Bahnhofta Bakışlarda İnleyen Saz, Söz, Türkü -Yaşanmış Öykü (1. Bölüm)

Ozan ŞİAR Ağdaşan kullanıcısının resmi
SUSMAYAN İKİ YÜREK!

Hikâye- Kurgu: ŞAFAK MELODİ AĞDAŞAN
   
Sıcak bir gün, bir akşam iş dönüş saati.
Gözlerini çepeçevre kaplamış kara gözlüğünden ışıklar saçan ünlü kadın bestekâr sanatçı, şair, aktivist.
Yanı başında can cana, kol kola tanınmış bir diğer besteci şair yazar.
Bahnhofta da (1) sazlar Şah’a kalkmış, Turna gibi şakıyan sesiyle türkü söylüyordu sesine ses kattığı insanlık Şiarıyla Ozan avazında.
Yarım saat süren muhteşem saz söz türkü şöleninde, belki yüz civarında insan seli, saz söz ses seremonisinin önünden geçip gidiyordu.
Kimisi hayranlıkla bakıyorlar.
Coşkuyla dinledikleri ezgilerle, sazların iniltisiyle kendilerinden geçiyordu alkışlar arasında.
Birçokları, iş yorgunluğuyla, bir an evvel evlerine yetişme telaşında; yan gözle bakıp gidiyorlardı.
İki dk. sonra orta yaşlı bir kadın huşuyla dinlediği sokak müzisyenlerine, şairine eğilerek beş Euro atar.
Derken birkaç yolcu, koştururcasına umursamadan kayıp giderler.
Bu arada birkaç yolcu daha ufak bahşiş atarlar.  Pek çoğu para atmadan savuşurlar…
Beş dk. sonra, karı koca çift; kız ve oğlan çocuklarıyla bu büyük sanatçılara yaklaştılar.
Anne baba yan gözle süzerek, melodilerin uçuştuğu sanatçıları umursamadan acele uzaklaşmalarına rağmen; küçük çocukları arkada kalıp güzel sesi sazı dinlemek istediler.
Ceplerindeki harçlıklarından bahşiş attılar.
Anılardan kesit. Ki, anıları düşlerden büsbütün başka mı sanırsınız?
Duyarsız olan sessiz çoğunluk, aval aval bakarlar bilge Ozanları, insanlığın sesi yazarları alkışlayanlara.
Hatta, türkü- şiirlerin finalinde farkına bile varmazlar umursamaz bakar körler, duyar sağırlar.

Sessiz umursamaz çokları, bu yanık sesleri, inleyen sazlarıyla icra eden; yanardağ gibi fışkıran bestelerin asıl sahibi, milyonların ortak değerlerini umursamazlar. İnsanlığın susmayan seslerini, ülke ve uluslararası büyük yürekler olduğunu bilmezler bile!
Yüreğin Sanatçı yazarları, çocukların verdiği bahşişin üzerine kendi biriken bahşişinden de ekleyerek çocuklara harçlık verdiler.
Bu kez ana baba sevinir, bir yandan da biraz utanırlar bu gönlü zengin sokak müzisyenlerinin, şairlerin jestinden. 
Sanatçının önünde biriken yaklaşık on beş kişi seyre dalar, içlerinden altısı alkışlar içten çağlayan, yanık sesli sanatçıyı.
Kimse bu sesi yanık, sazı inleyen sanatçının kendinden yazıp bestelediği, yanardağ gibi fışkıran bestelerinin sahibi, milyonların ortak değeri, ünü yurt iç ve uluslararası bir büyük sanatçı yorumcu şair bestekâr olduğunu bilmez bile!
 

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...