Kültürel Çürüme ve Faşizm[*]
faşizmin tekrar Nazi üniformasıyla geleceğini sanmasıdır.”[1]
faşizmin tekrar Nazi üniformasıyla geleceğini sanmasıdır.”[1]
Çağa uyum sorunu yaşayan toplumların en belirgin özellikleri, sürekli kendi içinde ve çevresiyle birbirini çekiştirme, karalama, aşağılama, kavga ve çatışmaları yaşamalarıdır. Aynı zamanda devleti ve tolumu yönetmek isteyen siyasi partiler, kendi adalet ilkelerine dahi sadık kalmadan, çıkarları doğrultusunda hızlı şekilde değişken, kaygan, ilkesiz politika yürütürler.
Jean Jacques Rousseau’nun, “İnsanlar özgür doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar,” biçiminde tarif ettiği hâlin küresel bir despotlukta ifadesini bulduğu zorbalıkla yüz yüzeyiz…
Solda birlik; sol düşüncede samimi ve ilkeli olanlar için hayati öneme sahiptir. Çünkü Anadolu coğrafyasındaki yaşam ele alındığında, İslami ırkçı tüccar burjuva zihniyeti, bölgede egemen olduğu günden itibaren, toplum yaşamını cehenneme çevirmekten başka bir icraatı olmamıştır. Ve her geçen gün daha da çirkinleşerek insani yaşamı yok etmekte ısrarını sürdürüyor. Böyle bir gerçeklik içerisinde demokrasiden bahsedip, marjinal siyasetle kendine göre gerekçeler ileri sürüp solda birlik iradesi göstermemek, demokrasi ve sola düşmanlıktan başka bir anlama gelmez.
yatak odası, çocuk odası ve mutfağa hapsedilmiş köledir.”[2]
Gazete Manifesto (GM): Kadın mücadelesinin kadın cinayetleri ve şiddet çerçevesine sıkıştırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tarikatlaşma; Alevilerin anladığı gibi yalnızca inanılan dinin simgelerini taşıyıp, kurallarını uygulamak değildir. İnsanın gerçek yaşamına dokunmadan, farklı güçlerin sahte demokrasi, laiklik, modernliğine bağlı, retorik ifadelerle oyalanıp pasif yaşamakta gericileşip tarikatlaşmadır.