Soykırıma tanıklık(lar)[*]
sayısı hesap edilemez.”[1]
sayısı hesap edilemez.”[1]
ya sen ya da bendir.
İkimiz birden değil.”[1]
Kapitalizm, parıltılı bir çöp yığını hâline getirdiği yerkürede; yaşa(tıl)dığımız “karmaşık” gerçekliği, “basitçe” ifade etmemizi, anlamamızı sağlayan bir felakettir.
Günümüzün en korkunç gerçekliğidir![2]
Komutan Yardımcısı Marcos, “Düşmanın birçok yüzü vardır, ama tek bir ismi var; kapitalizm,” uyarısına konu olan “İleri bir korsanlık sistemidir,” Thorstein Veblen’in saptamasındaki üzere!
I) KISA BİR ÇERÇEVE
İnsanların yaşamlarında hep çile dolu bir ömür ve sabırla geçen günlerde, özellikle bu yaşam küçük kasaba ve köylerde ise, bu şartları daha da zorlaştırır. Bu yaşanılan yerlerde yani; köy, kasaba, kırlarda geceleri ısınmak için ateşler yakılır. Bu ateşlerden sıçrayan küçük çıngılar vardır. Savrulur etrafa, gökten yıldızların kayması gibi saçılır etrafa. Bir an olsun bu savrulmaları seyrederken, hayallere dalarsın ve nice anılarını o savrulan çıngılarda yaşarsın.
Dünyanın geleceğini belirleyen devlet adamları ve bilim insanlarının bilinçaltında, sürekli hükmetmek ve en çoğuna sahip olmak gibi bilim dışı düşünceler var olduğu sürece, ileride çıkması muhtemel olan nükleer bir savaşın aktörlerinin, kim olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Bu noktada nükleer gücü olmayanların da, olanlar kadar suçlu olduğunu bilmek gerekir.
Yollar yorgun ben yorgun
Yorgunluğuma inanmasanız
Gülen güllere
Öten bülbüllere sorun
Ötme bülbül ötme, yeter öttün başımda
Ali Aydemir’imin hallerine ağlıyorum
Eğer inanmasanız bana
Kalem tutan ellere
Yazan dillere sorun
Kül oldum savruldum
Dağlara
Nehirlere
Denizlere
Yaprak oldum döküldüm bağlara
Yorgunluğuma inanmasanız esen rüzgârlara sorun
Fidan Akpolat
8 Mayıs 2009
Miladi 800 yıllarından sonra ortaya çıkan Selçuklu Devletinin oluşum şekline ve Selçuklu Hanedanlarının yaşam ve politikalarına baktığımızda, Selçuklu’nun Türk olmadığını ve Türklük diye bir dertlerinin de bulunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Selçukluların devletleşmek için dayandıkları temel düşünce yapısı, Arap İslam milliyetçiliğinden başka bir şey değildir. Bu çağda bölgenin en popüler sömürü ve talan siyaseti, ancak Arap İslam kültürüne sarılmakla mümkündü. Ve bölge toplumlarından İslamiyet’e dayanmayanların hiçbirisi egemenlik ve sömürü alanları elde edememişlerdir.
İnsanları kırmamaya özen gösterirken cesurca
kendisi olabilen insan samimidir. Duygularını
bastırmak yerine duygularının kaynağını görmeye
cesaret eden insan güçlüdür. Zihninde sadece
pozitif düşüncelere yer vererek kalbinde pozitif
duygular yeşermesine izin veren insan iyidir.
Hayatının kıymetini fark edip kendisine ve
insanlara hak ettiği değeri gösterebilen insan
mutludur.
Lafa dalıyoruz, ateşin harı geçiyor. Tek enerji kaynağımız şöminedeki ateş. Sönmemesi gerekiyor. Sık sık odun atıyoruz. Odun almak için balkon kapısını açtığımda, korku filmlerinin efektini aratmayan bir uğultu giriyor evin içine. Karanlığın içinden süzülüp gelen o rüzgâr sesi de kayıtlara giriyor.
Sevdiklerimiz için değerli miyiz yoksa önemli mi?
I.1) “TOPLUMSAL MUHALEFET” DEYİNCE
I.2) “OLMAZSA OLMAZ”LAR
I.3) PRATİK VEYA ROL(ÜMÜZ), POZİSYON(UMUZ)
I.4) ÖĞRENCİ GENÇLİK
II) SOMUT GERÇEK(LER)
II.1) GENÇLİĞİ(MİZİ)N BUGÜNÜ
II.2) BİR ŞEYLER DAHA!
III) BU TABLODA GENÇLİK!
IV) “İYİ DE NASIL” MI?