Bir Ülke ve Toplum Bataklığa Nasıl Dönüştürülür?
Bunların hepsi seçim ve atamayla devleti yönetenlerin devlete, topluma yaptıkları ihanetlerle bir kez daha kanıtlanmıştır.
Bunların hepsi seçim ve atamayla devleti yönetenlerin devlete, topluma yaptıkları ihanetlerle bir kez daha kanıtlanmıştır.
Bilince Yerleşen Karakter:
Bizi insanlaşmaya götüren ilk yapı 1,4 kilo ağırlığında olan beyin içerisindeki 100 milyar hücredir. İkinci aşamaysa bu hücrelerin bilinç merkezindeki Frontal ve Parietal Lopların sınırsız şekilde deneyim ve bilgileri kaydedip, sorgulama (Reaksiyon) yeteneğini yükseltmesidir.
Siyaset Felsefesine göre; Siyaseti yapan, yürüten insan, doyum ve tatminde sınır tanımadığı sürece, hiçbir zaman gerçek adalet, eşitlik ve barışı sağlayamaz. Doğuştan itibaren bencil, egoist ve kindar olan insan, siyasetle elde etmiş olduğu yetki, makam ve güçle, süperhayvana dönüştüğü için, başta kendi cinsine ihanet eden bir yaratıktan ibarettir.
İnsanı geri, ukala veya kısmi gelişmiş düşünceyle yaşamasının tek nedeni, dünya devletlerinin tek tanrılı dincilikle birlikte, kapitalist doyumsuz egoyu, temel eğitim ve kültür olarak öğretmeleridir. Ve bunun dışındaki farklı düşünce veya kültürleri önemsiz, geçersiz saymak, adeta insanı anasının karnındayken ukalalaştırmaktır. Üstelik ukala düşünceyi devamlı kılmak için maddi, askeri güç kullanılması, insanlığın namus ve şerefiyle oynamaktır. İnsanlık yaşamında bu gerçeklik varken adalet, ahlak, onur, şeref sahibi olunduğunu düşünmek, en büyük düşüncesizlik ve kişiliksizliktir.
Felsefeyi doğru, tam anlayıp kavramamış veya felsefeden uzak kişi, toplumlar, fireni boşalıp savrulan arabaya benzer. Dinci ve kapitalistlerin türlü hilelerle insanları arkalarından sürükleyip kullanmaları, felsefesiz eğitimin bir sonucudur. Felsefe; insanın sorgulama yeteneğini geliştiren en büyük yaşam kaynağıdır.
Kültürlü insan demek her bireyin, Kültür Bilimcisi (Filolog) olması demek değildir. Kültürlülük her şeyi sorgulayan, farklı tüm düşünceleri okuyup doğruya en yakın bilgilerle, kültürel disiplin içerisinde yaşamaktır. Bu istendiği zaman her toplumda en az %80’leri rahat bulacak bir durumdur.
Her farklı kültür, insanın düşünmesini sağlayan bilimsel temel zenginlik kaynağıdır. Buna rağmen başkalarının ve kendi tarihini çarpıtıp yok eden toplumlar, kültürden nasiplenmemiş taklitçi akıl yoksunu iken, yalnızca kendi tarihsel kültürüne önem vermekse, ukala yarım akıllılıktır.
Aleviler zaman kaybetmeden küçük dünyalarından uzaklaşıp, temel ilkeleri olan ortak yaşam felsefesinde toplanırlarsa, tarihe gömülmekten kurtulacaklardır. Yoksa gelecek çok tehlikeli sinyaller veriyor.
Bilgiye dayalı kültürlü insanların eleştirileri birey ve toplumu ileriye taşırken, anlamını yitirmiş ilkelere saplantılı eleştiriler, kavga ve cahilliğin yükselmesine neden olur. Bu yüzden gerçek sosyalistlerin dışında, eleştiri kültürünü ilke edinmiş siyasal düşüncelere kolayca rastlanmaz. Özellikle Türkiyeli sosyalistlerin özeleştiri kültürünü ilkesel olarak işlettiklerini söylemekte oldukça zor. Nedeniyse, yüzyıllık cumhuriyet tarihinde sol adına ilerleme olmadığı halde, eskilerin tekrarıyla yetinilmesi solun eleştiri özeleştiri kültürünü özümsemediğini gösterir.