
Hafta sonunu iple çektiler. Hafta sonu onlar için daha çok birbirlerini ziyaret etmek ve memleketten bahsetmekti. Bir cumartesi-pazarları vardı, onu da hayim’da ya kâğıt oynayarak ya da hemşerilerinden birini ziyaret edip memleketten, köylerinden, akrabalarından bahsederek özlem gidermekti niyetleri.
İsmi ben de saklı eski kuşak bir Almancı, bir hafta sonu Kuzey Ren Vestfalya eyaletinden Hessen eyaletinin Russelsheim şehrine hemşerilerini ziyarete gelir. Köylüleri bunu tren istasyonundan (Bahnhof) alıp hayime giderler. Geçmişten bahsederler. Efkârlanıp birkaç bira içerler. Memleketten söz açılınca kederlenip kimileyin ağlarlar. Sonra köylerinden konuşup ağız dolusu gülerler. Sonrasında oyun kâğıdı oynarlar. Kuzey Ren Vestfalya'dan gelen kazanınca ağzı kulaklarında, keyfine diyecek yok. Belden aşağı şakalara, köylerindeki komik şeylere ağız dolusu gülerler. Şaka gırla giderken, Kuzey Ren Vestfalya eyaletinden gelen ismi İsmail diyelim, dizine bir şaplak atıp Russelsheim'de oturan köylüsü Mustafa'ya dönerek:
“Ya siz burada yaşıyorsunuz. Baksana bir sürü hemşeri yan yanasınız. Şaka yapıyor, eğlenip gülüyorsunuz, ne güzel. Durmadan şakalaşıyorsunuz. Biz orada ölmüşüz, kimsenin haberi yok valla... Çok fazla hemşerimiz yok. Arayanımız soranımız yok be! Bu yaşamak mıdır?' diye serzenişte bulunur.
“Bir şey olmaz, siz de eyaletinizdeki hemşerilerimizle yan yana gelip şakalaşın,” der Mustafa.
Saatler gece yarısını çoktan geçmiş, herkes odasına çekilir. Mustafa hemşerisi İsmail'e yere bir döşek atar,
“Biraz uyuyalım. Bunun yarını da var be İsmail,” der.
Sabahleyin uyanınca Mustafa İsmail'e,
“Fırına gidelim, ekmek alıp gelelim. Kahvaltıyı hazırlayalım beraber. Sonra hemşerilerimizi de çağırır tekrardan sohbet edip güleriz,” der.
Çok hoşuna gider İsmail'in.
“Bir şey diyeceğim Mustafa.” der İsmail. “Ben kararımı verdim valla.”
“Neye kararını verdin be İsmail?” diye sorar Mustafa.
“Valla ben kararımı verdim, bundan böyle ben de şaka yapacağım.”
Mustafa şaşırarak bakar İsmail'e.
“Karar vermekle şaka yapılmaz be İsmail.” der. “İnsan ya şakacıdır ya değildir. Sonradan öğrenilecek şey değildir.”
Fırından ekmek alıp dönerlerken karşıdan bir hemşerilerini görürler. Akşamleyin İsmail'in kâğıt oyununda yendiği hemşerisidir. Aklına şaka yapmak gelir İsmail'in, gülerek,
“Hemşerim dün kâğıt oyununda nasıl seni yendim de mi? Ananın örekesini gördün mü sen?” der demez hemşerisi burnunun üstüne bir yumruk patlatır.
“Kim anasının örekesini gördü ulan pezevenk!” diye çıkışır.
İsmail'in burnundan kanlar fışkırır. Ağzı kan dolar. Mustafa araya girer. Uzaktan Mustafa'yı gören arkadaşları Mustafa dayak yiyor sanırlar, hızlıca olay yerine gelirler. Mustafa olayla ilişkisinin olmadığını, iki hemşerisinin kavgasını önlemeye çalıştığını söyler. Nihayetinde kavga edenleri ayırırlar. Mustafa İsmail'in koluna girer, hayime doğru yol alırken,
“Ben sana demedim mi, şaka karar vermekle olmaz. İnsanda ya vardır ya yoktur,” der Mustafa.
“Haklısın,” der İsmail.
Şaka dediğimiz şey bir miktar doğuştan gelen, içine doğulan kültürel mirasın etkisini taşır. Yani bir nevi kültürel kodlara dayanır. Bir toplumda şaka olan şey, başka bir toplumda anlaşılmayabilir. İnsan bunu ancak zamanla öğrenir. Biraz da bilgi ve becerileriyle öğrenebilir insan. İnsan etrafındaki insanların neye güldüğünü gözlemleyerek zamanla öğrenebilir. Fakat şaka yapmak karar verilerek değil, bir yetenek gerektirir. Aynı çevrenin insanı olsalar bile, bazı insanlar şakaları daha yaratıcı ve etkili hale getirebilir. Bu biraz da kişilik özellikleriyle ilgili bir durumdur.
Şakasız kalmayın ama her şeyi de şakaya çevirmeyin. Mizahi ve ironisi eksik şakanın sözü çoraktır.
İyi şakalar diliyorum..







Yorumlar
Şaka yerinde zamanında olmalı
Şaka yerinde zamanında olmalı, incitmemeli
eşek şakası olmamalı