
Bütün yaşanmışlıklara, bütün umursamazlıklara bütün sıkıntılara inat tekrar yeşertmeliyiz içimizdeki güzel umudu. Bir yerlerde, uzakta olsa da ya da geç geleceğini bilmek de bir şekilde bekliyor olmalı bizi mutluluklar.
Özümüzün bize vermiş olduğu yenilmezlik, mücadele duygusunun doruklarında, kendimizi kaybedip umutlarımızı ve gönüllerimizi çökertmemeliyiz.
Sevincin kapı...sını öyle yürekten çalmalıyız ki geleceğimiz bize gülen gözlerle, sıcak bir tebessümün nihavent makamı bir şarkısını çalsın.
Bir aya benzetmeliyiz yüreğimizi. Kar ve yağmur taneleri, en derin, ışıksız, mihrap bir karanlığa düşerken, ellerimiz cebimizde üşümemeyi öğrenmeliyiz.
Her zaman aydınlatmalıyız en karanlık gecemizi.
Mutsuz, sevgisiz ve durağan geçen bir günün ardından tekrar daldım hayal dünyama. Bu sefer kararlıydım, dipten safir taşlarla süslenmiş, renkli umutlar çıkaracaktım.
Sınırsızlığın gönlüme düştüğü şu son yıllarda hatta aylarda hedeflerim doğrultusunda ay ışığıyla birlikte göklere ilerleyecektim.
En önemlisi bir amacımın olduğunun farkındaydım. Boş bir kavanozdum ben. İçimi ne kadar bilgi, kültür ve güzellikle doldurabilirsem o derece var olabilecektim.
Rahmetli felsefe öğretmenimin COŞKUN ŞAHİN’in dediği gibi; beni ben yapan unsurlardan asla vazgeçmeyeceğim.
Siz dostlarımın da içinizdeki umuttan ve hayallerinizden vazgeçmeyeceğini inanarak sevgi ve enerjimi gönderiyorum.
Herkese mutlu, sağlıklı bol kazançlı güzel bir hafta diliyorum.
Ali Cemal Türkmen






