Temel Demirer ağ günlüğü

6 Mayıs 1972: Geçmişi de Geleceği de Yitirmeyen Ölümsüzlük[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

hayatının yarısı
ilk yirmi yılındır.”[2]
 
Bugün -kimilerine göre-, “Ruz-ı Hızır/ Hızır Günü” olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hâkimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları düşünülen 6 Mayıs…

Ölümsüz(ümüz)dür Nâzım Hikmet[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.”[2]
 
“Ew çend giringî pê bide jiyana xwe ku di/ heftêyem de jî wek mînak çandina darzeytûnê bibe// Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,/ yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin,” dizelerinin hakkını bir komünist gibi yaşayarak verdi. Eylül 1961’in Doğu Berlin’indeki, “sözün kısası yoldaşlar/ bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da/ insanca yaşadım diyebilirim,” demeyi de sonuna kadar hak etti…
O Türkiye Komünist Parti’li Nâzım Hikmet’ti;[3] ölümsüzdü…

Eleştiri ve Eleştirmenler[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

insana ne faydası var ki,
düşünmeyi başkalarına bıraktıktan sonra.”[1]
 
Coğrafyamızda eleştiri ya heptir ya da hiç! “Heptir”, her şeyi yerle yeksan eder. “Hiçtir”, susar görmezden gelir…
Bu tür zaaf(lar)ın aşılması için eleştiri ve eleştirmenler meselesinin yerli yerine oturtulması “olmazsa olmaz”dır.
* * * * *
Eleştiri denince birçoğumuz herhangi bir şeyi veya durumu olumsuzlama, ona karşı çıkma ve yermek anlamını çıkarıyoruz.

Resim Hâl(ler)İne Picasso Ders(ler)İ[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
“Resim, yaşananların süzülmüş hâlidir,” diyen Ahmet Cemal haklıdır. Çünkü ilk iletişim sanatıdır o.
Kolay mı? Leonardo da Vinci’nin sözüyle özetlersem: “İlk çizim bir adamın, güneşin duvara düşürdüğü gölgesinin etrafında çizilmiş basit bir çizgiydi.”
Malum: Fransa’daki Lascaux mağarasındaki resimler (av ve hayvan figürleri) on binlerce yıl öncesine uzanır; belki daha da eskiye…
Resim insan(lık) tarihinde konuşma (ses çıkarma) gibi ilk dışavurum şekliydi.

KAZAKİSTAN İSYANI[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

ancak burjuvaziye nefret
ve isyanla kurtarabilir.”[1]
 
Eduardo Galeano’nun ifadesiyle, “Yine barış ve adalet haykırarak doğan yirmi birinci yüzyıl da, önceki yüzyılın izinden gitmekte”yken; BBC’ye bile, “Kıyamet filmlerinden çıkmış gibi”[2] dedirten bir fırtına koptu Kazakistan’da.
2022’de kopan fırtınaya dair üç söylem öne çıktı: i) “Nazarbayev-Tokayev”in diktatörlüğünü hedef alan halk isyanı”, ii) “ABD/ Batı’nın renkli devrim komplosu”, iii) “Rusya”nın jeopolitik hamlesi.”

Mizahın Ferhancası[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

takılın, çünkü sadece bir gülümseme
karanlık bir günü aydınlatabilir.”[1]
 
Bulaşıcı ve dayanılmaz özellikleriyle gülmenin bir tepki olduğu kadar, yaşama bir katkı olduğunu ve gülmekten daha güzel bir eylem varsa onun da güldürmek olduğuna inanırım.[2] Çünkü gülmek/ güldürmek iki insan arasındaki en kısa mesafeyken; mizah duygusundan yoksun otoriterlik koşullarında gülmek, yaşam ve ölüm karşısında hakiki bir zaferdir.

Hümanist Bir Yazar: Stefan Zweıg[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

daima itilir, dışlanır ve
yalnızlığa mahkûm edilirler.”[1]
 
Kalıcı olabilmiş, kadife üslûplu çarpıcı bir yazardı. Devasa bir gözlem gücüne sahipti; müthiş bir dille anlatırdı yazdıklarını.
Kurgusu yormayan, okunması rahat tarzıyla insan(lık)a (ve zayıflığına, zaafına dair) yazarken; okuyucusunu alıp götüren zarif, entelektüel, “telaşlı”ydı derin duyguları kaleme döken ustalığıyla…
‘Amok Koşusu’nu andıran yaşamıyla müsemma Zweig Nazilerin kitaplarını yaktıklarındandı.

Sinema Büyüsü (ve Büyücüleri)[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
V. İ. Lenin’in’in, “Sinema tüm sanatların içinde bizim için en önemli olanıdır”; Luis Buñuel’in, “Sinema, duygular, düşler ve içgüdü dünyalarını anlatmak için en iyi araçtır,” notunu düştüğü hâl ya da Kıvanç Sezer’in ifadesiyle, “Sinema, bir büyü”[2] ise; elbette onun büyücüleri de olmalıdır; vardır da…
Olması gereken açısından Yılmaz Güney sinemasında somutlanan büyü ve büyücüdeki, süreklilik içinde kopuş pratiğiyle “olabilmeye çalışmak”; hâlâ ve her zaman tüm zamanların en güzel ve en devrimci şarkısıdır!

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

Feyza Eren’den Akdeniz’e Lirik Bir Güzel...
  Uzun yıllardır sanat yaşamını ABD’de sürdüren Feyza Eren, “Vedadır Belki” adlı, tekli çalışmasıyla yeniden...
80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
RSS - Temel Demirer ağ günlüğü beslemesine abone olun.