Çin Deyince
Çin’e -ya da sektörel sosyalist ülkeler topluluğu’nun SSCB likidasyonu sonrasına- dair söz etmek, hiç de kolay değildir; ancak söz konusu karmaşık soru(n)[2] üzerine, bir kez daha eğilmek “olmazsa olmaz”…
Çin’e -ya da sektörel sosyalist ülkeler topluluğu’nun SSCB likidasyonu sonrasına- dair söz etmek, hiç de kolay değildir; ancak söz konusu karmaşık soru(n)[2] üzerine, bir kez daha eğilmek “olmazsa olmaz”…
Müzik; müthiş bir şeydir; “Müziksiz bir hayat hatadır,” diyen Friedrich Nietzsche’ye katılmamak mümkün mü? Elbette değil…
“Müzik dediğimiz şey, insanın doğadaki sesleri organize etmiş hâlidir.”[2]
“Antik inanca göre müziğin anlayana, “aklın ışığından göksel hakikâti sezinleme” olanağını verebileceği düşünülmüştü... Sanatlar içinde sadece müziğin insan ruhunun en derin noktalarına kadar ulaşıp, en yoğun duyguları bile evrensel harmoniyle bütünleştirebileceği öngörülmüştü.”[3]
Neri(man) “karla, borayla, fırtınayla sınanmış” bir kadındır; ateşi de, ihaneti de görmüştür; her şeye karşın, hâlâ dik durup, diklenen yürekliliğiyle, bilinciyle “Kaldır Başını” diyenlerdendir.
Onu, çok eskilerden; demir parmaklıkların ardından tanırız; onur duyduğumuz yoldaşımızdır Neri(man).
Ama hayır; ona dair bilinenleri anlatmak değil amacımız; onu en iyi anlatan dizelerinden söz edeceğiz; becerebildiğimiz kadarıyla…
insanlık dışı sisteme karşı savaşmaktır.”[2]
Kapitalist sömürüden ve/veya kapitalizmin ücretli kölelik cehenneminden söz etmeden işçi sınıfına dair bir şeyler söylemek imkânsızdır.
1914 öncesi dünya toplumlarının büyük çoğunluğu İmparatorluklar tarafından yönetiliyordu. O günün şartlarında asker sayısı daha fazla ve bu askerleri besleyecek ekonomik güce sahip olanlar, bölgesel düzeyde sınırları belirleyip kendi mantığına göre yaşamı şekillendiriyordu. Buna askeri olarak itiraz edebilecek farklı imparatorluk olursa, zaten savaş açıp ya yenilirdi veya galip gelerek kendisi benzer hükümranlığı sürdürürdü. Dünya genelinde yaşanan bu egemen barbarlığa, diğer hiçbir imparatorluk siyasal olarak itiraz etmezdi.