Kürt, Sosyalist ve Alevilerin Siyasetteki Etkileri

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi
1-KÜRTLERİN SİYASETTE ETKİLERİ: Bu kadar önemli üç konuya şu ifadeyle başlamak gerekir. Toplumsal, kültürel ve siyasal konular ideoloji,

 inanç ve duygusallıktan uzak, bilimsel ilkeler çerçevesinde objektif ifade edilmelidir. Objektiflikten uzak ideolojik, duygusal ifadeler, çözüm yerine hep karmaşalar yaratmıştır.
                                   
Kürtlerin siyasetteki etkilerini daha net anlamak için, başta Mezopotamya tarihi iyi analiz edilmelidir. Mezopotamya tarihi gelişi güzel tarif edildiği sürece ne Kürtlerin siyasetteki etkileri anlaşılır ne de bölgenin diğer halkları. Mezopotamyalı Kürtler bu zamana kadar, sürekli siyasette büyük etkiye sahip halktır.  Buna rağmen Kürtler neden asırlardır ulusal bir devlet yapısına sahip olamadılar? Gerek benim açımdan gerekse Kürtler için bu önemli ve büyük sorulardan birisidir. Çünkü resmi devlet otoriteleri din ve soy ırkçılığına dayanan uydurma masallarla toplumları eğittiler. Söz konusu devletler, kendi halkım dediği insanlarını dahi uydurma masallarla uyuttu. Onun içindir ki halklar ve devletler arasında, benlik çatışmaları hiçbir zaman bitmedi. Genel gerçeklik bu şekildeyken mevcut tarih, kültür anlayışları çöpe atılmadan, tasavvur edilen insan topluluklarının var olması mümkün değildir.
 
Kürtler; kendi değerlerine dayanan siyasi etkiye M.Ö.700’lerde, Zerdüştlük ve Mazdeizm düşüncesiyle sahip oldular. İkinci aşamada ise Kürdistan İşçi Partisi (PKK) dönemidir. Bunların dışında Kürtler, İslamlaştıktan sonra İslam içerisinde de benzer ölçüde etkiye sahip oldukları halde, bu etkileri tamamen Arap İslam’a hizmet olduğu için, bunun Kürtlere bir şey kazandırmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Şayet Kürtler İslam’a gerekli desteği vermemiş olsaydılar, İslam bu kadar etkili olmazdı. İslam’a ikinci destek de Türk kökenli, ancak Devşirme Osmanlı eliyle gerçekleşmiştir. Her iki halk Arap İslam’a verdikleri emeği, kendi kültür ve halkları için vermiş olsalardı hem Mezopotamya hem de Anadolu daha başka olurdu. Bölge devletler ve emperyalistlerin, Kürtlere uyguladıkları dil, kültür, ulusal asimilasyon katliamını gören PKK, 1978’den itibaren harekete geçmesiyle, Kürtleri yeniden öz kültürel değerleriyle buluşmasını sağladı. Bu yüzden Kürtlerin kim olduğu iyi bilinmelidir.
 
Mezopotamya’nın yerli halkı Kürtlere kimlik, düşünce, karakter kazandıran temel kültür değerleri olan dilleri şu şekildedir.
1. Kurmanci (Kırdasi, Behdini, Şıkakî)
2. Sorani (Aşağı Kurmanci, Orta Kurmanci/Kurdi, Babani)
3. Kırmancki (Kırdki, Dımılkî, Zazaki)
4. Gorani (Hewremanî)
5. Lorani (İran Kürtlerinin konuştuğu lehçedir)
 
Toplam beş lehçeye sahip Kürtlerin büyük çoğunluğu, istisna beylik, birey ve PKK’nin dışında, son 800 yıldır Kürt ulusalcılığı ya da Kürt Dil Birliği hakkında bir düşünceye sahip değillerdi. PKK’den önce Kürtlerin en büyük düşünceleri, bağlı oldukları Aşiret veya Beyliğin ayakta kalması, aynı zamanda İslam kurallarına göre yaşayabilmeleriydi.
 
Kürtleri biraz daha yakından tanıyacak olursak Kürtler; Perslerle kardeş ve ortak dil yapısına sahiplerdir. Her iki halk Hint Avrupa Dil Ailesi Topluluğundandır. Pers ve Kürtlerin derin tarihine girmeden, temel özellikleriyle ele aldığımızda tarihsel kültür temelleri, Anatanrıça inançla başlayıp bölgenin gelişkin toplukları olan Babil, Asur, Karmatilerle harmanlandığı da görülür. Ancak en belirgin etkin ve özgün yapıyı Zerdüştlükle gerçekleştirmişlerdir. Kürtler tüm baskı, katliam ve asimilasyonlara rağmen, Zerdüşt inanç ve ahlâk felsefesinin özünü hiçbir zaman kaybetmeden günümüze kadar taşıyan ender halklardan birisi. Şayet bölge devletleri ve İslam çeşitli engeller koymasa, Zerdüşt inancı ve ahlâk felsefesi, Bilgi ve Teknoloji çağında bile alternatif oluşturacak niteliğe sahiptir.
 
M.Ö.12 binlerde her iki halk, Anatanrıça ve paganist inançlardan gelen kültür özellikleriyle yaşarken, M.Ö.7. yüzyıldan itibaren Zerdüştlük inanç ve ahlâk felsefesiyle, kendilerine özgü bir kültür yarattılar. M.Ö.700’lerde Kürt ve Perslerin içinden çıkan Zerdüşt; o tarihlerdeki tüm değişim ve dönüşümleri gözlemleyerek, materyalist ve metafizik felsefi yapının bir sentezi olan, Düalist Ahlâki felsefi kültürü var edendir. Zerdüşt felsefesinin temel kaynağı insan ve doğadır. İnsan doğanın dışında başka bir yerde yaşayamayacağına göre, doğayı temiz tutmadan ve korumadan bunun mümkün olmayacağı bilinciyle Zerdüşt; insanı iki karakteristik yapıyla şekillendirmiştir. Birincisi; Üst Ahlâklı İnsan Tanrı Ahura Mazda. İkincisi; Alt Ahlâklı İnsan Tanrı Ahriman’ın yer aldığı kültürdür. Zerdüşt; Aydınlık tanrısı Ahura Mazda’nın topluma hâkim olması ve yönetmesini birinci temel teori olarak öne çıkarmıştır. Ahriman karaktere sahip insanın her türlü kötülüğü gerçekleştiren olduğundan, bunun en aza ya da tamamen yok olması için, “Üst Ahlâk Felsefesi” ile toplumlar eğitilip yönetilmelidir der. İnsanlık tarihinde, insan düşüncesi belirli bir aşamaya gelir gelmez, ilk Ahlâki (Etik) felsefeyi Zerdüşt sistemleştirmiştir. Asya Kıtası’nda Çin ve Hindistan gibi ülkelerde, Zerdüştlüğe benzer paganist ve hümanist inanç felsefelerinin varlığı görülse de Zerdüştlükten yüzyıllar sonra var oldukları gibi, Zerdüştlük kadar derin ve kapsayıcı değiller.  
 
Üst ahlâk felsefesine dayanan bu kültür M.S.700’lere kadar Med, Pers ve Sasani Uygarlıklarında tam olarak 1000 yıl kesintisiz yaşatılmıştır. Bu tarihsel kültür yapısıyla, Sasani İmparatorluğu’nu yöneten Mazdek, yüzyıl boyunca dünyadaki ilk komünist (Komün) sistemi uygulayan kişidir. Zerdüşt ve Mazdek düşüncesine dayanan ahlaki ve eşitlikçi kültür, Kürt ve Perslerde belirgin şekilde hâlâ yaşatılıyor. Mazdek kültürünü en çok günümüze taşıyanlarsa, Kürt ve Türk Alevilerdir. M.S.780 yılında Perslerin Şii İslam’ı benimseyip, Şii Abbasi devletini kurmaları. Kürtlerin büyük çoğunluğunun Sünni İslam’ı kabul etmeleri neticesinde, iki halkın Mazdekçi inanç ve düşüncelerinde büyük yozlaşmalara neden olmuştur. Diğer taraftan gerek bölge devletleri gerekse batılı emperyalistler, iki halkın hem birbirine düşmanlaşmasını hem de komünal eşitliği yok etmek amacıyla, her kötülüğü yapmışlardır. Persler biraz daha dikkatli davranıp devlet geleneğini sürdürürlerken, Kürtler yaşadıkları coğrafi yapıdan ve İslami aşiretçilik yüzünden, bir daha devlet olma imkânını elde edemediler. Çok isyanlar ve savaş vermelerine rağmen, bir türlü uluslararası desteği alamadı Kürtler. Bunu fırsat bilen Araplar, Osmanlı ve Cumhuriyet, Arap İslam Aşiretçi Devşirmecilikle Kürtleri, Kürt olmaktan tamamen koparmışlardı.
 
Bu asimilasyon ve kültürel yok oluşa dur diyen Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) önderi Abdullah Öcalan ve yoldaşları, Anadolu ve Mezopotamya’daki sınıf, kültür, ekonomik, dil, inanç yozlaşmasını iliklerine kadar yaşayan Kürtleri, bundan kurtarmak amacıyla, 1978’de silahlı mücadeleyi başlatmışlardır. Bu mücadele Anadolu, Mezopotamya tarihinde en uzun ve en ağır şekilde gerçekleşen devrimci bir savaştı. Çünkü Devşirme Türkçülük, Arap İslam ve Şii Pers gericiliği ile, 40 milyona varan Kürt halkı yok olma noktasına getirilmişti. Kürtler üzerindeki bu kadar ağır asimilasyonun esas nedeni, dünyanın ilk ahlâk ve komün felsefeye sahip Madekçi Kürtleri tarihten silmekti. Durup dururken Kürtlere boşuna bu kadar baskı ve katliam uygulanmadı.
 
Kürdistan’da sürdürülen 48 yıllık ulusal kurtuluş mücadelesi, büyük zorluklarla karşılaşıyordu. PKK önderliği ve savaşçıları tüm engelleri askeri, siyasi ve kültürel olarak aşmaya çalıştıkları halde gerek Kürtlere yerleşmiş olan İslam bağnazlığı gerekse feodal aşiretçi mantık ve Kürt halkının eğitimsizliği, en çok zorlayıcı etkenlerdi. Buna PKK’li bazı gerillanın kendilerini aşamamaları da eklenince hem savaşın uzamasına hem de istenilen amaca ulaşmakta, ciddi engeller oluşturdu. Çünkü bir taraftan mevcut gerici devletlerin her türlü kirli oyunları sürdürmesi, diğer taraftan halkın yoksul ve eğitimsiz olması, parti içerisinde ve halkta azımsanmayacak ihanetler, itirafçılık, üçyüzlü anlayışların çıkmasına sebep oldu. Benzer şekilde Avrupa ve diğer batılı ülkelerin samimiyetsiz, üçyüzlü davranmaları da eklenince, Kürtlerin hedeflerine ulaşmalarını oldukça yavaşlattı.
Yine de 21. Yüzyılda yaşayan dünya toplumları içerisinde Kürtler, tüm olumsuzluklara rağmen çağın güçlü siyaset, politika ve kültürüne sahip konumdalar. Bu sayede asimilasyonlarla yok alma tehlikesi yıkılmış ve yeni bir Kürt halkı doğmuş oldu. Gerçekleşen değişim ve dönüşüm yeterli mi, elbette yeterli olmadığı gibi düşünülen hedef te değildir. Kürtlerin siyasetini yavaşlatan bir diğer sorunsa, Türkiyeli sosyalistler, demokrat ve Alevilerdir. Her üç anlayış devletin her tülü yalanlarını bahane ederek, Kürtlere sırtlarını döndüler. Bu davranışları Hitlerin, Alman ırkından başka herkese saldırmasında ve son sıranın Alman sosyal demokratlara geldiğindeki sonuca benziyor. Hitler; Alman sosyal demokratlara yönelince, sosyal demokratlar, Yahudilere ve komünistlere saldırıldığında karşı dursaydık, sıra bize gelmeyecekti diyerek suçluluklarını kabul etmişlerdi. Sosyalist, demokrat ve Alevilerde, bir gün bu yanlışlarının farkına varsalar da çok geç olacak. PKK’nin etkin olduğu tüm alanlarda, Kürt nüfusun oranına göre bir yüzdelik hesabı yaptığımızda, Kürtler İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de siyasi olarak bölgenin en aktif ve etkileyici siyasetine sahipler.
 
Dünya genelinde yaklaşık 30-40 milyonluk Kürt halkı, PKK teorisinden etkilenmeleri sonucunda, dil ve kültürüne sahiplenenlerin oranını, genel toplam sayıya vurduğumuzda en az 20 milyonu, yani %50’si asimilasyondan kurtarılmıştır. Kürtlerde gerçekleşen bu değişim, en azından özerk ya da federal şekilde bir otoriteyle yönetildiklerinde, geleceğin bilinçli, kültürlü, siyasi ve dinamik halkı olarak karşımıza çıkıyor. Kırk sekiz yıllık mücadelede, gelinen bu aşama yeterli olmasa da şu an ki dünya gerçekliğine baktığımızda, gidilecek farklı bir yol maalesef yoktur. Bu durumu fırsat gören sözde Kürtçü, komünist, Alevi ve sosyalist geçinenler, PKK’yi ve Önderi Öcalan’a ölçüsüz şekilde saldırılarken, meydanlar boş olduğu halde çıkıp savaşmamaları, samimiyetsiz ve becerisizliklerini kanıtlıyor. Ve bu anlayışların çoğu gizli Kürt, PKK ve Öcalan düşmanı olduklarından, esasında savaşacak ne iradeleri ne de o yüreğe sahip olmadıklarını dünya âlem biliyor. Yine de tüm olumsuzluklara rağmen, Kürtlerin siyasal ve kültürel olarak gelmiş olduğu bu nokta, siyasi anlamda hepimize büyük bir umut oluyor.
 
Cemal Zöngür
 
Kaynaklar:
SSCB Enstitüsü Bilimler Akademisi-Politik Ekonomi. 2 Cilt. İnter Yay.
J. Kauczyinski- İşçi Sınıfı Tarihi. Sosyal Yay.
A. Abendroht- Avrupa İşçi Hareketleri Tarihi. Sosyal Yay.
Erick Fromm- Sağlıklı Toplum. Payel Yay.
 
Abdullah Öcalan- Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine. 2 Cilt. Mem Yay.
Abdullah Öcalan- Erkeği Öldürmek. Toprak yay.
Abdullah  Öcalan- Sosyalizmde Israr İnsan  Olmakta Isrardır.
Abdullah Öcalan- Sümer Rahib Devletinden Demokratik Cumhuriyete. Aram Yayınları
Abdullah Öcalan – Kaptalist Uygarlık. Mezopotamya Yayınları.
Tori- Bir Kürt Düşüncesi Yezidilik ve Yazidiler. Berfin Yay.
İsmail Beşikci- Türk Tarih Tezi. Yurt Yay.
İsmail Beşikçi - Doğu Anadolu’nun Düzeni. Yurt Yay.
 
Ethem Xemgin- Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşt Öğretisi. Berfin Yay.
Mehmet Bayrak- Alevilik ve Kürtler. Özge Yay.
Alaaddin Şenel- İlkel Toplumdan Uygar Topluma. Birey Toplum Yay.
Friedrich Nietsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt. İskele Yayınları
 
Faik Bulut- Alisiz Alevilik. Doruk Yay.
Faik Bulut - İslam Komünleri.    //
Faik Bulut- Ebu Müslim Horasani. Su Yay.
Musa Şanak- Mezopotamya’da Dinlerin Doğuşu. Aram Yay.
Ethem Xemgin- Alevilik ve İslam. Doz Yay.
 
Cemal Zöngür – Türkleri Yeniden Tanımak. Ozan Yayıncılık.
Cemal Zöngür – Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık. Ozan Yayıncılık.
Kadın Erkek Eşitsizliği Toplumsal Yozlaşma. Ozam Yayıncılık.
Cemal Zöngür- Uygarlıkların Öteki Yüzü.  Name Yayınları
 

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...