Ali Haydar Türkmen

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi
O silah sesi ki gecenin bir yarısı yankılandı Tuzluçayır’da. Ve bir yiğit düştü toprağa boylu boyunca. O gün Erzurum Şenkaya’da kuşlar gecenin bir yarısı uyandılar. Ve hep birlikte havalanıp Tuzluçayır’a doğru kanat çırptılar.

 “Ah oğul bilmez misin evladı erken ölen babaların nefesi erken tükenir! Boğazına düğümlenir, yüreğine kilitlenir nefesi. Kör bir mermidir hayat bir sıkımlık canı vardır. Canı, canının içinden giden babaların ömrü acıyla beslenir.”
Kınaların türkülerle yakılıp gidenlerin ağıtlarla gömüldüğü topraklarda Hava Ana, Gülnaz ve Şekernaz adında güzeller güzeli ikiz kız çocuğu getirmişti dünyaya. Ama hastalandı Hava Ana. Şenkaya’nın Kürkçü köyünden Erzurum’a bir umut deyip yetiştirmeye çalıştılar onu. Ama olmadı! Gülnaz ve Şekernaz’ına sarılamadan yolda öldü.
Baba Niyazi Türkmen (Seni de hiç unutmayacağım) yıllarca emek verip terini akıttığı topraklarda fakir ve yorgun düştü. Kimsesi yoktu çocuklarına bakacak. Köylük yerde yalnız yaşamak zordu. İkizlerini Erzurum Çocuk Esirgeme Kurumuna bırakarak topladı yükünü ve diğer kalan çocuklarını yanına alarak düştü Ankara'nın göç yollarına.
Küçük Ali Haydar Ankara’ya ilk geldiğinde sekiz yaşındaydı. Babası Akdere’ye, Ankara’nın en yoksul semtlerinden birine, bir gecekonduya yerleşmişti. Akdere; 70 ve 80’li yıllarda “Küçük Moskova” denilen Tuzluçayır’ın hemen bitişiğinde bir semtti.
 İlk ve ortaokulu Akdere’de okudu Ali Haydar. Kıpır kıpır, yerinde duramayan ve arkadaşları tarafından çok sevilen bir öğrenciydi. Çok da çalışkandı. O yıllarda devrimci ağabey ya da ablalar evlerde toplantılar yapar, halkı faşizme karşı bilinçlendirir, en önemlisi birtakım kitaplar okuyarak onlara “faşizm”, “devlet”, “sosyalizm” gibi kavramlar hakkında bilgi veriyorlardı.
Ali Haydar’ın devrimci abi ve devrimci kitaplarla tanışması da zaten böyle oldu. İlk başlarda “Felsefenin Başlangıç İlkeleri” ve “Felsefenin Temel İlkeleri” O’nun başucu kitaplarıydı. Sonraları Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Ahmet Arif gibi usta yazarların kitaplarıyla tanıştı ve onları okumaya başladı.
1975 yılında baba Niyazi Türkmen oğlu Ali Haydar’ı Tuzluçayır Lisesinin yakın mesafede bulunan Abidinpaşa Lisesine yazdırdı. O günlerde buraya kayıt yaptıran solcu öğrenciler okula devrimci ağabeylerinin yardımı ile gidip gelirlerdi. Kaldı ki hemen aşağıda Abidinpaşa Endüstri Meslek Lisesi ve Başkent Lisesi de vardı ve o yıllarda ülkücü gruplar yükselen devrimci harekete karşı özellikle bu okulların önünde toplanarak zincirli, taşlı, sopalı, silahlı saldırıda bulunuyorlardı. 
1976 mayısında ülkücülerin Başkent Lisesine saldırı haberi üzerine arkadaşları ile bir araya gelen Ali Haydar çatışmada sol ayağından yaralanmıştı. Bu onun aldığı ilk kurşun yarasıydı. Arkadaşları Hüseyin ve Fatma, onu bir eczaneye götürmüş ve eczacı kurşunu ayağından çıkarmıştı Ali Haydar’ın.
Gözü pek ve yerinde duramayan biriydi Ali Haydar. Çok istemesine rağmen babası izin vermediği için 1977 yılı 1 Mayıs’ına gidememiş ve o geceyi arkadaşlarına “Geceyi beş metrelik odamda babam görmeden bir sağa bir sola yürüyerek geçirdim,” diye anlatmıştı.
Aradan çok geçmedi 1977 Haziran ayı gelmiş, 15–16 Haziran Direnişinin yıl dönümü yaklaşmıştı. Duvarlara bununla ilgili yazılar yazılacak, afişler hazırlanıp bildiriler dağıtılacaktı. O akşam yapılacak afişleme için bütün hazırlıklar gündüzden tamamlanmıştı. Babasının kendisine izin vermeyeceğini bilen Ali Haydar kardeşleri Ali Cemal ve ablası Bergüzar'a “Babam sorarsa üniversite sınavlarına hazırlık için arkadaşlara gittiğimi söyleyin,” demişti. Yapılan görev bölümünde Ali Haydar afiş asmayı kabul etmeyip “Ben gözcü olmak istiyorum,” demişti.
Saat 01.15’ti. Afişler henüz asılmaya başlanmıştı ki daha önceden planladığı anlaşılan ve pusuda bekleyen emniyetten birileri kahpece arkasından Ali Haydar Türkmen’i ağır yaralamışlardı. Kurşun sağ arka bacak ile bel arasından girmiş iç organları tahrip ettikten sonra ön sol bacağın üstünden çıkmıştı.
Ağır yaralı olmasına rağmen, 3 kilometre uzaklıkta bulunan eski ev sahipleri Mehmet amcaya gitmiş, ondan kendisini acilen Hacettepe Hastanesine götürmesini istemişti. Ancak çok kan kaybettiğini giren Mehmet amca onu Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesine götürür. Hastanede yatış kâğıdını kendi el yazısı ile doldurmasına rağmen Ali Haydar’ı vuran kişinin bir emniyet görevlisi (komiser yardımcısı) olması sebebiyle hastane polisi meslektaşını korumuş, kardeşi Ali Cemal Türkmen’e “Hastanız geldiğinde şuuru yerinde değildi. Bu yüzden ifadesini alamadım,” yalanına başvurmuştu.
Yoğun bakımda bulunan doktorlardan bazıları Ali Haydar Türkmen’in ailesine yardımcı olmuş, kardeşi Bergüzar ve Ali Cemal Türkmen’e hemşire ve doktor önlüğü giydirerek kısa da olsa konuşmalarını sağlamıştı. Ali Haydar yoğun bakımda kardeşlerine “Babama söylemeyin o şimdi üzülür. Bir de bana kırmızı et getirin de yiyeyim ki çabuk iyileşeyim. İçim çok yanıyor bana biraz su verin,” demişti.
17 Haziran 1977’de, gece saat 03.00 sularında henüz 17 yaşındayken mavi gözü ve gülen yüzü ile hayata gözlerini yumdu Ali Haydar Türkmen. Tuzluçayır büyük bir kalabalıkla uğurladı semtinin devrimci yiğitlerinden birini.
Mezarı Yenimahalle Karşıyaka'da 
10.Cadde. 112. Sokak M. 30 P.1)
Mahkeme salonlarında polis ve hâkim baskılarına dayanamayarak sigarayı günde üç pakete çıkaran ve bu yüzden iki kez kalp krizi geçirerek 1979 yılı 12 Temmuz’unda hayata gözlerini yuman baba Niyazi Türkmen, Tuzluçayır meydanında oğlu Ali Haydar’ın tabutu başında şu konuşmayı yapmıştı:
 “Bir Ali Haydar gider bin Ali Haydar gelir. Sizler benim için birer Ali Haydar'sınız.
// Ali Cemal Türkmen //
48 Ölüm Yıl dönümünde Ali Haydar Türkmen'in anısına saygıyla.

Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

07/10/2025 - 19:12
06/28/2025 - 19:38
06/15/2025 - 12:53

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...