
Bu cümleyi kurmak bile hâlâ zor. Zaman aktı, mevsimler değişti, hayat kendi düzeni içinde yürümeye devam etti; ama sana duyduğum özlem ne eksildi ne de eskiydi artık. O, yıllarla büyüyen, sessizleşen ama hiç kaybolmayan bir duyguya dönüştü.
Seni düşündüğümde aklıma önce dürüstlük geliyor. Ardından güven ve huzur… İnsanların en zor anlarında onları dinleyen, bir çıkış yolu bulan, gerginliği yumuşatan, sözüyle olduğu kadar varlığıyla da çevresine iyi gelen o güzel insan geliyor.
Sonra çalışkanlığın…
Hayata karşı dimdik duran, emeğin değerini bilen, mücadeleden vazgeçmeyen hâlin geliyor gözümün önüne. Bize bıraktığın en büyük mirasın sözlerin değil, yaşayışın oldu.
Aradan geçen yıllar bizde hiçbir şeyi değiştirmedi. Biz hâlâ senin Evlatların (Selvinaz, Adiliye, Bergüzar, Gülfinaz, Ali Cemal, Gülcinar, Abuzer) olmaktan gurur ve onur duyuyoruz.
Hayatımda verdiğim birçok kararda, attığım birçok adımda senden izler taşıyorum. Bazen bir cümlemde, bazen bir duruşumda, bazen de hiç fark etmeden verdiğim bir tepkide… Sonra anlıyorum ki insan, en çok özlediklerini içinde yaşatıyor.
Keşke bugün burada aramızda olsaydın.
Sana anlatacak çok şeyim, paylaşacak çok anım, sarılacak çok özlemim var. Ama biliyorum; sevgi zamanı da yokluğu da aşabiliyor. Bu yüzden seni yalnızca geçmişte değil, bugünde ve yarında da kalbimde taşıyorum.
Ruhun huzur içinde olsun babacığım.
Seni seviyorum. Seni özlüyorum. Ve seni her zaman gururla anıyorum.
İyi ki benim babamdın.
Ve bugün; baba olan, babalığın yükünü sevgiyle ve emekle taşıyan herkesin günü kutlu olsun.
Oğlun
Ali Cemal Türkmen






