Makaleler

ÖNEMSİYORUM ONLARI; ELBETTE BOŞUNA DEĞİL…[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
Post-modern zamanların -insan(lık)a mündemiç her şey gibi- edebiyat/ yazına verdiği hasar, “Başarılı bir yazar ya da ressamı nezih bir işadamından ayırt edemezsiniz,” diyen Sinclair Lewis’in notu eşliğinde asla küçümsenmemelidir…
Tam da bunun için edebiyat/ yazın konusunda unutturulmaması gerekenler vardır.

7 HAZİRAN’DAN 1 KASIM’A HDP NOTLARI

Temel Demirer kullanıcısının resmi

“Kendini tanı.”[1]
1 Kasım 2015 seçimlerine ramak kala kaleme alınan bu yazı, bir hayli gecikti. Ekim ayı başında tamamlanması gereken yazımız, -öncesi ve sonrasıyla- Ankara Garı Katliamı’yla devreye giren alt üst oluştan nasibini aldı. Ancak “hiçbir zaman” geç değilse -ki değildir-, diyeceklerimizi, “Gerçek; anlamda altüst edilmiş bir dünyada doğru, bir yanlışlık, bir kaza anıdır,”[2] vurgusu eşliğinde aktaralım.

Size insan olmayı da öğreteceğiz, tabii öğrenebilirseniz!

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Diğer yandan 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’daki vahşi, insanlık dışı katliamda yitirdiğimiz 100’den fazla insanımız için 13 Aralık 2015 Salı günü Konya’da oynanan Türkiye – İzlanda maçı öncesindeki saygı duruşu sırasında tribünlerden “ıslıklama” ve “tekbir

MANDELA: “GENCİ BİZİMDİR, YAŞLISI SİZİN OLSUN”![*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 

“Şimdi, nerden çıktı bu Mandela meselesi?” diyen olacaktır elbet…

Latince de ironi için kullanılan, “Plusquam perfectum/ Çoktan geçmiş zamanlar”dan söz etmenin gerekli olduğundan kuşku duymadığım koordinatlarda Hugh White’ın, “Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek hâlâ avucunun içindedir,” anımsatması hâlâ “olmazsa olmaz”.

“Neden” mi?

Sanat Sokağın Sesi, Başkaldıran Çığlığıdır

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 

ondan sonra artık her şey karşı’dır.”[2]

 

Sürdürülemez kapitalist vahşetin üretimi ve üreteni değersizleştirdiği hiçleş(tiril)me kesitinden geçiyoruz.

İnsan(lık) için birçok şey kapkara geleceksizlikte ifadesini bulurken; insan(lık)ı insanlaştıran/ yapan değerler aşınıyor.

Kapitalizmin koşullandırdığı çıkara temelli ilişkiler, insan(lık)ın içini boşaltırken; devasa bir yabancılaşma/ yozlaşmayla yüz yüzeyiz.

Öncesi, sonrasıyla Suruç Güzergâhı…

Temel Demirer kullanıcısının resmi

“Görebildiğiniz yere kadar gidin.
Oraya ulaştığınızda daha
uzağı da görebileceksiniz.”[1]
 
Charles Dickens’ın, “Zamanların en iyisiydi ve de zamanların en kötüsü,” saptamasıyla betimlenen bir kesitte; öncesiyle Suruç Katliamı, sonrasındaysa coğrafyamız ve Ortadoğu açısından sarsıcı sonuçlara yol açan ve Ceyda Karan’ın, “Cehennemin kapılarının aralanması”; Nilgün Cerrahoğlu’nun “Ateş çemberi” olarak betimledikleri bir realiteyle yüzleşiyoruz…

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Makaleler beslemesine abone olun.