâyelerle büyüten ya da uyutan bir halkız biz, bir zararı da görülmemiştir bunların; büyüklere anlatılanlar hariç. Mevlana'da okumuştum, ince ince bir şeyler işliyordu: Hintli birisi, körlerin arasına bir fil getirir, sorar: Söyleyin bakalım aranızdaki nedir? Körler ne olduğunu anlamak için dokunmaya başlarlar. Hortumundan tutan "oluk" der, kulağından yakalayan "yelpaze", ayağını ele geçiren "direk" ...uzar gider. Görmek gerekir, hissetmek gerekir, tanımak gerekir. Hikâyeyi neden anlattım, bir nedeni var elbette.

Şiir Üstüne-1

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

Şairin şiiri çoğaldıkça şiirinin posası artar; şiiri çok kaynadıkça da kaymak tutmaz. Peki ne kadar şiir? Şiirde fazla mal göz çıkarır. Ambarını ayıklamayan çiftçi, buğdayına kurt düşürür. Ciltler dolusu şiirlerin kışlık yakacak olarak kullanıldığı malum. Raflarda toz yutanların erken teşhis edilmediği için mezbelelerde çürüdüğü de. Bir şiir için yirmi beş yıl harcadığı söylenen -aslında bir sözcüğün peşinde yirmi beş yıl koşar- ve şiir benimle bitti diyen Yahya Kemal, kaç bin şiirini damıttı ki sizlere bunları miras bırakıyorum dedi, bilen var mı?

Sayfalar

şiir beslemesine abone olun.