Hep istemek ama vermemek
Git arkana hiç bakmadan çekip git bu dünyadan. Deli bir yağmur olmak isterdim cenazende, sen nereye ben oraya. Yağmak, dur durak bilmeden yağmak isterdim; senin insanların gibi içten, kurduğun hayal cumhuriyetindeki zalim beyler gibi öfkeden kudurmak isterdim, toprakta tepinmek, köpüklü denizlerde yitip gitmek isterdim.
Yaşarım, mezarının kıyısında mavi bir çiçek olup açmak isterdim. Gökyüzüne gülümseyen mavi bir çiçek...
Hangi yazar istemezdi ki?
Bu beklentiler ışığında 1990’lı yıllarda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Hacı Bektaş Veli Kültür Tanıtma Dernekleri (HBVKTD), şimdiki ismiyle Alevi Kültür Dernekleri (AKD) öncülüğünde sürdürülen çalışmalar sonucu isminde ortak değer olan “Alevi”sözcüğünü de barından bir üst çatı örgütü, yani Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) 2002 yılında kuruldu. ABF, PSAKD (74 şube), AKD (108 şube), HBVAKV (39 şube), Alevi Dernekleri Federasyonu -ADF (13 şube) ile tek şubelik kurumlar olmak üzere yaklaşık 280 dernek ve bu derneklerin yüz binlerce üyesinden oluşan örgütlenmedir.
12 yıldan beri iktidarda olan gerici, faşist AKP hükümeti sadece işçilere, ezilenlere karşı değil, diğer tüm farklı kimliklere, yani Alevilere,Kürtlere, Ermenilere, Süryanilere, Rumlara karşı ayrımcılık politikalarını fütursuzca uyguluyor. Bu politikalar özellikle de Alevi toplumu üzerinde yoğunlaşıyor. Devlet denilen mekanizmada Alevilerin Vali, Müsteşar ve Emniyet Müdürü olması mümkün değil. Aleviler aynı zamanda günlük hayatın her aşamasında da, istihdamda, iletişimde,eğitimde, sağlıkta, orduda, devlet kademelerinde zaten sistematik bir ayrımcılığa tabi tutuluyor.