Öykü

Ben Bir Kız Çocuğuydum...

Hümeyra Gün kullanıcısının resmi

Adımı yaşımı sormayın sakın..Bir adım bile yok..Adım da, yaşım da, benden önce doğup da, ölen ablamın aslında.
Benden sonra doğan üç erkek kardeşim var. Etti dört çocuk evde..
Babama sorarsan üç çocuğu var...Ben yine yokum..
Acaba ben masallardaki gibi görünmez mi oldum ne? 
Sahi ya...Sihirli güçlerim olsa ne güzel olurdu demi? İşime gelince görün, gelmeyince görünmeyiver...
 
Ben daha düşmeden yürüyemezken kardeşlerimi sırtladım. Çeşmeden su taşıdım.
Bazen yere düşüp su testisini kırdığım olurdu..Anam da kızar saçımı çekerdi.

Mor Dağlar

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

En rahat ettiği yerlerdi önceleri. Koşmakla bitmiyordu, küçük parklardan farklıydı. Çam ağaçlarına keçileriyle tırmanır, hangi ot köküne tutunsa elinde kalmayacağını bilirdi. Meşe ağaçlarının en serin ağaç altı olduğunu bilerek dinlenirdi. Keçileriyle dağ bayır zıplayarak koşar, anacığının kuzinede yaz kış pişirdiği çorbayı ekmek doğrayarak löp löp yutar, sarılı verirdi sonra pazen kokulu anne göğsüne. Tatlı bir duygu olurdu annesinden ona akan. En çok ondandı koşarak gelmesi.

Dört Mevsim

Nejla Arslan kullanıcısının resmi

Ayla, serçenin kanatlarını gıpta ederek seyretti. "Bir kuş olup uçsaydı, dünyanın en güzel, en sıcak yerine konsaydı. Hep sıcak sıcacık olsaydı, tepesinde bir ev de istemezdi. Ağaçların içinde, çalı çırpıyla bir kulübe çevirip, denizden balık tutup,
kumsallarda hayali saraylar yapsaydı çocuklarına. Kazak, mont da istemezdi iklim. Dört mevsim yaz olsaydı! Dört mevsim.
Kar, geceden beri yağmıştı. Ayaz attı, don başladı. Kahvaltıdaki kırıntıları toplayıp, bardağın içine atıp üzerine sıcak su koydu. Ekmek bulamacını yedirdi Esra’ya.

Kısa Bot

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Eh boyacı olmak zordur; sürekli fırça sallamaktan, merdiven inip çıkmaktan insanın imanı gevriyor. Yine de zevkli bir iştir. Hele haftalığını almış, cebindeki şişkinliği hissedebiliyorsan bundan ötesi olur muydu? Dolmuş, Buca Balıkçısı’nın önünde yolcu indirmek için durduğunda hiç düşünmeden kendimi dışarı attım. Balıkçı tezgâhının önünde kuyruk vardı. Birkaç tane palamut almayı düşünüyordum. Eski Bucasporlu Ethem’le karşılaştım.
“Merhaba abi,” dedi.
“Merhaba kardeşim.”

Sakıncalı 4/ Hüseyin Tabip Taşkın

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Badem ağaçları kendini gösterirken, kurumuş otlar yeşile dönüşürken, bir yandan hafiften tüm canlılara dokunuyordu.  
Sakıncalı, Kırtasiyeci’den ihtiyaçlarını karşılıyordu. Her ikisi de o günü açıp konuşmadı. Bir sır olarak aralarında kaldı. Babasının dükkâna gelmediğini biliyordu!
Şiir kitabını zor koşulda olsa da parasını denkleştirmeye çalışıyordu. Bir yandan tanıdık aracılığıyla yayınevi aramaya devam ediyordu. Nasıl olacağını tecrübeli olan şairlerden öğrendi. Kendine göre bir dosya hazırladı. Numaralandırdı. Ortada yayınlayacağı bir yayınevi yine yoktu.

Sakıncalı 3/ Hüseyin Tabip Taşkın

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Pazardan çıkarak az ileride Emlakçı’nın dükkânına uğradı. Giriş kapısının demirleri yeşil beyaza, içerideki köşe duvarlar ise açık maviye boyanmıştı. Sabah demlenmiş çaydan bir bardak içti. Midesinde dalgalanmalar oldu.  Emlakçı Sakıncalı’nın durumunu biliyordu:
“Sözde demokrat belediye! Yakın arkadaşların sana nasıl yardım etmezler aklım ermiyor?”
Sakıncalı donuk gözlerle baktığında:

Sakıncalı 2/ Hüseyin Tabip Taşkın

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 
Can arkadaşını kaybetmişçesine üzüldü. Pazarın iç kısımlarında Şişman bir kadın dilenciyle karşılaştı. Ağırdan yürüyordu. Başı eşarplıydı.
O devamlı gelip geçene elini açar, gözüne sokacakmışçasına öne doğru uzatırdı. Adam gibi kabiliyetli olmasa da para veren çıkıyordu. Diğer pazarda balıkçıların yakınına doğru meyve satan tezgâhın önünde Kayınvalidesi ile gelini onu gördü. Gelin küçük çantasından üç tane onluk çıkartıp Şişman’a verirken:
“Başımın gözümün sadakası olsun. Kazalardan, belalardan koru Ya Rabbim.” diye söylendi.

Sakıncalı 1/ Hüseyin Tabip Taşkın

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

 
Sakıncalı, dört duvar arasından çıkalı bir hafta olmuştu. Dışarıdan davası sürmekteydi. Nasıl iş bulacaktı? Ortalıkta öylece yalnız kalmıştı. Geçmiş yılların sayfasında mücadele verdiği yol arkadaşları neredeydi? “Birden fazla topluluk coğrafyamızda yaşıyor, kültürüyle, diliyle demesinden midir,” yalnızlaştırıldığı? Nedendir?
İş lazımdı. Para lazımdı, evin ihtiyaçlarını karşılaması, yaşamını devam ettirmesi için ama nerede?
Dört duvar arasına, demiri çokça olan yere düşüncesini yazıya döktüğü için girmişti. Bu gezegende toplumsal düşünceyi savunmak hâlâ yasaktı.

Pembe Külotlu Çocuk

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Annesi evdeki paraları ve altınları toplayıp, bir gece evden kaçıp gitmiş. Nereye gitmiş, kiminle gitmiş, neden gitmiş, bilen yok. Babasıyla baş başa kalmışlar. Baba da gece dörtte işe gidip, ancak akşam altıda eve dönüyormuş. “Ben yalnızım Tamer Amca.” diyor. Yalnız belli, çünkü hep uzaklara bakıyor.
Sabahları kendi başına kalkıyormuş. Kahvaltı etmeden evden çıkıyormuş. Yanına yağ sürdüğü iki dilim ekmek alıyormuş. Ayakkabıları çok eskimiş ama önemli değilmiş.

Yaşlı Mor Balık ile Bulut/ Tamer Dursun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Ama hiç korkmadı. Denizine de yağmurunu da rüzgarına fırtınasına da sandalına, gemisine, ağına, oltasına da kafa tuttu. Ama öyle bir şey oldu ki, yaşlı mor balık bir buluta aşık oldu. Bulutun bu aşktan hiç haberi olmadı. Olsaydı da ne fayda! Bulut yaşlı mor balığa uzak, yaşlı mor balık buluta tutsak. Günlerce, gecelerce başını gökyüzünden ayırmadı bizim yaşlı mor balık. İlk defa onun için ağladı. Hatta kendi bile çok şaşırdı. Bilmezdi hiç balıkların da ağladıklarını. Arkadaşları sordular. O “Denizden,” dedi, “deniz beni hüzünlendirir hep. Ağlamam bu yüzden.”
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.