Dedelerim-1: Bektaşi Dedem/ Sait Almış
Ben dünyaya geldikten sonra da, diyet ödemek için yedi yıl kurban kesilmiş. Üç aylık bebekliğimden itibaren, yedi yaşıma kadar olan fotoğraflarımı bu kurban törenlerine borçluyum ayrıca.
...
Ben dünyaya geldikten sonra da, diyet ödemek için yedi yıl kurban kesilmiş. Üç aylık bebekliğimden itibaren, yedi yaşıma kadar olan fotoğraflarımı bu kurban törenlerine borçluyum ayrıca.
...
Taranma korkusu içinde ilerliyoruz. Taş yapılı eski bir evi geçerken, kafesli penceresinden, ince, esmer bir gelin, sağ yumruğunu sol avcuna vura vura küfretti bize. Uzaktı, ne dediği anlaşılmadı. Musa Dayı, arka kapağın üstünden bacağını uzatmakla yetindi. Mesajı alan kadın, başı kopmuşçasına çırpındı. Askerler, bu sessiz filmden habersiz, Musa Dayı'ya baktılar.
Kapıçam'a yetiştiğimizde kurtulmuş olmanın ve özgürce solumanın zevkini tattık.
''Ohh be dünya varmış!''
Her birinin elinde bir tabanca… Apocu olarak bilinen, koca kulaklı, esmer olanı okuldan, diğerlerini de örgütlerinden tanıyordum. Güldük, küçümsedik onları.
''Maceracılar!''
'Faşistlerin yüzüne tokat gibi inmeliyiz bugün!'' Kişiliğine hayran kaldığım Yüzbaşıoğlu'na üzülüyor, faşizme karşı yürümenin onuruyla da teselli buluyordum.
Aralık ayıyla uyuşmayan güneşli bir gün. Komşu illerden gelmiş öğrenciler, özellikle de kızlar, vahşi bir ormanda yürüyormuşçasına ürkektiler.
-Duyduk duymadık demeyin, bundan sonra partiye gelen *DGB'lileri kolundan tuttuğum gibi merdiven boşluğuna...!
Hüseyin Esendemir ve İsmet Temizsoy'la oturup bir çareyi hal düşündük. Bas-bariton sesiyle bir dizi öneride bulundu Esendemir.
-Vallaha adamlar haklı, eskiden böyle miydi? Geçen kurultayda, Hasan Yalçın bizden ''Örnek arkadaşlar'' diye söz etmişti. Şimdi öyle mi, başını alan yukarı... Ne varsa yukarıda?
-Gençliği ilgilendiren özgün politikalar geliştirmeliyiz.
-Peki nasıl? dedi İsmet, kendini beğenmiş bir edayla.
Komünistler ölmeden önce mutlaka Müslüman mezarlığında bir parsel arsa / mezar yeri satın almalı ve dolayısı ile illa “bu dünyada bir mülk sahibi” olmalı mıdır?
Kargadan başka kuş, mezara gömülmek dışında başka “cenaze kaldırma” ve “yitirilene veda” biçimi yok mudur?
Bugün gazetede okudum:
Komünist Ovacık belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, değerli yazarımız Vedat Türkali’ye bir mektup göndermiş:
“Halkların kardeşliğine, barışa ve bu dünyanın gelip geçiciliğine vurgu yapmak istiyoruz”
demiş.