KADIN, SEN YAŞAMIN EN HAKİKİ TARAFISIN!

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi
Mezopotamya’nın bereketli ovaları gibi cömert ve yücesin

Gözlerinde birikmiş dünyanın, coşkun gümüş rengi nehirleri
Yoksulluğun bükemez o güçlü bedeninin, o beli
Toprak kokan, ekmek kokan, kına kokan
Kadın
Uzaklardan süzülüp gelen
"Havar havar" diyen
Bir nida
Bir ses gibi ruhun derin
Mezopotamya'nın
Anadolu’nun
Sırtında taşınan
O ağır yük kadar yükün
Yorgun bedeninde dimdik duran güç var

Ellerinde göğe uzanan dünyanın tüm dağları
İçinde Muş ovası, Iğdır ovası, Kars yaylası
Baharın ilk nefesiyle
Uyanan toprak
Al yazmalarda saklı nice dualar
Kürdün acısı ve gözyaşları
Baba ocağı
Ata toprağı var

Stranın yorgun bir akşama dökülen
Fısıldayan ılık bir esinti
İçinde ne kadar gam varsa
Sarar, utandırır hüznü
Özgür bir his bırakan şiir gibi
Gülüşün var ya
O güzel gülüşün
Bütün karanlıkları aynı anda aydınlatan
O hesapsız
O inatçı güneş sanki
Hoşnutluğun, sabrın, yürek güzelliğin
Cehaleti aşan bilgiyle sayfalarca ilim kokan kitap gibi

İyi ki varsın be kadın, ömrün toprağın en güzel kıvrımı, bereketi
Dünyadaki cehaletin kapılarını açan bilge kadın
Öyle sıcacık, öyle sığınak
Öyle güvenli bir limansın
Her anne kucağı kadar
Sözlerin bir okuldur
Sesin bir pınar
Hangi yola çıksam
İzlerin var
Karanlıkta kalan ne varsa
Işığı
İlk defa ellerinde tanırlar
Çünkü sen ömrün en güzel, en hakiki tarafısın
Mezopotamya’nın bereketli ovaları gibi cömert ve yücesin
Her taşında bir efsane, her rüzgârda bir ses
Seninle anlatılır
Seninle aydınlanır bu topraklar
Günler, geceler seninle hayat bulur

Bu dilsiz, yorgun
Nefes değiliz
Biz
Ve ikimiz
Unutulmuş bir ninninin uykusuz çocuklarıyız sanki
Kulaklarımızda medeniyetsizliğin gürültüsü
Bakışın bin ömür
Varlığı şifa kadın
İçinde şefkat yeşeren kadın
Bir bilsen
Kaç gece yandı
Bu şehir senin ışığında
Kaç rüzgâr sustu sen adını fısıldadığında
Sen bir bahar dalısın kırılmış da yeniden yeşeren

​Kadın, içindeki o Mezopotamyalı çocuk hiç büyümemiş
Öyle saf, öyle temiz
Dilinde birikmiş
Cihanın en güzel masalları
Hep saklarsın içinde
Nice fırtınayı
Nice yaryı
Nice kederi
Hangi yoldan geçsen
Arkanda nice papatyalar açar
Seninle soluk alır bu şehrin yorgun, hoyrat sokakları

Böyle kal, hep böyle kal, gülüşünle aydınlat
Bu canhıraş dünyayı
Kimi zaman
Bir anne şefkati ile yaklaşan
Kimi zaman en yakın sırdaş
Yalnızlığın en koyu vaktinde
Hızır gibi yetişen yoldaşsın bana
Uzaklara dalar gözlerin
Ne düşünürsün kim bilir
Belki bir kırık hatıra, belki yarım kalan bir düş
Ama vazgeçmezsin sevmekten, inanmaktan vazgeçmezsin
Çünkü senin tabiatında var direnmek, güzelleştirmek dünyayı

Mehmet Çobanoğlu
26.09.2026
Gürpınar

Kategori: 

Bunları Okudunuz mu?

09/04/2026 - 19:12
08/29/2026 - 22:05
08/09/2026 - 16:26
07/11/2026 - 06:56

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...