
Elimdeki son kitabı: “Düş Çürüğü.” Herdem Kitap’tan çıkmış. 300 sayfalık.
Kitapta onlarca kısa öykü var. Her birisi şiir, öykü, deneme, anı, roman tadında. Okuyucuyu sıkmıyor. Okurken kâh üzüyor kâh sevindiriyor kâh düşündürüyor kâh düşlere götürüyor. Ben sevdim, su gibi akıcı ve bir o kadar da içten.
Kendisini kutluyorum.
Necmettin Yalçınkaya- yazar-redaktör
Meleklerden Para Almıyoruz
Mahallemizin kızıydı.
Ailelerimiz birbirlerine gidip gelirlerdi ama ben, nedense tek kelime edememiştim kendisiyle.
Daha sonra pazarda su satarken, karşılaşmıştım onunla.
İlk anda ben, içimde milyonlarca kuş var da onların hepsi aynı anda havalandı sanmıştım; meğer âşık olmuşum, sonradan öğrendim.
Elimdeki sürahi ve bardakla pazarın ortasında heykel gibi kalakalmıştım. Ben bu haldeyken, o annesinin kulağına bişeyler söyledi.
Annesi de cüzdanından çıkardığı parayı ona verdi.
Ve o bana doğru yürümeye başladığında sanki kentin bütün sokakları, caddeleri, otobanları bana yürüyordu. Kent bana akıyordu.
Gelip karşımda durdu, parayı bana uzattı ve “Bir bardak su.” dedi.
Parayı almadan, titreyen ellerimle suyu bardağa doldurup uzattım.
Bir seferde içti bitirdi.
Parayı tekrar uzattı ve bilmiş bilmiş “İşe bak, Allah’ın suyuna para veriyoruz…” dedi. Parayı almadım. Şaşırdı, “neden?” diye sordu.
“Meleklerden para almıyoruz.” demişim, haberim yok.
***
Yıllar sonra baktım elinde benim kitabım, imza günü yaptığım salonda, bir kadın masamın başında duruyor.
Kitabı uzattı bana. Tanımadım önce, “kimin adına imzalayayım,” dedim.
“Pazarlarda dolaşıp, bedava su içen meleğe diye yazın.” dedi.
Göz göze geldik. Oydu: Pazardaki melek.
Kitabı imzalayıp verdim. Elim eline, yüreğim yüreğine değdi bir kere daha. Kitabın parasını uzattı.
“Meleklerden para almıyoruz.” dedim. Gülümsedi.
Yine içimde milyonlarca kuş aynı anda havalandı. Sonra arkasını döndü ve gitti.
O benden gitmeye başladığında; sanki bütün sokakları, caddeleri, otobanları da onunla gidiyordu.