
Sivas'a gelenler, sözün gücüne, türkünün sesine, düşüncenin özgürlüğüne inanmış insanlardı. Aziz Nesin'in cesur duruşu, Behçet Aysan'ın şiirleri, Metin Altıok'un inceliği, Uğur Kaynar'ın mücadelesi, Hasret Gültekin'in sazındaki tüm Anadolu, Nesimi Çimen'in sesindeki hakikat, Asım Bezirci'nin bilge emeği... Hepsi, Pir Sultan'ın yüzyıllar sonraki mirasçıları olarak oradaydı. Kitaplarıyla, sözleriyle, ezgileriyle, insanlığın ortak değerlerini taşımak için.
Madımak Oteli'nin alevleri, sadece bedenleri değil, bir ülkenin vicdanını, kültür mirasını, hoşgörü umudunu da yaktı. O gün Sivas'ta yitirdiklerimiz, Türkiye'nin düşünce ve sanat dünyasından koca bir ırmak gibi akan paha biçilmez değerlerdi. Kaybımız sadece 35 can değil, geleceğe taşınacak sayısız eser, fikir ve sevgidir.
Bugün, 2 Temmuz'un acı dolu yıl dönümünde, bir kez daha haykırıyoruz: Unutmadık! Unutturmayacağız!
Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Pir Sultan Abdal Şenlikleri'ne neşe ve umutla giden o güzel insanları – isimsiz kahramanları, otel çalışanlarını ve hepsini – sevgi, özlem ve derin bir hüzünle anıyoruz. Yaşamlarıyla bize bıraktıkları ışık, nefretin karanlığına karşı dimdik ayakta. Onların mücadelesi, bizlere birlikte, barış içinde, korkusuzca düşünüp üretebileceğimiz bir dünya için sönmeyen bir meşale olsun.
Ruhları şad, mücadeleleri daim olsun. Sivas'ın külleri, hepimizin yüreğinde bir yara ve bir uyanış olarak kalsın.
Nurcan Balıbey