Soykırımdan Sürgüne Çerkesler[*]
bu ağrılar bu yürek
bu geceler niçin böyle insansız?
bu insanlar niçin böyle yarınsız?
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?”[1]
bu ağrılar bu yürek
bu geceler niçin böyle insansız?
bu insanlar niçin böyle yarınsız?
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?”[1]
İşkencede parçalanmış bedeni 20 Mayıs 1973 günü Diyarbakır’da babasına teslim edileli tam 43 yıl olmuş… “İntihar etti,” demişler, utanmadan![3]
Koray’ı tanıma şansım olmadı. Koray, o küçücük yaşında kocaman yüreğiyle Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmış ve Sivas’ta “Ateşte Semaha” durmuştu. Gerici, şeriatçı, insanlık düşmanları tarafından ve tüm dünyanın gözü önünde saatler süren bir ablukadan sonra ateşe verilen Madımak Otelinde yıldızlara doğru yürümüştü…
‘Devletin ve milletin bekası’ zedelenir.”[1]
Bazı kavramlar vardır, Türkçeleştiremezsiniz bir türlü… Hep biraz ayrıksı, biraz aykırı, biraz yabancı dururlar, sırıtır, kulağı tırmalarlar… “Süper” gibi; o bir türlü doğru yazılamayan “karoser” gibi, “ombudsman” gibi… Bunları “yerlileştirme” çabaları çoğunlukla acı bir şakaya dönüşür: “Demokrat” örneğin, yerlileşirken “demirkırat”a dönüşüverir…
her zaman nereye bakıldığı değil,
nereden bakıldığıdır.”[1]
yürüyen bilmez;
açan bilir...”[2]
Dersimiz; “Ben proletaryanın ideolojisini benimsemiş, halkın kurtuluşunu savunan bir Komünistim!” vurgusuyla, “Komünistler tarihin devrimci mücadelede silah hâline getirilmesini çok iyi bilirler,” diyen İbrahim Kaypakkaya’ya.