Yasar Ekin
Ben beni size hangi kelimelerle anlatayım ki!
Siz topraklarının sürekli "KIZILA" boyandığı ve o yapılanlardan dolayı insanın yüzünün "KIZARDIGI" bir diyar, bir yer. Dersim diye bir coğrafya duydunuz mu? Hani o yazılı "masallarda" olmayan, öykülerine yer verilmeyen bir diyar... Delisinin Heykelini diken bir diyar, bir HALK! Ha işte ben orada doğmuşum, 1955 yılında...
Sonrasında HARPUT eteklerinde kurulu o şehirde; İlk-Orta-Liseye gidip ANA Dilini unutmuş, Türkçeyi öğrenmiş, Edebiyat ve Tarih’te ikmale kalmış biri...
Ve şimdi de belki birileri utanır diye, Tarih ve Edebiyatla uğraşıp okuyucular karşısına çıkmışım. Ya sonra? Evet ya sonra; Halkını ve ülkesini seven diğer insanlar gibi, yani o bilinen KIRIM ve KIYIM, 1980 sonrası malum hikâyelerle idam giyip müebbet yürümüş, Ölümün rengini ve şiirlerini tanımışım. Anlayacağınız, o" tufan “ve Kırımlardan kurtulma şansını yakalayıp, gönülsüz de olsa yurtdışına kaçmışım... ADIM Hans olmuş, Eva olmuş ne fark eder ki? Sonuçta, ben de sizin gibi biriyim..