Metin Arpacı

bir eğiliş şiiri

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

başladı hayat
ölüme dek
ayrılıkta, iklimde gezen
eller gibi yalın ayak
kader yüzü gerilmiş
efsunkar seslerle irkilmiş
işte sınavıdır hayatın girişi
girdabında sönen mumun yiyişi
 
mahşerin nice hasretiydi bekleyiş
tırpanları bileyen güneşler gibiydi
bembeyaz içimize dolan aylar gibiydi
sevgimizi yükselten saylar gibiydi
yalnızlıktan geçip giden taylar gibiydi
yollara umuda ahenk veren tarlar gibiydi
 
şimdi ansızın serinlik vururken
sen ki hep tebessüm takansın

ey mülakat!

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

anadolu, bozkır ovalarında
taş tutmuş toz yutmuş yollarında
eğer deniz çıban vurursa yalnız üşürüm
üstümde son gocuğum yırtılırsa şayet
aşk elmasının dibinde uyurum

nice sırlar kaçmış insan aynasından
insan sırrını açmaktan korkar
ki yalanı bundandır bilirim
insan sır almaktan zevk duyar
kahpe sorularla üstüne gelinmesi bundandır bilirim

Olso

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

Haleler periler takmış yanağıma hüznü
Oysa asırlardır çarmıhtaydım
Giymemeliydim kederin bin bir türlü yüzünü
Allah'ın doksan dokuz ismiyle anmalıydım yakarışımı
Dostum sen kocaman bir Olso'sun
Dualar şifalar takmalıydım çehreme
Vesveseler birikmiş kaderin kırbacını Olso’dan yiyenin
Oysa yalnız bir Olso kendini feda eder paraya
Yalnız bir Olso!
 
Bense kimileri için esmer yahut kolaycana yazılan kağıtlar dağıtırım
Benim kelimelerim para etmez
Çünkü ben öteden beri Olso'nun hasmıyım

babadan sonra

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

bana büyükçene tebessümle bakardı
ıskartaya çıkmış asker cipinin altında
babamla yediğim üzümlü ekmeği özledim
büyüdüm bugün, babam şimdi yok
hastanede babamla kaldığım o kısacık günleri özledim
insan, babası ölünce kanadının birini kırıveriyorlar
baba diyecek birisi yoktur artık
insan baba kelimesini unutuveriyor
sabah namazına kim kaldıracak artık?
musalla taşında baba tabutuna bakan
birkaç ıslak gözyaşı
mezarda birikmiş birkaç dua ve yasin
rüyalarda kaçıp yanında durduğun

Kurbağa

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

Saçları sapsarı olan İsa afalladı, başı yerdeydi, arkadan birinin onu dürtmesiyle ancak kendine geldi. Arkadaki çocuk kulağına fısıldıyor, “Seni çağırıyor, git” deyince İsa utana sıkıla ayakları birbirine dolanırcasına ezilmiş haliyle herkesin göreceği basamağa çıktı.
“Hadi, al bakalım mikrofonu, bağırarak oku.”
İsa bakışlarını arkadaşlarından ve sıradaki tüm öğrencilerden zoraki kaçırıyordu. Sadece müdüre bakıyordu.
“Ne bakıyorsun çocuk, hadi okusana?”

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Metin Arpacı beslemesine abone olun.