Ağ Günlükleri

ÇAV BERDAN AXA ME

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Eman nedin neyaran
Destek bidin camêran
Li axa warê me de
Gulan nedin ber kêran

Bêzar nebin hêz rabin
Dil û can em hev re bin
Kurdîstana me rinde
Bikenin em tev şabin

Em çalakin bêguman
Fersend nedin wan şoman
Wan çav berdan axa me
Wan Ereban, wan Roman

Dilê me de agire
Her rengan vedigire
Bo şerê azadîyê
Gelê me hev digire

Îro me re mizgînî ye
Bo me serbilindî ye
Piçek tarî jî nema
Roj me re rizgarî ye

Mehmet Çobanoglu
29.01.2015
Stanbol

Şapka/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Kasap bunlar,” diyordu. “Ameliyat yapacakmış, sanki sakatat kesiyor!”

Ertesi gün Akhisar’a gittik. O zamanlar Akhisar’da Cevdet Bey adında yaşlıca bir pratisyen hekim vardı. Beni muayene etti, sonra babamı rahatlatan, yüzünü güldüren şeyler söyledi.

Böbreğimin alınmasına gerek yoktu. İlaçla tedavim mümkündü. Çok sıkı, tuzsuz bir perhiz yapmam, bir de her gün penisilin iğnesi yapılması gerekiyordu. Perhiz sorun değildi, ama köyde ebe, hemşire, sağlık memuru yoktu. İğneleri askerlikte sıhhiye eri olan biri yapıyordu.

Mutlaka Okunması Gereken Bir Kitap/ Aziz Tunç

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kendimi bir anlatsam, hayatım romandır'' der çıkarız işin içinden. Aslında her hayat, bir romana, bir hikayeye konu olacak kadar zengin ve ilginçtir. Değil mi ki hayat, iyilik kötülük, varlık yokluk arasında tükenir gider; başka bir deyişle her şey insana dairdir. O halde her hayat bir romandır; yeter ki yazmasını bilelim...
Ali Rıza Aksın'ın "Kırmızı Fare" adlı anı romanını okuduğumda tam da bu duyguya kapıldım: "Neden yaşadıklarımızı yazmayız? En basit, en sırada hayat bile içinde esaslı bir roman taşır."

Bin Yıllık Hüzün 2

devrim gür kullanıcısının resmi

Sürüyor... 
Bir madenci ;
Bin yıldır 
Kazıyor 
Kabuğunu kırdığı ışığı bulmak için.
Bin yıldır;
Kayıklar 
Çok uzağından geçiyor büyük denizlerin.
Bin yıldır, 
Martılardan da uzak
Bir yerde bekliyorlar aşkı bekleyenler.
Limanlar
Esir düşmüş gemilerin...
Güvertesinde 
tarih oluyor şimdinin denizcileri.
Bin yıldır;
Tanrılar
Sırtını sıvazladığı şeytanı lanetliyorlar -

Gülü seven yapraklarını, sevmeyen ise dikenlerini görürmüş!

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Genellikle öğlen yemeğinden sonra arkadaşlarımızla orada toplanır, bazen iş bazen siyaset bazen de güncel hayatımızla ilgili sohbetler ederiz.

Birkaç gün önceydi. Yine espriler, kahkahalar havada uçuşuyordu. Bu arada Ayşe de geldi. Kuaföre gitmiş. Halinden belli. Saçları şekilli, kat kat kesilmiş. Yakışmış. Boyanmış ve fön çekilmiş. Hafif makyajlı. Çok hoş ve enerjik görünüyor. Gülümseyerek gelip yanımıza oturdu. "Güle güle kullan… Çok güzel olmuşsun" diye iltifatlar yağdırıyoruz.

Bu Gece

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

bir yıl dönümünü kutluyorum
Garip, hüzünlü...
Ağaçların hışıltısını
böceklerin ötüşünü
dinliyorum...
 
 gecenin üçü aldırmıyorum
Kalemim, defterim, sigaram
 
seni yaramaz kız seni
seni düşünüyorum...
 
seni sevmek
ellerinden tutup
gözlerine bakmadan
koşmak istiyorum
düşüncesiz
 kimsesiz ...
 
sen ve ben
bu gece
Aşk dolu
sevgi dolu, sevecenlik dolu
dünya bizim demiyorum
dünya
sen ve ben
 
duymuyor musun?

Çocukca Mendil

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

''Yok'' dedim, ''Sağ ol, sağ ol, benim var''

''Olsun sonra kullanırsın'' dedi titrek sesiyle.

''Peki'' dedim, ''Ver bir tane''

Uzattım parayı, sevindi. ''Mendil kalsın'' dedim, gücendi.

''Olmaz öyle şey, ben dilenci değilim''

''Peki'' dedim, ''Peki, kızma''

Aldım mendili elinden sordum: ''Adın ne senin?''

''Murat'' dedi, ''Murat ama arkadaşlar 'İnce', der zayıfım ya hani.''

''Annen, baban yok mu senin?''

''Bilmem, vardır herhalde. Hiç görmedim ki.''

''Peki nerede yaşıyorsun sen? '' dedim.

Tükeniş

Okan Eroğlu kullanıcısının resmi

Ayakta sağa sola işiyorum. Tuvalet kâğıdı rulosunu olduğu gibi klozetin içine atıp sifona basıyorum. Deponun içindeki su şırıltıyla klozete doluşuyor. Şişerek yükseliyor. Sonra kabarcıklar çıkararak akacak gibi oluyor. Ancak kâğıt peçete rulosu gideri tıkamış. Su olduğu gibi öylece yüzeyinde belli belirsiz dairesel bir döngüyle kalakalıyor. Yüzeydeki bu dönemeci seyrediyorum bir an. Deponun dolduğunu bildiren tıssssesi kesiliyor. Tekrar sifona basıyorum. Su klozetten taşıp dışarı akarak zemine boşalıyor. Tuvaletten çıkıp lavaboya giriyorum.

Aşığım

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Yüzünü görmediğim birine
Kim bilir
Belki de kudret-i kebirime
kendi kibirime.

Yüzü mühim değil
Kesin aşığım
Milyarlarca çağrı vardır çünkü
Nabzımın her vuruşunda
Duru bir çığlığı dinlercesine
Dinlesem her çağrıyı
Beni biz bizi ben ocağına sürsem
İnat isti'dâd örsünde biçimlendirsem
Çimleneceğim
Şu daracık hücrede
Biçimleneceğim.
19 temmuz-1985
Antep Özel Tip Cezaevi hücresi

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.