Temel Demirer ağ günlüğü
Sinema Hayattır, Hayat da Sinemadır[1]
Yedinci sanat dalı olarak sinemaya dair[3] çok şey söylemek mümkün; ama sinemasını gerçeklerden kaçırarak, iktidarın güvenli alanına taşıyan nice yönetmene/ yapımcıya dikkat çekmek; ve beyazperdede cüretkâr sinemacılara ihtiyacın altını ısrarla çizmek çok daha önemli…
Hayır! “Kusursuz sinema”dan falan söz etmiyorum…
İnsan + Özgürlük + Işık = Harun Karadeniz[*]
Hayır, o günleri değil,
yalnızca o günlerde hayalini
kurduğum yaşamı özlüyorum…”[1]
“Üç şey birlikte doğdu: İnsan, özgürlük ve ışık,” der ve ekler Anatole France: “Hayal kurmak her şeydir”…
Evet, “insan, özgürlük ve ışık” kurulan bir hayalin; Wilhelm Reich’ın, “Evet, iyimserim ben ve vicdanım, her şeyim gelecekle dolu,” satırlarındaki kararlılığın mücadelesiyle var edilendir.
Şiir Farkındalıktır Ya da Hiç[*]
kavgamızın şiir olması bundan.”[1]
Erol Aslan, dostumdur; ancak bu satırlar, O dostum olduğu için değil; ‘Gecenin Karanlığında Güneşi Uyandıranlara’ başlıklı dizelerden mülhem kaleme alındı.
“Neden” mi?
Dikkatle okuduğunuzda ozanın dizeleri biz(ler)e, öncelikle sanatın gücünü anımsatıyor.
“Nasıl” mı?
Yazar Aydındır, Aydınlatandır
dünyayı dönüştürmektir.”[1]
“Gerçek sözü söylemek” eyleminin yazar için “olmazsa olmaz” ollduğundan şüphe duymuyorum.
Şiirleri ile Nâzım’ca Yaşa(T)Mak[*]
Teslim olmadan,
Boyun eğmeden,
El etek öpmeden yaşamaktır.”[1]
Özgürlüğün ve umudun örgütlü (TKP) komünist şairiydi; 61 yıllık yaşamının 12 yılını hapiste, 12 yılını sürgünde göğüslemişti.
FUTBOLUN ASİLERİ[*]
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki.”[1]
Neil Faulkner’ın, “Bütün şeyler kendi içlerinde çelişkilidir ve çelişki, tüm hareketin ve yaşamın kökenidir; bir şey ancak bir çelişki içerdiği sürece hareket eder, itkiye ve etkinliğe sahip olur,” saptaması “Futbol asla futbol değildir,” dite tarif edilen gerçeğin asileri için de geçerlidir…
Zeki Müren mi? Dediniz…[1]
“Murat Bardakçı’nın ‘Zeki Müren sanat müziğinin canına okumuştur’ lafı”na da;[3] “Büyük sanatkâr, hayalleriniz ötesinde, tahminlerinizin ötesinde büyük Zeki Müren,”[4] betimlemesine de; “Türkiye’de gerek müzik gerekse genel beğeninin tarihini yazarken ihmal edemeyeceğimiz isimlerin başında Zeki Müren gelir”[5] tespitine de katılmasam da Zeki Müren’in önemli olduğunu düşünenlerdenim.
“SANAT” DEYİNCE![1]
“İnsanı sanatçı yapan şey yalnızlıktır,”[3] türünden saptamaları ciddiye almayıp; “Sanatın gücünü bildiğimiz içindir ki, sorumluluğumuz büyük” diyen Anna Seghers gibi düşünenlerdenim…
“Sanat daha önce yapılmamış olanı ister,” vurgusuyla Theodor Adorno’nun altını çizdiği gibi, “Özgür olamayışın ortasında özgürlük benzeri bir şeyi dile getirir sanat”…
“Bizden” Biri: Fatma Girik[*]
dünya maviye boyanırdı.”[1]
Atillâ Dorsay, ‘Yeşilçam’dan 100 Portre’ başlıklı yapıtında “Çalışkan, üretken, sinemaya tutkuyla bağlı, sanki oyuncu olarak doğmuş, o kendine özgü sanatçılardan”[2] diye söz eder; 12 Aralık 1942’de İstanbul’da doğup, 24 Ocak 2022 günü aramızdan ayrılan Fatma Girik’ten…
Bir çınar daha devrildi.