Öykü

Akıl Belası

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

1924 mübadelesinde Girit’e gelip yerleşmişler. Babam büyüyünce halama aşık olmuş. Hayatın cilvesi işte, ne diyeceksin. İki aile olmaz demiş. Babam, tırnak geçirememiş olmazlara. Aşkın dört yol kavşağında çakılıp kaldığından ve sevme açısı daraldığından olsa gerek, armadillo gibi kendi içine kapanmış önce; sonra açılmış birdenbire, halamı kaçırıp Atina’ya gitmiş. Orada gerçeği öğrenince, Yunanistan’ı terk etmeye karar vermiş, doğruca Fransa’ya gelmişler. Halam Lyon’a, Babam da Paris’e yerleşmiş.

Sevgili Günlük

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bugün damarımı bulamayan hemşireye kızmadım tabi. Önce sağ elimin üstünden kan almasını istemedim. Ne diyeyim? Korktum. Hemşire benim gibi acemiye benziyordu. O uzun iğneyi derideki etimi yırtıp sonuna kadar sokması içimde tarifsiz korkular yaratsa da sesimin çıkmaması için beynimi meşgul etmeye çalıştım. Nedense bir damla kan bile alamadı. Hemşire her ne kadar sakinmiş gibi davransa da gözlerindeki tedirginliği görüyordum. Bu beni daha da bunaltıp yüreğimi sıkıştırıyordu. Bir daha denemesine izin vermedim. Bu işi doğru düzgün yapamıyorsa sorun değildi.

Dedeme

Savaş Yadırgı kullanıcısının resmi

Bir gün dedem evden kaçmıştı. Bulup getirdik. Bahçede büyük, küçük toplanıp
“Neden kaçtın?” dedik.
“Kaybolmak için!” dedi. Soracaklarımız yüreğimizde sustu. “Beni Ankara’ya götürün,” dedi ardı ardına.
Ninem kızdı dedeme. Uzun uzun sustu dedem. Dedemin gözlerinde Ankara’yı gördüm, hasreti gördüm. İçeri girdi herkes. Ninem de girdi. Girmedi eve dedem. Çöktü olduğu yere. Verdi sırtını kendi yaşındaki duvara.
“Yeni geldin dede,” dedim. “Ne var Ankara’da?”
“Zamanım yok,” dedi dedem içime bakarak. “Ankara beni çağırıyor. Çağrılana gitmemek olmaz.”

Güzel Günler

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

Neredeyse güneş tepemizdeydi ama dağın demiryoluna yansıyan serinliğini kıramamıştı.
Birkaç ağaç,çalılık ve kayadan oluşan dağ başıydı...
Ama bu vahşi yerin kenarındaTek başına çıkmış yalnız bir gelincik gibi duruyordu su deposu ve cendere.
Tarihi eserleri andırıyordu…
Adeta dağ başı dememişler,ince bir işçilik sergilemişlerdi ve bakmaya doyamıyordu insan…
Çocuk algılarımla dokunulsa kırılıverecek oyuncaklara benziyordu.
Çatır çatır yanarken ortalık rutubet kokusu yayılıyordu yakınlarına.

"ESKİ DEMİRLER ALIRIM..."KEMER İSTASYONU

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

Alsancak yönüne doğru Kemer istasyonunu ve hemen ardından gelen geçidi geride bıraktığınızda,
Sağ tarafta ana hatta paralel rayların yanında çok eskilerden bir yapı görürsünüz.
Tarihi yüz yıldan daha eski bu yapı Kemer istasyonu ile aynı yaştadır.
Birlikte inşaa edilmiş ve istasyonun ambarıdır burası…
Yük vagonlarına öte beri yüklenir yüksek rampasından…
2004 yılında burada çekim yapmamış olmamım pişmanlığını yaşamaktayım…
Yıl 1967 iken ambarın yüksek rampasında bir kara vagon durmaktaydı.

Boş Bardak

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

Fotoğrafın can alıcı iki unsurundan biri boş bardaksa diğeri de “GRUNDIG  TK-145” e takılı olan makara band …
60’lı yıllardan,70’li yıllara atladığımız günlerde Ehl-i keyf biri tarafından doldurulmuş olmalı…
Bit pazarından aldığım bir kucak bandın içinden çıktı.
Zamanının popüler şarkılarını kaydettirmiş ilk sahibi.
O günlerde tarzım değildi bu şarkılar ama şimdi dinlerken “Çok da iyi etmiş,” diyorum.

Yorgun Kokular

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

Yorgun kokusunu…
***
Elektronikçiyim ben.
Nereden bakılsa elli yılı aşkın bir süredir bu işle meşgulüm.
“Doktor” diyorlar bana.
Oysa hekimlik eşim ise elektronik de metresim…
Yani kara trenlerden sonraki bir diğer sevdam…
Birkaç gündür, evvelki pazar satın aldığım çok ama çok eskilerden kalma, bir “Grundıg-TK-20”yi yeniden hayata döndürmeye çalışıyorum.
Amacım eski cihaz koleksiyonuma bu nadide parçayı katmak.
***
Koku en ilkel ama bir o kadar da güçlü bir hafızaya sahiptir.

Eski Demirler Alırım

Sedat Öncer kullanıcısının resmi

(...)
Şimdi dönüp bakınca çocukluğuma, o yaşta ne çok şeyler öğrettiğini düşünüyorum Kemer istasyonunun bana…
Hatta rayların çelikten, tekerleklerin ise demirden yapıldığını, aksi halde birbirlerini tutamayacaklarını, lokomotifin olduğu yerde patinaj yapacağına kadar pek çok şeyi biliyordum daha o vakitler.
Belki de hayatımı ileride kazanacağım fen bilimlerine olan düşkünlüğümün kaynağı buralardaydı.
Ama o yaşlarda bir işe yaramayan bilgilerdi bunlar.
***

’’pasaklı kontes’’ tamer dursun

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

hava daha tam aydınlanmadığından önce o kocaman gözleri, sonra dikkat edince de hırpani kıyafetler içinde, elleri yüzü kir ve yara bere içinde bir kadın gördüm. hiç hareket etmeden ağzımda dolandırdığım lokmaya bakıyordu. o baktıkça ağzımdaki lokma büyüyordu sanki. yerimden kalktım, yanına gittim. şaşırdı. ona vuracağımdan korkup elleriyle yüzünü kapattı. yavaşça elini tuttum. bu kez de ellerimize bakıyordu. gülümsedim ve içeriye getirdim.

Balkon Çiçeklerim Beraat Etti

Yıldız Karagöz kullanıcısının resmi

“Neymiş efendim çiçeklerimin saksılarını balkondan görünmeyecek şekilde iç tarafa asacakmışım, güvenlik açısından dolayı çiçeklerimin balkondan dışarı sarkması da görünmesi de kabul edilemezmiş!” Bunu bana söyleyince şaşırıp kaldım. Aklım almadı. “Hayır, saksılarım çok güvenli. Hiçbir şekilde düşmezler.  İsterseniz gelip bakın.” dedim. Ama o beni hiç dinlemeden sesini yükseltiyor, bozuk İtalyanca aksanlı Fransızcası ile balkonumdaki saksıları kaldırmamı emredip duruyor haftalardır.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.