Temel Demirer ağ günlüğü

Yazmak Eyleminin Yazarları[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 hastaların çektiği acıyız
 
Yazmak yaşamaktır; yaşama dokunmayan yazın, bir tomar kâğıt israfıdır.[2]
Durup dururken yazamaz insan. Yazmak için bir derdinin, tarafının olması gerek. Başka türlüsü olmuyor, olamaz da.
“Yazmak” dedim: Yazarın görevi sorunu çözmek değil, soruna taraf olarak ifade etmektir. Tam da bunun için yazar, başkalarından daha çok zorlukları göğüslemek zorunda olandır.

Hasan Çapik’in Toplumcu Gerçekçi Dizeleri[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Suat Derviş’in, “Şair, büyük ve fırtınalı bir denizin karşısında kendi kendine söz söyleyen ve sesini karşı sahillere işittirmek isteyen bir çılgına benzer”; Pablo Neruda’nın, “Şair, her şeyden önce yaşadığı toplumun sorunlarına, giderek tüm dünyaya karşı sorumludur. Biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız”; Edip Cansever’in, “Neden yazılır bir şiir, neden okunur bunca yazı?/ Çünkü nasıl aşılabilir başkaca insanın karmaşıklığı,” deyişleriyle müsemma bir şairin şiirinden söz edeceğim…

Tarihin Tanığıdır Fotoğraf[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

yanımda sürekli bir fotoğraf makinesi
taşımaya ihtiyaç duymazdım.”[1]
 
Ölüme inat, ölümsüzleştiren tanıklığıyla fotoğrafın önemini/ değerini bilmeyen var mı? Varsa ne yazık!
XVII. yüzyıl natürmortlarındaki kuru kafa, mum, kum saati, çiçek gibi nesneler fanilere ölümü hatırlatmak için resmedilir, sembollerin dilinden anlamayanlar için kimi zaman Latincesi de yazılırdı: “Memento mori/ Ölümü hatırla”.

ŞİİR YOLDAŞIMIZDIR[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

mutluluğa değil, direnmeyedir!”[1]

Bertolt Brecht Temmuz 1937’de Madrid’deki konuşmasında, “Kültür halkın kolektif üretiminin ayrılmaz parçası ise; halkı ekmekten mahrum bırakan şiddet ile şiirden mahrum bırakan şiddetin aynı olması”na[2] dikkat çekerken; “Bu dünyada her daim hiçbir şeyi olmayanların yanında olacağım,” diye haykıran Federico García Lorca’nın faşistlerce katledildiğini anımsamayan var mı?

Bir Sanat Dalı Olarak Mizah[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Yalvarırım gülmeyi öğrenin.”[1]
Sanatın gücü müthiş bir şeydir. Tam da bunun için muktedirler sanattan korkar, kontrolleri altına alıp, sanatı sanat olmaktan çıkartarak, iktidar sofrasındaki mezeye dönüştürürler. Bu koşullarda “Reyting mi önemli sanat mı?”[2] diye soruyor Prof. Dr. Üstün Dökmen.
Özdemir Asaf’ın, “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler,” dizelerindeki üzere yerkürenin dört bir yanında kapitalizmin kirlettiklerinin listesinde sanat ilk sıralarda yer alıyor.

Yaşama Dair Kimi Notlar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Gerçeğin ya da güzel olmayan dünyanın aynasında kimi zaman bulutlara, kimi zaman yıldızlara, hasılı gökyüzüne bakmanın sorun ve sorumluluğuyla yaşamak insan(lık)a özgü bir eylemdir…
Felâket anlarından, yenilgi yıllarının tedrisatına ya da insan olmaktan yorulduğumuz kesitlere…
Söyleyecek çok şeyin olsa da, söylemenin risk teşkil ettiği ve Euripides’in, “Köle, düşüncesini söyleyemeyendir,” ya da Lev Tolstoy’un, “Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler,” diye haykırdığı belalı kesitlere…
* * * * *

“Kölelik” Üstüne Notlar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

kendini köleliğe zincirleyense daha çoktur.”[1]
 
James Joyce’un, “Başkalarının efendisi de olma, kölesi de,” haklı ifadesine bir mim koyalım; ama ücretli köleliğin yeryüzünü kasıp kavurduğu hâl(imiz)de, köleliğin nihayet erdiğinden kim söz edebilir ki?!
“Kölelik kaldırılmadı, sadece bütün renkleri kapsayacak biçimde genişletildi,” diyen Charles Bukowski haklı; tıpkı, “Kimse görmese de zincirlerimiz var; bize özgür dense de köleyiz,” vurgusundaki gibi Oscar Wilde’ın…

Devrimci Gençliğin Anti-Emperyalist Mücadelesi: Tarihimiz ve Filistin[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

matadorun değil.
Ve hâlâ aynı taraftayım.”[2]
 
Eduardo Galeano’nun, “Bu günlerin şansızlığı delilerin körleri yönetmesidir”; Albert Camus’nün, “İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır”; Jean Baudrillard’ın, “Bu muhteşem gereksizlikte bulantı verici özel bir şey var: Hızla çoğalan, aşırı şişen; ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı,”[3] notunu düştükleri berbat bir tablo ile burun buruna yaşadığımız bir “sır” değil.

Karar 71 Oyun

Temel Demirer kullanıcısının resmi

tiyatro da bu faaliyetlerden biridir.”[1]
 
Cengiz Gündoğdu’nun yapıtlarını okurken; “Herkes kendi ışığıyla ışıldar. Hiçbir alev öbürüne benzemez. Büyük alevler vardır küçük alevler her renkten alev. Kimi insanların alevi öyle durağandır ki rüzgârda bile dalgalanmaz, kimi insanlarınsa havayı kıvılcıma boğan çılgın alevleri vardır,” satırlarını anımsarım Eduardo Galeano’nun…
Onun ikinci oyunu ‘Karar 71’i[2] okurken de böyle oldu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
RSS - Temel Demirer ağ günlüğü beslemesine abone olun.