AKP’nin “Başkan” lığı[*]
Güzel olmasın gerçek olsun.”[1]
Türk siyasal sisteminin üzerinde bir karabasan dolaşıyor: “Başkanlık sistemi”…
Güzel olmasın gerçek olsun.”[1]
Türk siyasal sisteminin üzerinde bir karabasan dolaşıyor: “Başkanlık sistemi”…
ve ateş gibi tutuşuyordu
her damla!”[2]
Bu benim Gündem’e ilk gelişim değil. Yıllar önce, “kirli savaş” döneminde daha çok -orada yaşadığım için- Ankara’da, ama aynı zamanda İstanbul’daki merkez ile Diyarbakır büroda gözü pek genç gazetecilerle yan yana olmanın onurunu yaşamıştım. O zamanlar, gazeteyi yanılmıyorsam Gültan yönetiyordu… Yurdusev haber müdürüydü. Hüseyin dış haberlerde, Ali ve Emine Kültür-Sanat servisindeydiler… Koordinatör yanılmıyorsam Sanlı’ydı…
remeatque dies.”[1]
Cumhuriyet tarihinin -bilinen- ilk “faili (belli) meçhul”üdür Sabahattin Ali; elbette bilinmeyenler hariç.
Kafası taşla ezildi; başka bir rivayete göre bir polis amirinin elinde kaldı. Sabahattin Ali cinayeti, elbette “faili meçhul” bir cinayet değildir. Devlet, Ali Ertekin’i kullanmıştır. Ancak işin içinde devlet olduğu için cinayet hep “meçhul” kalmış/ bırakılmıştır.
Bir ara nefestir çay, daralmış boğazlara, kurumuş dillere. Hele ayazına vurduysa mevsim, ellerde dolaşıyorsa titrek acemi bir korku, tez elden dokunmalı demliğin is tutmuş yalnızlığına. Huzurlu bir odun ateşinde, harlanmış köz olmuş, bütün önyargıları küle karışmış cümlelerle demlenmelidir. Yoksa nankör bir koku gibi dolanır genzinde. Vaktini iyi tutturmalı. Erken davranırsan dağılır, oba oba yaylalar gibi. Geç kalırsan çöker tortusu, dibe vurur; matem giyer, taze bir gelin gibi kederinden siyaha bürünür. Yasallığı sevmez, yasayı sevmez, kaçak dolanır dumanı.
onlar için yazdım bütün yazdıklarımı
ne çektimse bunca yıl, onlar uğruna.”[1]
“Düşman değil benim halkım/ Barışa kardeşliğe/ Kahpeliğe kalleşliğe puştluğa düşman/ En başta da sömürüye/ Açlığa düşman,” diye haykıran Hasan Hüseyin Korkmazgil için bir zavallı, “Hasan Hüseyin, orta gelişmişlikteki kişilere seslenebiliyor. Hasan Hüseyin orta gelişmişliktekilerin ortak yarasıdır; hocasıdır. Dokununca kızıyorlar, doğal,”[2] diye zırvalar!
O Madımak'tan halen çığlıklar geliyor…
2 Temmuz 1993'te insanlık tarihinin en vahşi, en iğrenç katliamlarından birisinde 35 aydın, sanatçı, yazar, semahçı ve 12 yaşında bir çocuk olan Koray'ın katledilmesine sahne olan Madımak Oteli Alevi örgütlerinin, Alevilerin, demokrasi güçlerinin ve de Sivas Şehit ailelerinin 17 yıldan bu yana süren mücadeleleri sonucu nihayet kamulaştırıldı.