Makaleler

İktisadî Çöküş, Beşerî Çözülme[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
 
Müthiş bir alt üst oluşla yüz yüzeyiz. Hem yerel, hem de evrensel bir soru(n) bu.
İsteyen istediği gibi adlandırabilir; ancak nasıl sunulursa sunulsun; sürdürülemez kapitalizmin içinde debelendiği III. Büyük Bunalımı’dır yaşanan…
“Yaşanan” dedim; o, “küreselleşme” söylencelerinin karaya oturduğu koordinatlarda müthiş gerileme, köklü çöküş ve devasa bir çürümede somutlanıyor.

Korona zamanında mahpusluk kitap yasakları ve açlık grevleri... Adil Okay

Adil Okay kullanıcısının resmi

 
Öncelikle pandemi zamanında hapishanelerde yaşananların, dışarıda şikâyet ettiğimiz koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyleyerek başlayayım. Hani ara sıra metaforlara başvuruyoruz ya: “Türkiye yarı açık cezaevine döndü” ya da “dışarıdakiler de özgür değil ki…” gibi. Ama dönem dönem bunun bir metafor olduğunu unutup, teşbihte hata yapıyoruz.

Azınlık(ların) Acıları[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Franz Fanon sömürge halklar için “Yeryüzünün Lanetlileri” deyimini kullanır. Bu saptama azınlıklar için de geçerlidir.[2] Çünkü azınlıklar, tüm ezilenlerin en alt kesimini oluştururlar. Onlar, her yerde yabancıdır, istenmeyendir, sığıntıdır ve sömürülenler tarafından da aşağılanır, hor görülürler. Yani kelimenin tam anlamıyla “Yeryüzünün Lanetlileri”dirler…

Felaket Eşiği mi, Ötesi mi?![*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Elealı Zenon’un, “Yaşamın amacı doğa ile uzlaşı içinde yaşamaktır”; Fyodor Dostoyevski’nin, “Doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur,” uyarılarının es geçilmesiyledir ki, Hubert Reeves’in, “Doğa ile savaş hâlindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz,” diye betimlediği ufka eriştik…
Burası Thomas Stearns Eliot’un, “Bu, dünyanın bir patlamayla değil bir inlemeyle sona erişidir,” ifadesiyle müsemma ekolojik felaket eşiğidir…
Cehenneme hoş geldiniz!
* * * * *
Hayır, hiçbir şeyin abartıldığı yok!

Cumhuriyetin Alevileri Düşürdüğü Durum.!

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Aleviler; Anadolu’da 1235’ten 1700 yıllarına kadar Selçuklu ve Osmanlı’ya karşı, büyük küçük çeşitli şekillerde savaşıp karşılık vermişlerdir. Bölge toplumları ve farklı devletlerden, Alevileri destekleyen samimi bir müttefik olmayışı, Osmanlı karşısında yenilmeleri kaçınılmaz olmuştur. Yenilgiler sonucunda Alevilerin bir kesimi 1919’a kadar Bektaşilik adıyla yarı legal şekilde yaşamaya çalışırlarken, büyük çoğunluk yeraltına çekilip inançsal, siyasal ve diğer faaliyetlerini illegal olarak yürütmüşlerdir.
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Makaleler beslemesine abone olun.