Osmanlı - Yeniçeri Ocağı, Bektaşilik ve Kızılbaşlar
İşte bu yüzden Osmanlı, anadilini ve kimliğini inkar eden çirkin, soysuz, derin patolojik ruhsuzluktur.
İşte bu yüzden Osmanlı, anadilini ve kimliğini inkar eden çirkin, soysuz, derin patolojik ruhsuzluktur.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Arap ülkeleri ile Türkiye'nin basit ticareti dışında kültürel bağı olmadığı halde, Türkiye'nin İslam yozluğuna sarılıp her türlü ağır bedeller ödemesi, zeka ve akıl tutulmasının bir sonucudur. Bunlar siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel her alanda yaşanmaya devam ediyor. Peki neden devlet ve toplum olarak öz değerini inkar edip, hiçbir faydası olmayan İslam bataklığının arkasından gidiliyor? Sorunun doğru cevabı insan, zeka, akıl ve öz kültürün diyalektik bağı incelenerek verilebilir.
Bu tür toplumların bilinçlerine yüklenenler cinsel ahlaksızlık, görgüsüzlük, sınırsız maddi varlıklara sahip olmak gibi, İlk Çağ'daki içgüdüsel süper egoistliktir. Tanrının her şeyi düzelteceğini ifade eden eğitimle yetişen toplumlarda nitelik sıfırdır
Tek yapılması gereken şey, varlıkların adaletli paylaşımı, kadın erkek eşitliği ve evrensel ahlak namus değerlerinin her toplumda uygulanmasını mecbur koşmaktır. Bunu yapmayan toplum, devlet ve birey insanlıktan uzak canavar demektir.
Mevcut Ahlak ve Namus Kavramı, İnsan Olmaya Yetti mi?
Feodalizm; din ve ırk üstünlüğüne dayanan aşiretsel yerel derebeylik yönetimler demektir. Orta Çağ yaşam düşüncesi olan bu mantık, Türkiye Anayasasında resmi olarak hâlâ geçerliliğini sürdürüyor. Tüm uygulama ve politikalar belirtilen çerçevede yürütüldüğü için, Türkiye'nin feodalizmden henüz çıkmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Devletin temeli Orta Çağ düşüncesine bağlıyken, Türkiye'nin modern çağdaş olduğunu savunmak, felsefe ve tarihten bir şey anlamamaktır. Mevcut yapıyı oluşturan siyasi düşüncenin altında şu mantık bulunmaktadır.
Halkını doğru ve bilimsel temelde öz değerleriyle birlikte evrensel gerçekliklere göre eğitip kültürel alt yapı sağlama alınır. Bizde ise ne öz değer ne de evrensel kültür diye bir düşünce olmadığı için, toplumun aptallaşması kimsenin umurunda değil.
Bilindiği gibi anadili Türkçe olana Türk, Kürtçe olana Kürt ve diğer halklara da aynı şekilde kendi ulus dilleriyle hitap edilir. İnsan, ulus ve toplum olmanın temel gerçekliği dile dayandığına göre, Türkiye'de kökeni Türk olmayanlar neden hem Türk hem de İslam Milliyetçisidirler? Bu anormalliği daha net anlayabilmek için etnik, etimoloji ve millet kelimelerinin analiz edilmesi önemli bir kolaylık sağlıyor.
Psikoloji, Sosyoloji ve Tıp Bilimleri, insanın tüm yaşamsal faaliyetleri karakterini yansıttığı gibi, temizlik kültüründe bunun daha açık şekilde görüldüğünü ifade eder. Temizliğin, karakterle doğrudan bağlantısını ilk önce şu noktadan kurabiliriz.
İnsanın temiz bir ortamdan yoksunluğu durumunda, birçok hastalığa yakalanarak ölme ihtimalinin yüksek olmasıdır. Veya ölmese bile insani vasıfları zayıflayarak bundan en az 35 bin yıl önceki gibi, ağaç ve mağara kovuklarında hayvanlar şeklinde yaşaması demektir.
Kimlik; kişiyi insan yapan, aynı zamanda ulusal değerler bütününü kapsayan öz dilidir insanın.
Kişilik; anadiliyle düşünülerek geliştirilen genel kültürel karaktere denir. Bir toplum kendi öz değerleri olan dil ve düşüncesinden uzak, başkalarının dil ve diniyle düşünüp yaşıyorsa, o toplum hep geri kalmaya mahkûmdur.