Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü

Portakal Çiçeği Kokusu ve Bir de Adana

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Yazar Mehmet Tepebaşı  1 Mayıs Sivas doğumlu ama kendisini “Allah’ına kadar Adanalı” hisseden biri.

Yazarın daha önce yayımlanmış eserleri: Yaşanmamış Sayılan Anılar, Unutulması İstenen Yıllar ve Yirmi Adanalı yazarla birlikte yazdıkları  Adana’ya Kar Yağmış…

Portakal Çiçeği Kokusu ve Bir de Adana öykü kitabı “Hacer öyküsü dışında” cezaevi anılarından oluşmuş.

Arap Kenan/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

Yolumuzun üstündeki Cevdet Amca’nın manavından artık hangi meyve varsa paramızı denkleştirir, elma, armut, ayva, muşmula, mandalina ve portakal alır, paylaşırdık. Hem sohbet eder hem de meyve yiye yiye yürürdük. Ama Arap Kenan nedense meyvesini yemez, çantasına kordu. Ne zamanki Fakirhanenin üstündeki dik merdivenlerin başına geldik, o zaman çantasından çıkarır, başlardı yemeye. Oysa biz meyvemizi çoktan yiyip bitirmiş olurduk. Kenan, okula varıncaya kadar ağzını şapırdatarak yiyordu. Hepimiz ona gıcık oluyorduk.

Guli Orhan/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

O zamanlar Mehtap Mahallesi, Çamlık, Şirinyer ve Buca’nın her yeri boş arsa doluydu. Bu yüzden Guli Orhan birkaç yere bakmak zorundaydı. Zaten çoğu zaman maçlara yetişemezdi. Yetişse bile karnı aç olurdu. Bu da yetmezmiş gibi eşeği kendisine yük olurdu.

Maça yetiştiğinde, kim varsa eşeği ona teslim ederdi. 60’lı yılların sonu yetmişli yılların başı ya, ben on bir on iki yaşında var yokum. Guli Orhan genellikle bana denk gelirdi. “Şerif, karnım aç,” derdi, “Yıldız Bakkal’a koş, 50 kuruşluk helva, yarım ekmek bir de gazoz al.”

H. Selim Açan’dan Bilince Dönüşen Zorunluluk/Ganime Gülmez

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Böylesi içerikteki kitapların kapağını açarken, kuşkular-kaygılar sarar bizi.
Duyduğumuz kuşku; tarihler boyunca “keşif-yenilik” iddiasıyla yazılmış, bunlar yazılırken keskin tarihsel pratiklerde süzülmüş-sınanmış teorilerin artık bir tercih olarak da unutulması yeğlenmiş ve aslında üzerine bir taş koyma zahmetine dahi katlanılmamış, bize yabancı olmayan bazı kategorilere sıkışılacağına dair bir kuşkudur.

Şirinyer Parkı/ Mehmet Güzelay

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 

Nihayet beklediğimiz gün gelip çatmıştı. Ben, Heci, Elbeyi, Kenan, Davut… İşçievleri’nden aşağıya doğru güle eğlene yürümeye başladık. Yolda bizi görüp de aramıza katılanlar  olmuştu.

İşçievleri yol bitiminde sağa dönüp Menderes Caddesi üzerinde yürümeye başladık. Benzinliğin oradan yolun karşısına geçtik, oradan da parka.  Kaydırak tüm muhteşemliğiyle karşımızda duruyordu. O kadar devasa bir kaydıraktı ki, gördüğümüze inanamadık.  Upuzun bir merdiveni vardı, yüksekliği ise en az on metreydi. Korkuyor, merdivenlere çıkmaya çekiniyorduk.

Yirmibirinci Yüzyıldan Firar*/Ganime Gülmez

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Karanlıkta filizlenen fikirler işte oradadır ve alevlerini harlandırır durur. Onları ancak şimdi parlak bir ışık altında, belirsiz ve aldatıcı bir karanlığın yanındayken açıkça görebilirsiniz.
Uzun bir zamandır birbirlerine kenetlenmiş olan özgürlük, eşitlik, adalet fikirleri işte şimdi dünyaya geldiler.
Fikirler birbirini tutuşturur, alevlerini yükseltir, sarsılır, mücadeleyle döllenir, yürek açılır, hayat zenginleşir.” –Eva Geber’in aktarımıyla, Louise Michel’in ‘Yeni Çağ’ adlı eserinden-  
 
Firar ettiler kendi çağlarından. Gericiliğin kırbaçlarından.

Korona Atıştırmaları/ İbrahim Eroğlu

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 −Öküzlerin cezasını bu kez de buzağılar çekiyor. 
     
“Askıda ekmek”ten sonra, “askıda aşı” öneriliyor.
−Anlaşıldı; bu “askının” sonu Filistin’e kadar gider.
 *
Covit-19, diktatörlüğe dönüşecekmiş.
−Ağzı olanlar değil, Ziya ül Hak’ın sizlere ömür olduğundan emin olanlar konuşuyor.
 *
Korona stresine karşı yine iyi bir haber: “Ay’a çıkacağız.”
−Bu “ayaklarla” daha önce de çağ atlamıştık.
 *
Koronanın yarattığı küresel krizde en çok çocuk işçiler çalıştırılacakmış.

YENİ KİTAP: Kadın Erkek Eşitsizliği ve Toplumsal Yozlaşma

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Yazar kitabında, insanın duygu ve düşüncesini kullanmaya başladığı günden bu zamana kadar, kendisine kültür olarak edindiği tüm değerleri sorgulamaktadır. Sosyal bir varlık olarak insan, şimdiye kadar en kutsal değerler gördüğü Tanrı, din, ahlak, namus, siyaset ve gelenekleri, ataerkil mantıkla şekillendiğini ve ailenin temeli kadını köleleştirdiğini, kaynaklarıyla ortaya koymuştur. “Mevcut egemen patrial insan düşüncesinin yaşama yüklediği anlamlar, çağın gerçekliğine göre gelişmiş kültür değerleri değildir.” diyor. Bunların çoğunun yıkılıp atılması gerektiğini ifade etmektedir.

Vatansız ve Sahipsiz Bir Yeryüzüydü Düşüm

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

karanlığa kin kustu inancım
göğsümü kanatırken zulüm
durmuş zamanın ölü vaktindeydim
aldırmadım
yanılan andır diyordum
çocukluğum ve gençliğim
efkârımın yalımlarında kanasa da
hiç eğilmedi başım
sırtımda çürüdü nemli duvarlar
ağırlığı omuzlarıma çökünce ağlayanların
patika yollarda yürüdüm
isyanım çıldırdı
sesimi direnen türkülerle ezgiledim
vatansız ve sahipsiz bir yeryüzüydü düşüm
toprağın her yerde herkesin olduğu
gökyüzünün hepimize mavi baktığı
vatansız ve sahipsiz bir yeryüzüydü

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
RSS - Edebiyat Bahcesi ağ günlüğü beslemesine abone olun.