Bahar(lar)ın Halkı: Romanlar[*]
Girgiriye’, ‘Darbukator Bayram’, ‘Cennet Mahallesi’, ‘Balık Ayhan’, ‘Tarık Mengüç’, ‘Kibariye’, ‘Ciguli’ diye tanıtılsalar; onlar TV’deki görüntülerden ibaret değildir…
Girgiriye’, ‘Darbukator Bayram’, ‘Cennet Mahallesi’, ‘Balık Ayhan’, ‘Tarık Mengüç’, ‘Kibariye’, ‘Ciguli’ diye tanıtılsalar; onlar TV’deki görüntülerden ibaret değildir…
Evveliyle Ruhi Su’dan, sonrasıyla Sezen Aksu’ya birçok sesi dinlemekle kalmayıp; tınılarını da terennüm ettim.
“Müziksiz hayat hatadır,” diyen Friedrich Wilhelm Nietzsche’ın, “Müzik, belirli bir kültürün toprağında yeşermesini bilen tüm sanatlardan kaynaklanır, toprağın derinliklerinde olduğundan da geç boy atar ve bitkilerin sonuncusu olarak çıkar gün ışığına,” notunu da kulağıma küpe ettim.
tot sententiae.”[1]
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz.
Ölü balıklar geçiyor kırışık bir denizin sofrasında
ve ellerinde fenerleriyle benim arkadaşlarım.
Durmadan düşünüyorum
ne kadar çok öldük yaşamak için.”[1]
Çok şeyin “unutuşa” teslim edildiği bir vurdumduymazlık bataklığıdır, “olağan” dedikleri düzen(sizlik)!
Poz veriyorlar.
Muzaffer bir ordunun komutanları gibi... Yok, daha iyisi... Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında safariye çıkmış da, ayağını yere serdiği aslanın başına basıp kameraya sırıtan İngiliz asilzadeleri gibi... Öyle bir özgüven, öyle bir saadet.
Aslına bakarsanız, çulsuzoğlu çulsuzlar... Ve de tekinsiz...