Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzelleme!
60-65 yaşlarında, orta boylu, tıraşlı, temiz giyimli ve pazarcıyla düzgün konuşması ile dikkatimi çekti.
Tezgâhtaki meyveleri özenle seçerek poşete yerleştirmesinden onun ince ruhlu, hassas bir yapıya sahip olduğunu düşündüm.
Daha önce mahallemizde hiç görmediğim bu adama karşı bir yakınlık hissi oluştu içimde. Görünüşü, yürüyüşü geçen yıl kaybettiğim dayıma çok benziyordu. Sanki dayımın ikiziydi.
Komşulardan birine misafir mi gelmişti, hoş misafir olsa pazarda ne işi vardı?
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu.
Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın…
Emeklilerin tercih ettiği bir yerleşimdi ve her ne sebeple ise çok kere kocalar ölüyor, ardında bıraktıkları üç kuruş emekli maaşı ile kadınlar ileri yaşlara kadar yaşıyorlardı.
Kışın görüntü terk edilmiş insanlar kasabası iken yazın çok daha başka oluyor, tatilcilerin gelmesi ile denizle alakasız bu insanlar adeta kalabalıkta kaybolup gidiyorlardı.
***
O sonradan, yani eşi emekli olup da buraya gelip yerleşenlerden değildi.
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı.
“Korkma Zine, okulun reviri var, doktoru var… Hadi bana eyvallah.”
Yeni yeni atıştıran kar tanelerini havada tozutan, buz gibi esen poyraz yeli, adeta ıslık çalıyordu.
Hüso, kafasına örttüğü ceketini çenesinin altında elleriyle birleştirmiş bir halde hızlı adımlarla yoluna devam etti.
ARİFZADE: Asıl adı Abdülmecit ERDOĞAN’dır.
Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e kadar süren güzergah üzerinde, kapı kapı gezip, önemli kişilere ve kurumlara, ayda bir basılan derginin dağıtımını yapacağım.
Aksilik o ya, daha ilk dağıtım günü, dergileri sırtlayıp yola çıkmıştım ki, hava bozmaya başladı ve ben Nişantaşı-Teşvikiye'ye vardığımda, sağanak yağmura tutulup, sırılsıklam oldum.
Bana zaten olan olmuş. Tek derdim dergiler ıslanmadan sahiplerine ulaşsın.
Perloda Piltan amorê 16’ne veciye! Wayırê perloda xo bime, perloda Piltan warê Zonê mawa. Zon, thılsımê royê mawo, zon ke bi vind; tılsım darino we, thılsım ke dariya we; ro vurino, ro ke vuriya; qom beno vıla, qom ke bi vıla; warêy benê bınê nınganê kêmfırsendan ra… Bêrê ters u xof, musayu be geltiye cavêrdimê, serba zonê xo xover dime…
Adına “Dilsiz Ayşe” diyorlardı kimseyle konuşmadığı için. O gözleriyle konuşuyordu ama kimse onu anlamıyordu.
Oysa Ayşe bülbül gibi şakıyan, gülünce yanaklarında güller açan birisiydi eskiden.
Ablası üç çocuğunu geride bırakarak ölünce, çocuklara en iyi teyzeleri bakar diyerek, ablasının kocasıyla evlendirmişlerdi henüz on yedi yaşındayken. Ve o evlendiği gün konuşmayı bırakmıştı.
Ablası mezara giderken Ayşe'nin tüm umutlarını, hayallerini, gülüşünü ve sesini alıp gitmişti. Ayşe yaşayan ölü olmuştu.
Fakir Baykurt Roman Ödülü'nün 2023 Yılı Kazananı Belli Oldu
Çiğli Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen Fakir Baykurt Roman Ödülü'nün 2023 yılı kazananı “Bul Beni Anne” isimli dosyasıyla Dursaliye Şahan oldu.