Taktir Edilme ve Gösteriş Psikolojisi
diğer taraftan gösteriş, şatafat içerisinde yaşamak, dünyanın en büyük onursuzluğudur.
diğer taraftan gösteriş, şatafat içerisinde yaşamak, dünyanın en büyük onursuzluğudur.
Devrimci iki şekilde olunur. Bunlardan birisi felsefi teorisiyle kültür devrimciliğidir, diğeri askeri zeka ve bilgiyle devrimciliktir. Her iki devrimci de siyaset bilimimin en büyük mimarıdırlar. Bu bakımdan biz sıradan insanlar, ancak bu bilime su taşıyan çıraklar olabiliriz. Kısa tanımdan da anlaşılacağı gibi siyasete ilgi duyan kişi, ya gerçek devrimci olmalıdır veya haddini aşmadan, gücü oranında destek sunmalı. Kimse büyük laflar etmemeli.
İnsanı Kötülüğe Sürükleyen Esas Etkenler
Evrensel ölçülerde özgür düşünme ve sorgulama imkanı olmayan her birey kötülüğe daha yakın, insanlığa tamamen uzak demektir. Bütün bunların sorumlusu ise devlet ve dinlerdir. Çünkü devlet ve dinler, bireyleri her zaman kolayca kontrol edip yönlendireceği basit seviyede eğitirler. Çoğu devletler, kendi belirlediği yaşam ve düşünce seviyenin üstüne, insanların çıkmasına asla fırsat tanınmamışlardır. Bu da bilgisiz, bilinçsiz, içgüdüsel, cinsel dürtü, paranın esiri, mesleki bilgi ve duyduklarıyla düşünerek düşük zekayla yaşamaktır.
Makalenin başlığını okuyan birçok insanın şu ifadeyi kullanacağından eminim. İnsanların kavga ve münakaşalarının sebebini bilmeyen mi var. Ancak biraz derin ve bilimsel çerçeveden bakıldığında, düşünme yeteneğine sahip insanın esasında kavga etmemesi gerekiyor.
Çünkü insanı diğer hayvan türlerinden ayıran en büyük özelliği düşünebilmesidir. Düşünmek demek neyin neden ve nasıl yapılıp yapılmamasını bilmektir. Kavga vb. olaylarının sonucunun kötü olduğunu bilen bir varlığın, bunu sürdürmesi demek ya insan olmadığını gösterir veya hayvandan daha aşağı bir varlıktır.
Kimlik; kişiyi insan yapan, aynı zamanda ulusal değerler bütününü kapsayan öz dilidir insanın.
Kişilik; anadiliyle düşünülerek geliştirilen genel kültürel karaktere denir. Bir toplum kendi öz değerleri olan dil ve düşüncesinden uzak, başkalarının dil ve diniyle düşünüp yaşıyorsa, o toplum hep geri kalmaya mahkûmdur.
Teknoloji, bilgi çağı; hızlı tüketim, sınırsız sahip olma ve insanlıktan uzaklaşmışlık, bugüne kadar var olmuş tüm düşünceleri alt üst ettiği gibi sosyalistleri daha derinden etkilemiştir.
Her şeyin çıkar ve menfaate dayandığı insanlık dışı bu yapıdan, sosyalistlerin daha fazla zarar görmemesi için, çağa uygun yeni bilimsel Marksist ilkeler geliştirmelidirler.
Sosyalistlerin, din ve etnik milliyetçiliği temsil eden kapitalist siyasetler gibi ilkesiz şekilde menfaate dayanan kültürleri olmadığına göre, tüm gerçekleri cesaretle tartışmaları gerekiyor.
Cem Vakfı'nı daha yakından tanımak için, Cem Vakfı adını nereden ve nasıl aldığını, bu derneğin kuruluş tarihine derinlemesine bakılması gerekir. Bilindiği gibi 1990’lardan önce Alevilik ve Cem'den bahseden kim olursa olsun, aşağılanıp horlanarak, İslam’a küfür ediyor yaftasıyla suçlanıp resmi ve gayri resmi şekilde cezalandırılıp dışlanırdı.